Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- 14 Şubat 2005 tarihinde düzenlenen suikastin arkasında Suriye'nin olduğu iddia edilerek Suriye Lübnan'dan çıkarıldı. Yalancı tanıkların ifadesinden hareket eden Uluslararası Mahkeme, suikastin arkasında Suriye'nin olmadığını açıkladı ve tutuklanan Lübnanlı generalleri delil yetersizliğinden serbest bıraktı.
Uluslararası Mahkeme şimdi ise yine yalancı tanıkların ifadelerinden hareketle, Refik Hariri suikastinin arkasında Hizbullah'ın durduğunu ilan etmeye hazırlanıyor.
Uluslararası Mahkeme Suikastten Hizbullah'ı Sorumlu Tutacak
Refik Hariri suikastini soruşturan Uluslararası Mahkeme’nin başkanlığına getirilen Kanadalı savcı Daniel Bellemare’nin yakında açıklayacağı iddianamesinde, Hariri suikastinden Hizbullah’ı sorumlu tutacağı yönündeki haberlere bir yenisi daha eklendi.
The wall street journal’da Jay Solomon daha önce İsrail kaynakları tarafından da sık sık gündeme getirilen “Hizbullah liderlerinden Muhammed Bedreddin'in, Hariri suikastinde rolü var” iddiasını bugün köşesine taşıdı. Jay Solomon, Uluslararası Mahkeme’nin bu yıl sonuna kadar açıklayacağı iddianamede Hizbullah mensuplarını Hariri suikastinden sorumlu tutulacağını, sorumlu tutulacak Hizbullah mensuplarının sayısının 2 ile 6 arasında değiştiğini belirtti.
İsrail 1. kanalında Temmuz ayında yayınlanan bir haberde de uluslararası mahkemenin Hizbullah’u suçlayacağı vurgulanmıştı. İsrail kanalı, Şehid lider İmad Muğniye’nin eniştesi olan Muhammed Bedreddin’in, Muğniye’nin yerine geçtiğini ileri sürmüştü. İsrail kanalına konuşan İsrailli uzman Oded Granot da suikastten sorumlu tutulan Bedreddin’in, suikasti Nasrallah’tan habersiz gerçekleştiremeyeceğini ifade etmişti.
Uluslararası Mahkeme’nin Hariri suikastinde Hizbullah’ı sorumlu tutacağı iddiası ilk defa Der Spiegel tarafından gündeme getirilmişti. Mayıs 2009’da Der Spiegel’de yayınlanan habere göre Hariri suikastinde kullanılan Mitsubishi marka beyaz kamyon Hizbullah mensupları tarafından satın alınmıştı.
Der Spiegel, soruşturma kapsamında incelenen telefon kayıtlarını da saldırının Hizbullah mensupları tarafından düzenlendiğinin kanıtı olarak sundu. Der Spiegel’e göre telefon kayıtlarından hareket ederek suikasti çözümleyen kişi, İç Güvenlik Kuvvetleri’nde bombalar konusunda uzman olan Yüzbaşı Wissam Eid’dı. İddiaya göre Eid, Hizbullah savaşçılarının düzenlediği bombalı saldırı neticesinde 25.01.2008 öldürülmüştü.
Uluslararası Mahkeme’deki kaynaklara dayandırdığı haberinde Der Spiegel, suikast sırasında kullanılan telefonların Hizbullah mensubu Abd al-Majid Ghamlush tarafından satın alındığını, suikastin Hizbullah’ın askeri kanat lideri Hajj Salim tarafından planlandığını ileri sürmüştü. Der Spiegel’in iddiasına göre İmad Muğniye’nin yerine Hajj Salim gelirken Bedreddin ise yardımcısı oldu.
ABD'de yayımlanan Los Angeles Times gazetesi ise suikasta karıştığı söylenen tüm Hizbullah eylemcilerinin ölü ya da kayıp olduğunu öne sürmüştü.
Hariri suikastinin yalancı şahitleri arasında adı sık sık geçen Suriyeli subay Muhammed Züheyr Es-Sıddık da Suriye tarafından gerçekleştirilen suikastte Hizbullah’ın lojistik rol oynadığını iddia etmişti. Bir ay önce Lübnan’da yayın yapan el Cedid televizyonuna konuşan Es-Sıddık, Uluslararası Mahkeme’nin açıklayacağı iddianamenin Hizbullah açısından şok edici etkisinin olacağını, iddianamenin açıklanmasından sonra Hizbullah ve müttefiklerinin Lübnan’da başlarını kaldıramayacağını ileri sürmüştü.
”Hizbullah’ın Hariri’yi Suikast Planı” İddiası Yeni Değil
Hizbullah’ın Refik Hariri’ye suikast planladığı iddiası yeni değil. Hariri’nin Lübnan’da siyasi hayata atıldığı günden bugüne kadar İsrail, Lübnan’daki ajanları aracılığıyla Refik Hariri’ye “Hizbullah, sana suikast planlıyor” haberlerini ulaştırmaktaydı. Böylece birisi Sünni diğeri Şii olan taraflar arasında iç çatışma yaratabilecekti.
Hizbullah ile Refik Hariri, ilk defa 1993 yılında karşı karşıya geldi. Hizbullah, Oslo anlaşmasının imzalanmasını protesto etmek için Lübnan’da gösteriler düzenledi. Başbakan Refik Hariri’ye bağlı güvenlik güçleri göstericiler üzerine ateş açtı. Göstericilerden 13 kişi şehid olurken 50 kişi de yaralandı. Bu olaydan sonra İsrail, Hizbullah ile Hariri arasında kriz çıkartabilmek için daha yoğun bir şekilde çalıştı.
13 Eylül olaylarından birkaç gün sonra İsrail, Hariri’ye yakınlığıyla bilinen bir casus aracılığıyla devreye girdi ve İmad Muğniye komutasındaki bir grubun Hariri’ye suikast planında olduklarını söyledi. Bu ihbardan kısa bir süre sonra Muğniye’ye yakınlığıyla bilinen Hizbullah komutanlarından Ali Dîb (Ebu Hasan Selame) tutuklandı.
Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, Dib’in serbest bırakılması için Lübnan’daki Suriyeli Tuğgeneral Gazi Kenan’la görüştüğünde Dib’in neden tutuklandığını öğrendi. Kenan, Hariri’nin “İmad Muğniye’ye ofisinde çalışan ya da ona çok yakın olan birisi, bana suikast düzenleyeceğine dair bilgiler var. İmad Muğniye’nin de bulunduğu oturumda, suikast planı hazırlandı” dediğini Nasrallah’a aktardı.
Bu arada, Ebu Hasan’ın sorgusu Suriyeli yetkililerin nezaretinde devam etmekteydi. Kemiklerini kırıncaya kadar işkence edildi fakat Ebu Hasan, Hariri suikasti iddiasının bir iftira olduğunu söyledi. Soruşturmalar sonrasında suikast iddialarının gerçek dışı olduğu açığa çıktı ve Ebu Hasan serbest bırakıldı.
1996 yılına gelindiğinde Hizbullah’a mensup birlikler, Ahmed Nasrallah adında bir ajanı tutukladı. Ahmed Nasrallah’ın tutuklanmasıyla birlikte, Ebu Hasan Selame davası tekrardan gündeme geldi. Çünkü Ahmed Nasrallah, Hariri’ye “Hizbullah’ın suikast planlarını” ihbar eden kişiydi.
Ahmed Nasrallah, itirafında şu ifadelere yer vermişti: “Başkan Hariri’nin yanında çalışan birini tanıyordum. Ona, Hizbullah’ın Hariri’yi öldürmek istediğini söyledim. Benden haberin peşine düşmemi istedi. Bir hafta sonra, İmad Muğniye’yle beraber çalışan Muhammed Afif isminde bir şahsın Hariri’ye suikast planıyla ilgili bilgisi olduğu hakkında bilgi verdim. Arkadaşa kah ‘ustana söyle, dikkat etsin’ diyor, kah Abda taraflarında patlayıcı yüklü bir aracın bulunduğunu söylüyordum. Bir seferinde suikast düzenlemek amacıyla Hariri’yi Sayda’ya çekmek için Ebu Hasan Selame’nin İmad Muğniye’ye Behiye Hariri’yi öldürmeyi önerdiği yönünde haber gönderdim."
1996 yılında göz altına alınan İsrail casusu Ahmed Nasrallah, 2000 yılında gizemli bir şekilde tutuklu bulunduğu hapishaneden kaçarak İsrail’e sığındı. Ahmed Nasrallah, hala işgal altındaki Filistin topraklarında, İsrail lehine Lübnanlılar arasında fitne tohumları ekmek için çalışıyor.
isra haber
8 Kasım 2010 - 20:30
News ID: 212328
Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri suikasti Lübnan'ın gündemini meşgul etmeye devam ediyor.