Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- İran’da son dönemde yapılan siyasi ve askeri açıklamalarda, ABD ve İsrail’le yaşanan çatışma sürecine ilişkin söylemler giderek daha sert bir tona taşınıyor. İran Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Muhsin Zengene, savaşın ilk 40 gününe dair yaptığı değerlendirmede, Washington ve Tel Aviv’in sahada ve siyasette hedefledikleri sonuçları elde edemediğini savundu.
Zengene, açıklamasında ABD ve İsrail’in İran’a karşı çok boyutlu bir baskı ve yıpratma stratejisi izlediğini, ancak bu planın sahadaki direniş ve askeri karşılık nedeniyle başarısızlığa uğradığını ifade etti. İranlı yetkiliye göre, ilk 40 günlük süreç savaşın seyrini belirleyen kritik bir eşik oldu ve bu dönemin sonunda üstünlük Tahran’ın lehine şekillendi.
İranlı siyasetçi, düşman tarafın askeri operasyonlar, siyasi baskı ve psikolojik savaş yöntemleriyle sonuç almaya çalıştığını, ancak beklenen kırılmayı oluşturamadığını dile getirdi. Zengene, bu tabloyu “kesin zafer” olarak tanımlarken, İran’ın hem askeri kapasitesi hem de siyasi dayanıklılığıyla saldırılara karşı koyduğunu söyledi.
Tahran’daki bu değerlendirme, İran’ın son haftalarda kamuoyuna verdiği genel mesajla da örtüşüyor. Resmi çevreler ve meclis kanadından gelen açıklamalarda, ABD ve İsrail’in bölgesel hesaplarının boşa çıkarıldığı, İran’ın ise yalnızca savunmada kalmadığı, aynı zamanda caydırıcılık kapasitesini koruduğu vurgulanıyor.
Uzmanlara göre Zengene’nin sözleri, yalnızca askeri bir tabloyu tarif etmiyor; aynı zamanda iç kamuoyuna moral veren ve dış dünyaya siyasi mesaj taşıyan bir çerçeve de sunuyor. Özellikle ABD ve İsrail’e karşı kullanılan “başarısızlık” ve “hedeflerine ulaşamama” vurgusu, İran’ın savaşın sonuçlarını kendi lehine tanımlama stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan bu açıklama, bölgede gerilimin tamamen sona ermediğine işaret eden yeni bir siyasi mesaj olarak da okunuyor. Tahran yönetimi, savaşın ilk 40 gününü geride bırakırken, ABD ve İsrail’e karşı verilen mücadelenin yalnızca sahada değil, diplomatik ve stratejik düzlemde de sürdüğü görüşünü öne çıkarıyor. Muhsin Zengene’nin “kesin zafer” çıkışı, bu nedenle sadece geçmişe dönük bir değerlendirme değil, aynı zamanda bundan sonraki döneme ilişkin güçlü bir siyasi pozisyon beyanı olarak öne çıkıyor.
yorumunuz