Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- ABD ile İran arasında bir süredir görüşüldüğü ifade edilen mutabakat zaptına ilişkin takvimin uzadığı, gecikmenin ise Lübnan sahasındaki gelişmelerle doğrudan bağlantılı olduğu iddia edildi. Konuya yakın kaynakların aktardığına göre Tahran, Lübnan’daki çatışmaların durdurulmasını ve gerilimin düşürülmesini, Washington’la yürütülen temasların ilerlemesi için “kritik şart” haline getirdi.
Diplomatik kulislerde konuşulanlara göre İran tarafı, Lübnan cephesinde sürdürülebilir bir ateşkes zemini oluşmadan atılacak adımların, bölgesel dengeleri daha da kırılganlaştıracağını savunuyor. Bu yaklaşımın, mutabakat metninin nihai imza aşamasına gelmesini yavaşlattığı; tarafların, teknik başlıklarda ilerleme kaydetse dahi siyasi çerçevede “paket anlaşma” mantığına sıkıştığı belirtiliyor.
Kaynaklar, Tahran’ın özellikle İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini ve ateşkes ihlali olarak nitelendirdiği eylemleri öne çıkararak, “sahada gerilim sürerken diplomatik normalleşme olmaz” tezini güçlendirmeye çalıştığını aktarıyor. Buna karşılık Washington’un, anlaşmayı Lübnan dosyasından ayrıştırma eğiliminde olduğu; ancak sahadaki tırmanmanın ABD’nin bölgesel önceliklerini de etkilediği ifade ediliyor.
Bölge uzmanları, Lübnan dosyasının yalnızca ikili müzakerelerin bir parçası değil, aynı zamanda geniş bir pazarlığın düğüm noktası haline geldiği görüşünde. Buna göre, Lübnan’da çatışmaların durması; deniz güvenliği, enerji hatları ve sınır ötesi saldırı risklerinin azaltılması gibi başlıkları da beraberinde getirebileceği için, mutabakatın “bölgesel ayağı” olarak görülüyor.
Öte yandan taraflardan resmi düzeyde, mutabakat zaptının içeriğine ve imza takvimine ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle, Lübnan şartının metne nasıl yansıdığı ya da yansıyıp yansımadığı netleşmiş değil. Ancak diplomatik trafiğin hızlandığına ilişkin işaretler, pazarlığın sürdüğünü gösteriyor.
Gözler şimdi hem Lübnan sahasında olası bir ateşkes formülüne hem de Washington-Tahran hattında metnin imzaya taşınıp taşınmayacağına çevrilmiş durumda. Kulislerdeki iddia doğruysa, Lübnan’daki gerilimin seyri yalnızca sahayı değil, ABD-İran arasında kurulmak istenen yeni dengeyi de doğrudan belirleyecek.
yorumunuz