8 Mayıs 2026 - 08:53
Arakçi'den BM'ye mektup: Hürmüz tasarısı tek taraflı ve provokatif

İran Dışişleri Bakanı Arakçi, ABD ve Bahreyn'in Hürmüz Boğazı'na ilişkin BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu tek taraflı karar tasarısını sert dille eleştirdi. Arakçi, mektubunda tasarının gerçek nedeni, yani ABD-İsrail saldırganlığını görmezden geldiğini, uluslararası toplumu bu istismara izin vermemeye çağırdı. İran, savaşın durdurulması ve ablukanın kalkması koşuluyla normal geçişin yeniden sağlanabileceğini belirtti.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: İran Dışişleri Bakanı Seyid Abbas Arakçi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e gönderdiği mektupta, ABD ve Bahreyn tarafından Hürmüz Boğazı'nın durumuna ilişkin sunulan tek taraflı ve kışkırtıcı karar tasarısını sert dille eleştirdi. Tesnim Haber Ajansı'nın aktardığına göre Irakçi, mektubunda ayrıca Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, BM nezdinde Çin Daimi Temsilcisi ve dönemsel BM Güvenlik Konseyi Başkanı Fu Cong ile tüm BM üye ülkelerine seslendi.

Arakçi, mektubunda tasarının, Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durumun asıl nedenine, yani ABD ve İsrail rejiminin İran'a karşı yürüttüğü askeri saldırı ve kanunsuz güç kullanımına hiçbir atıfta bulunmadığını belirtti. Mevcut durumun doğrudan ve münhasıran bu ülkelerin saldırgan, haksız ve yasa dışı savaşından kaynaklandığını vurgulayan Irakçi, tasarının gerçek amacının sahadaki gerçekleri çarpıtmak ve ABD'nin Basra Körfezi ile Hürmüz Boğazı'ndaki yasa dışı eylemlerini meşrulaştırmak olduğunu ifade etti. Bakan, ABD'nin bu bölgenin kıyılarından binlerce kilometre uzakta olduğuna dikkat çekti.

Arakçi, uluslararası toplumun, saldırganların Güvenlik Konseyi'ni istismar etmesine veya yasa dışı eylemlerine meşruiyet kazandıracak bir araç haline getirmesine izin vermemesi gerektiğini belirtti. Tasarının sunucularının, uluslararası hukuku seçici ve taraflı bir yorumla kullandıklarını, aynı zamanda ABD'nin kendi uluslararası hukuk ihlallerini görmezden geldiklerini kaydetti. Irakçi ayrıca, tasarıda ABD'nin ateşkesi ihlallerine, yasa dışı deniz ablukasına ve İran gemilerine yönelik saldırı ile el koyma eylemlerine de yer verilmediğini vurguladı.

İranlı Bakan, tasarıda BM Şartı'nın 7. Bölümü'ne atıfta bulunulmasının tamamen haksız ve orantısız olduğunu, böyle bir kararın kabul edilmesi halinde Güvenlik Konseyi'nin itibarının ve yetkilerinin ciddi şekilde zayıflatılacağını, ABD'nin tek taraflı baskı ve yasa dışı eylemlerine meşruiyet kazandıracak tehlikeli bir emsal oluşturacağını ifade etti.

Arakçi, savaşın kalıcı olarak durdurulması, İran'a yönelik yasa dışı abluka ve yaptırımların kaldırılması koşuluyla Hürmüz Boğazı'nda normal deniz trafiğinin yeniden başlayacağını belirterek, istikrara giden yolun ABD'nin uluslararası hukuka bağlılığından geçtiğini, Güvenlik Konseyi'ni istismar ederek durumu daha da karmaşık hale getirmekten geçmediğini söyledi.

Bu diplomatik hamle, ABD ve Bahreyn'in Hürmüz konusunda BM nezdinde yürüttüğü girişimlere karşı İran'ın sert ve ilkeli direnişini göstermektedir. Tarihsel olarak bakıldığında, ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'ni kendi tek taraflı politikalarına meşruiyet kazandırmak için kullanma girişimleri yeni değildir. Irak işgali, Libya müdahalesi ve çeşitli yaptırım rejimlerinde ABD, BM Şartı'nı kendi çıkarları doğrultusunda yorumlamıştır. Irakçi'nin mektubu, Washington'ın bu kez Hürmüz üzerinden yürüttüğü benzer bir manevrayı ifşa ederek, uluslararası toplumu uyarmaktadır.

Trump yönetiminin "maksimum baskı" politikası başarısız olunca, şimdi diplomatik cephede bir zafer elde etme çabasına girdiği görülmektedir. Ancak İran'ın hem askeri sahada hem de diplomatik arenada gösterdiği direniş sayesinde ABD'nin eli yine boş kalmaktadır. Netanyahu yönetiminin İran karşıtı baskılarına rağmen, İran BM nezdinde haklı konumunu savunmaya devam etmektedir. Bahreyn gibi ABD'nin bölgedeki sadık müttefiklerinin bu girişime ortak olması ise, küçük monarşilerin emperyalist çıkarlara ne kadar bağımlı olduğunu göstermektedir. Batı'nın bu süreçteki sessizliği ise yine dikkat çekicidir. Geleceğe dönük olarak, İran'ın bu diplomatik direnişi, BM Güvenlik Konseyi'nde benzer girişimlerin önünü kesecek bir emsal oluşturma potansiyeli taşımaktadır.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha