Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: ABD ile İran arasında diplomatik temaslar sürerken, Washington’un aynı anda askerî saldırılar düzenlemesi, ABD’nin müzakere masasındaki samimiyetsizliğinin bir kez daha kanıtı oldu. Amerikan ordusu, Hürmüz Boğazı’ndaki Keşm Adası ve Goruk kentinde bulunan füze rampalarını hedef aldığını duyurdu. Bu saldırı, ABD’nin “saldırgan eylemler” bahanesiyle ateşkes ve anlaşmaları hiçe sayma alışkanlığının yeni bir halkasıdır. İran ise buna karşılık Kuveyt’teki ABD üslerini vurarak meşru müdafaa hakkını kullanmıştır.
Gözlemciler bu karşılıklı saldırıları “diplomasinin gölgesinde el güçlendirme” olarak yorumlasa da, gerçek olan şudur: ABD, tarih boyunca defalarca müzakere masasında olduğu halde saldırıya geçmiş, imzaladığı ateşkes ve anlaşmalara ihanet etmiştir. Daha önce 12 Gün Savaşı döneminde ve Ramazan Savaşı öncesinde tam iki kez, müzakere ederken İran’a vuran ABD, bugün de aynı güvenilmez ve hain tutumunu sürdürmektedir. Washington’un elinde hangi anlaşma olursa olsun, Amerikan yönetiminin tek taraflı çekilme ve saldırı refleksi, onu uluslararası sistemin en güvenilmez aktörü haline getirmiştir.
Tahran’dan ihtiyatlı ama kararlı sesler
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelere ilişkin “net bir sonuca ulaşılmadan kesin bir hüküm verilemez” derken, Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, “İran halkının hakları güvence altına alınana kadar hiçbir anlaşmayı onaylamayacağız” diyerek ABD’nin oyunlarına gelmeyeceklerini net bir şekilde ortaya koymuştur. Kalibaf, ABD’nin ekonomik baskı ve medya propagandasıyla milli birliği bozma çabalarının “boş bir hayal” olduğunu söylemiştir.
Devrim Muhafızları’ndan ABD’ye meydan okuma
Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Muhammed Ekberzade, ABD’nin İran’la savaşında bataklığa saplandığını belirterek şu sert ifadeleri kullanmıştır: “Düşmanın aşırı talepleri karşısında savaşacağız. İran, Hürmüz Boğazı’nın yeni yönetim düzeninden bir adım geri atmayacak. ABD, kendi askerlerinin canını korumak için kiralık unsurlar kullanıyor, ancak İran’ın füzeleri Kuveyt, Bahreyn ve BAE’deki üsleri menziline almış ve güvensiz hale getirmiştir. ABD’nin bölgedeki hükümranlığı sona ermiştir.”
Analistler, bu açıklamaların Tahran’ın ABD’nin saldırganlığına karşı müzakere masasında güç gösterisi yapma ihtiyacından kaynaklandığını belirtmektedir. Ancak asıl vurgulanması gereken, ABD’nin hiçbir kırmızı çizgi tanımadığı, Hürmüz Boğazı gibi hayati bir pazarlık kozunu dahi güvenilmez bir muhatap karşısında savunmak zorunda kalan İran’ın haklı duruşudur.
Tesnim Haber Ajansı: Mutabakat geçersiz kalabilir – ABD’nin revizyon dayatması
İran’ın yarı resmi Tesnim Ajansı’na göre, ABD ile olası mutabakat zaptı geçersiz kalma ihtimaliyle karşı karşıyadır. Taraflar arasında mesaj trafiği sürse de, ABD’nin sürekli yeni şartlar dayatması anlaşmayı riske atmaktadır.
Bu arada ABD Başkanı Trump’ın, müzakere edilen taslakta değişiklik talep ettiği iddia edilmektedir. Axios’a göre Trump, özellikle İran’ın nükleer materyalleri ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasına ilişkin maddelerde daha sert şartlar istemiştir. New York Times ise Trump’ın “daha sert şartlar içeren revize bir taslak” gönderdiğini yazmıştır. Gözlemciler, bu hamleyi “emperyalist dayatma” olarak nitelendirmekte ve ABD’nin daha önceki anlaşmalardan tek taraflı çekilme alışkanlığının güven bunalımını derinleştirdiğini vurgulamaktadır.
Sonuç olarak: ABD, ne müzakere masasında ne de sahadadır. Tarihsel olarak iki kez tam müzakere ederken İran’a saldırmış, 12 Gün Savaşı ve Ramazan Savaşı öncesinde ihanetini tüm dünyaya göstermiş bir ülkedir. Bugün de aynı güvenilmez, hain ve saldırgan tutumunu sürdürmektedir. İran’ın her türlü anlaşmaya temkinli yaklaşması, ABD’nin oyunlarını boşa çıkarmanın tek yoludur. Tahran yönetimi henüz resmî yanıtını vermemiş olsa da, ABD’nin bu dayatmacı ve güvenilmez politikaları karşısında İran halkı ve liderliği milli birlik ve direnişten asla vazgeçmeyecektir.
yorumunuz