Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- Bölgedeki deniz ticaret yollarının güvenliği yeniden tartışma konusu olurken, Suriye’nin Hürmüz Boğazı’na alternatif oluşturabilecek bir kara koridoru üzerinde çalıştığı iddiası dikkat çekti. Bölgesel kaynaklara göre Şam yönetimi, hem ticari taşımacılığı hem de enerji sevkiyatını kapsayacak bir hatla Irak sınırından Akdeniz kıyılarına uzanan lojistik omurgayı güçlendirmeyi amaçlıyor.
Projenin temel gerekçesi, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her gerilimin petrol ve doğal gaz fiyatlarına anında yansıması ve tedarik zincirlerinde dalgalanma yaratması olarak gösteriliyor. Suriye’nin hedefi ise, deniz geçişlerine bağımlılığı kısmen azaltan; kara, demiryolu ve boru hattı seçeneklerini bir araya getiren bir “çok modlu” güzergâh kurmak. Bu çerçevede liman kapasitesi, gümrük altyapısı, transit geçiş mevzuatı ve güvenlik koridorları gibi başlıkların eş zamanlı ele alındığı belirtiliyor.
Şam’a yakın çevreler, hattın yalnızca bir ekonomik proje olarak değil, Suriye’nin savaş sonrası yeniden inşa sürecinde “bölgesel entegrasyon” aracı olarak da kurgulandığını ifade ediyor. Koridorun hayata geçmesi halinde Irak üzerinden gelecek yüklerin Suriye limanlarına bağlanması, Akdeniz üzerinden Avrupa ve Kuzey Afrika pazarlarına erişimin hızlanması ve bölgesel ticaretin maliyetlerinin düşmesi hedefleniyor.
Enerji boyutu ise projenin en hassas başlığı olarak öne çıkıyor. Suriye’nin, mevcut enerji altyapısının rehabilitasyonu ve yeni hatların döşenmesi için dış finansman arayışında olduğu; enerji taşımacılığına ilişkin seçeneklerin ise teknik fizibilite ve güvenlik riskleri nedeniyle kademeli ilerleyeceği konuşuluyor. Bu noktada, olası bir boru hattı veya elektrik iletim projelerinin, uluslararası yaptırımlar ve yatırımcı iştahı gibi faktörlerden doğrudan etkileneceği değerlendiriliyor.
Öte yandan uzmanlar, bu tür bir kara koridoru fikrinin sahadaki güvenlik dengelerinden bağımsız düşünülemeyeceği görüşünde. Suriye’nin doğusundaki güvenlik tablosu, sınır geçişlerinin istikrarı, altyapının korunması ve sigorta maliyetleri, projenin hayata geçirilmesinde belirleyici unsurlar arasında sayılıyor. Ayrıca bölgesel rekabetin yoğunlaştığı bir dönemde, koridorun hangi ülkeler tarafından destekleneceği ve hangi aktörlerin mesafeli duracağı da önemli bir soru işareti.
Şam yönetimi cephesinden doğrudan bir takvim açıklanmış değil. Ancak diplomatik temaslar ve teknik hazırlıkların hızlandığına ilişkin işaretler, Suriye’nin kendisini “Hürmüz’e alternatif kara kapısı” olarak konumlandırma arayışını güçlendirdi. Önümüzdeki süreçte projenin somutlaşması, hem bölgesel ticaret rotalarını hem de Doğu Akdeniz’deki enerji-jeopolitik denklemi yeniden şekillendirebilecek gelişmeler arasında görülüyor.
yorumunuz