15 Haziran 2026 - 18:15
İsrail, Lübnan üzerinden İran'ın kararlılığını test ediyor

İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne yönelik saldırılarının, ABD-İran mutabakatını engellemeyi değil, Hizbullah ve İran üzerinde baskı kurarak yeni bölgesel denklemi şekillendirmeyi amaçladığı belirtildi.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Tahran merkezli WANA haber ajansında yayımlanan bir analizde, İsrail'in Beyrut'un güney banliyösü Dahiye'ye yönelik son saldırısının, ABD ile İran arasında müzakere edilen mutabakat sürecinden bağımsız veya ona aykırı bir gelişme olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtildi.

Analizde, saldırının hedefinde üst düzey bir Hizbullah yetkilisinin bulunduğuna ilişkin haberler yer aldığı ancak konuya dair ayrıntılı bilgilerin henüz açıklanmadığı ifade edildi.

WANA'ya göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıdan habersiz olduğu yönündeki açıklamalarına rağmen bazı Amerikan medya kuruluşları, İsrail'in operasyon öncesinde CENTCOM yetkililerini bilgilendirdiğini aktardı.

Analizde, Dahiye'ye yönelik saldırının ABD-İran mutabakatını engellemek veya anlaşmanın imzalanmasını sabote etmek amacı taşımadığı, aksine bu sürecin planlanmış bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

"Saldırılar yeni bölgesel düzen arayışının parçası"

WANA analizine göre İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarıyla bir yandan kendi stratejik hedeflerini sürdürürken diğer yandan ABD ile birlikte bölgede yeni bir güvenlik düzeni oluşturmayı amaçlıyor.

Analizde, İsrail'in bölgedeki işgal ve güvenlik politikalarından geri adım atmadığı, Lübnan'daki operasyonların da Tel Aviv ile Washington'un öngördüğü bölgesel denklemleri kalıcı hale getirme çabasının bir parçası olduğu ileri sürüldü.

Yazıda, ABD ile İran arasında gündemde olan mutabakatın birinci maddesinin "bölgesel bir nükleer anlaşmanın temel taşı" olarak görüldüğü ve İsrail'in mevcut saldırılarının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Hizbullah ve Lübnan hedefte

WANA'ya göre İsrail'in saldırılarla eş zamanlı olarak takip ettiği hedeflerin başında Hizbullah'ın askerî kapasitesinin uzun süreli olarak etkisiz hale getirilmesi geliyor.

Analizde, uzun süren savaşın Lübnan toplumunda yorgunluk oluşturmasının ve bunun da Hizbullah'ın silahsızlandırılması yönündeki iç ve dış baskıları artırmasının amaçlandığı belirtildi.

Yazıda ayrıca, İsrail'in güvenlik bölgesi oluşturma gerekçesiyle Güney Lübnan'da daha geniş alanları kontrol altına almaya çalıştığı ve bunun sonucunda bölgedeki demografik yapının değiştirilmeye çalışıldığı kaydedildi.

"İran'ın kararlılığı test ediliyor"

WANA analizinde, Dahiye'ye yönelik saldırıların temel amaçlarından birinin de İran'ın Hizbullah'ı savunma konusundaki kararlılığını ölçmek olduğu ifade edildi.

Analize göre İsrail, İran'ın mutabakat süreci devam ederken nasıl tepki vereceğini gözlemlemeye çalışıyor.

Yazıda şu değerlendirmeye yer verildi:

"İsrail için önemli olan, İran'ın bölgede oluşturulduğunu iddia ettiği yeni denkleme ne ölçüde bağlı kalacağını görmek."

Analizde, İran'ın saldırılara cevap vermemesi halinde bunun Lübnan hükümeti ve Hizbullah karşıtı siyasi çevreler tarafından kullanılabileceği de belirtildi.

WANA'ya göre böyle bir durumda, "Hizbullah'ın İran için yalnızca bir pazarlık unsuru olduğu" yönündeki söylemler güçlendirilmeye çalışılacak ve İran'ın ABD ile anlaşmaya direniş ekseninden daha fazla önem verdiği algısı oluşturulacak.

"Trump-Netanyahu ayrışması" tartışması

Analizde ayrıca, sahada "kontrolsüz Netanyahu", medyada ise "öfkeli Trump" görüntüsü oluşturulmaya çalışıldığı vurgulandı.

WANA'ya göre bu yaklaşım, İran'ın mutabakatın temel maddelerinden birinin ihlali karşısında sessiz kalmasını sağlamak için oluşturulan bir “algı yönetimi” unsuru olabilir.

Yazıda, bunun Tel Aviv ile Washington açısından "oyunun kurallarını belirleme", İran'ın daha zayıf konumda olduğu mesajını verme ve İsrail'in bölgedeki rolünü pekiştirme amacı taşıdığı belirtildi.

"Bölgesel mutabakat" vurgusu

Analizde, mevcut sürecin yalnızca İran'ın nükleer programıyla sınırlı olmadığı, daha geniş kapsamlı bir "bölgesel mutabakat" arayışının parçası olduğu ifade edildi.

WANA'ya göre, bu süreçte Direniş Ekseni’ne ilişkin dosyaların aşamalı biçimde ele alınması ve zamanla kapatılması hedefleniyor.

Yazıda ayrıca, İran ile İsrail arasında yaklaşık 47 yıldır süren çatışma halinin fiilen sona erdirilmesinin mümkün olup olmadığının da test edildiği belirtildi.

Analiz, "Artık top İran'ın sahasında. Ya kendi tanımladığı denklemi kalıcı hale getirecek ya da sahayı düşmanlarının hedeflerine açık bırakacak." değerlendirmesiyle sona erdi.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha