14 Mayıs 2026 - 08:10
ABD’de anket: Yüzde 63 Trump’ın İran savaşını ‘hatalı’ buldu

ABD’de yapılan ulusal anketler, Trump yönetiminin İran’a karşı başlattığı savaşa halkın büyük tepkisini ortaya koyuyor: Yüzde 63 savaşı “hata” bulurken, yüzde 80’e yaklaşan kesim enerji fiyatlarındaki artıştan şikayetçi. Ekonomik memnuniyetsizliğin zirve yaptığı ve küresel gıda krizinin kapıda olduğu bu tablo, emperyalist savaşların faturasının önce kendi vatandaşlarına kesildiğini bir kez daha gösteriyor.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: ABD’de yapılan ulusal anketler, Washington-Tel Aviv ekseninin İran’a karşı başlattığı savaşın, Başkan Donald Trump’ın popülaritesini tarihinin en düşük seviyesine çektiğini ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 63’ü, Beyaz Saray’ın saldırgan stratejisini “hata” olarak değerlendirirken, bu politikanın ABD’nin uluslararası itibarını zedelediğini, enflasyonu şiddetlendirdiğini ve gıda ile enerji güvenliğinde istikrarsızlık yarattığını belirtti.

Başkanlık karnesinde dip not: “Savaş kazandırmadı, kaybettirdi”

PBS News, NPR ve Marist’in ortaklaşa yürüttüğü geniş çaplı ankete göre, Amerikalıların yüzde 63’ü Trump yönetiminin İran’a karşı izlediği askeri stratejiyi “yanlış” buluyor. Katılımcıların önemli bir bölümü, bu saldırgan politikaların ABD’nin küresel konumunu zayıflattığını ve enerji ile gıda güvenliği alanlarında ciddi istikrarsızlıklara yol açtığını vurguladı. Ankete göre yüzde 61’lik bir kesim, “askeri saldırının kârdan çok zarar getirdiği” konusunda hemfikir.

The Washington Post ve ABC News’in ortak anketi ise durumu daha da vahim bir tabloyla ortaya koyuyor: Trump’a duyulan memnuniyetsizlik, Beyaz Saray’daki görev süresinin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Gazetenin yorumuna göre, Kasım ayındaki ara seçimlere sadece 6 ay kala Cumhuriyetçi Parti, başta İran savaşı olmak üzere birçok kritik konuda seçmenden gelen yoğun tepkiyle karşı karşıya.

Ekonomik çöküşün faturası: Gıda ve enerji krizi kapıda

Anketin en çarpıcı sonuçlarından biri de ekonomik alandaki yıkıcı etkilere işaret ediyor. Katılımcıların yüzde 80’inden fazlası, enerji fiyatlarındaki patlamanın doğrudan hane bütçelerini vurduğunu söylerken, yüzde 63’ü ülkenin ekonomik durumunun kendi lehlerine işlemediğini belirtti. Yüzde 56’lık bir kesim ise yaşadıkları yerdeki ekonomik koşulları “zor karşılanabilir” veya “tamamen karşılanamaz” olarak nitelendirdi.

Sadece ABD içindeki tahribatla sınırlı kalmayan kriz, küresel boyutlara ulaşmış durumda. Dünyanın en büyük gübre üreticilerinden Yara International’ın CEO’su Svein Tore Holsether, dağıtım zincirindeki aksamalar devam ederse milyarlarca öğün yiyeceğin yok olabileceği konusunda ciddi bir uyarı yaptı. Bu uyarı, emperyalist savaşların yalnızca doğrudan çatışma bölgelerini değil, küresel gıda güvenliğini ve tedarik zincirlerini nasıl tehdit ettiğinin somut bir kanıtı.

Emperyalist politikanın geri tepmesi: Çıkmaz sokak ve diplomatik kriz

Anketlerin ortaya koyduğu rakamlar, ABD emperyalizminin Ortadoğu’daki maceracı politikalarının iç cephede yarattığı tahribatı gözler önüne seriyor. Tarihsel süreçte Vietnam, Irak ve Afganistan savaşlarından sonra bir kez daha Amerikan halkı, kendi çıkarlarıyla örtüşmeyen, yalnızca silah lobilerine ve İsrail’in bölgesel emellerine hizmet eden bir savaşın ağır faturasını ödemek zorunda kalıyor. Uzmanlara göre Beyaz Saray, ne askeri ne de diplomatik alanda hedeflerine ulaşamamış olmanın çıkmazı içinde kıvranırken, İran’ın “makul haklar” zeminindeki kararlı duruşu, ABD’nin dayatmacı politikalarını çıkmaza sokmuştur. Washington’un barış tekliflerini “teslim belgesi” olmadığı için reddetmesi ve müzakerelerde çıtayı sürekli yükseltmesi, bu çıkmazın diplomatik alandaki yansımasıdır.

Zıt görüş: Trump’ın sadık tabanı ve “güç gösterisi” ısrarı

Anketlere rağmen Trump, İran politikasını “tarihi ve cesur” olarak savunmaya devam ediyor. Cumhuriyetçi tabanın önemli bir bölümü, özellikle geleneksel muhafazakar seçmen, Trump’ın “sert güç” kullanımını ve İran’a karşı geri adım atmayan duruşunu destekliyor. Beyaz Saray sözcüleri, savaşın maliyetlerinin “ulusal güvenlik yatırımı” olduğunu ve İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engellemenin uzun vadede daha büyük bir maliyeti önlediğini savunuyor. Ancak anketler, bu argümanların geniş halk kitleleri nezdinde inandırıcılığını yitirdiğini gösteriyor.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha