29 Mayıs 2011 - 19:30

Tarih boyunca yetimlerin sayısı hiç bu kadar yüksek olmadı. Ve tarih boyunca da yetimler hiç modern çağlarda olduğu kadar tam anlamı ile yetim kalmadılar. Yeryüzünde 165 Milyon yetim var ve bunlara sahip çıkan yok.

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Misyoner örgütlerin ve organ mafyasının hedefindeki on milyonlarca yetimin büyük çoğunluğu ise Müslüman coğrafyalarında yaşıyor. Yetim merkezli yaptığı çalışmalarla bilinen İHH’nın Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç, yeryüzünün yetimlerini Akit’e anlattı. Savaşların, doğal afet ve açlığın hüküm sürdüğü coğrafyaların kaos ortamında ebeveynini kaybetmiş yetimlerin misyonerler, insan tacirleri ve organ mafyalarının kıskacında kaldığını söyleyen Oruç, yeryüzünde şu anda 165 Milyon yetimin bulunduğunu ve bunların ümmetin ilgisine muhtaç olduğunu belirtti.

Mavi Marmara da İsrail saldırısına uğrayıp hapishaneye atıldıkları zaman herkesin çok rahat olduğunu ve korkmadığını söyleyen İHH Genel Başkan yardımcısı Hüseyin Oruç, bunun nedenini ise şöyle anlatıyor; “Biz bilmesek de ruhumuz desteklerin farkında ve Rabbimiz bize bu rahatlığı nasip ediyor. Bu desteklerin içerisinde dünyanın dört bir tarafında İHH olarak ilgilendiğimiz yetim çocuklarımızın bizim için yaptıkları dua programlarının çok özel bir anlamı oldu.”

Dünyada bugün yaklaşık 165 milyon çocuk ebeveynlerinden ya birini ya da ikisini kaybetmiş bulunmakta. 100 milyon çocuk ise aile ortamından mahrum sokaklarda yaşamakta. Dünyada her yıl yaklaşık 2,5 milyon çocuğun kaçırılarak satıldığı, 90 milyon çocuğun ise her türlü tacize açık bir şekilde sokaklarda yaşadığı tahmin edilmektedir.

Sadece Afrika’da her yıl 2 milyondan fazla çocuk yetim kalırken savaş ve işgal nedeniyle Irak’ta 5 milyon çocuğun yetim kaldığı bilinmektedir.

Yetim, belki de tarih boyunca Müslümanların en fazla önem verdiği konulardan biri oldu. Bunun nedeni elbette Kur’an-ı Kerim ve Hazreti Peygamber’in ısrarlı tavsiyeleriydi. Yetim meselesi o kadar önemsendi ki bu salt dinin bir emri olarak kalmadı, Müslüman toplumların kültürünü de derinden etkiledi. Atasözlerinden deyimlere, yaşam biçimlerinden vakıf kültürüne kadar hayatın her türlü detayında “yetim” vurgusu yapıldı. Ancak modern zamanlarda biz henüz “yetim” olgusuna kendimizi bağlayabilmiş değiliz. “Yetimler” her yerdeler ve belki de tarihin bu döneminde ilk defa tam anlamı ile yetimler… Yeryüzü bu kadar yetimi daha önce hiçbir arada görmedi. Ama daha önce hiç bu kadar ilgisizliği de görmemişti. Yeryüzü yetim dolu ve onların dertleri ile ilgilenen pek az insan var. Kurumsal anlamda Türkiye’de yetim denildiği zaman akla birçok konuda olduğu gibi İHH geliyor. İHH, yetimler özelinde yaptığı “Yetim Okulları”, “Yetim Bursları” ve “Yetim Buluşmaları” gibi birçok faaliyet ile yeryüzünün yetimlerine sesleniyor. Biz de “yetimlerin dertleri ile dertlendiğini” bildiğimiz çok değerli ağabeyim İHH Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç ile “yetimleri” konuştuk. Bütün yönleri ile. Buyrun;

İSRAİL ZİNDANINDA YETİMLERİN DUALARI YANIMIZDAYDI

*Öncelikle Mavi Marmara sürecinde bir yetim çocuk ile yaşadığınız o duygusal iletişim ile başlayalım isterseniz. Ben o olayı duyduğumda çok etkilendim ve “yetim” meselesini gündemimizin tam merkezine oturtmak için bu söyleşiyi yapmak istedim.

*Biz Mavi Marmara da İsrail saldırısına uğradığımızda tüm dünyadan büyük bir destek gelmiş. Hem Türkiye hem de Yurtdışında milyonlarca insan sokakları doldurmuşlar, tabi biz bunların hiç birisini bilmiyoruz. Ama bildiğimiz ve yaşadığımız bir şey var; ekibin içerisinde herkes çok rahat ve kimse korkmuyor. Biz bilmesek de ruhumuz bu desteklerin farkında ve Rabbimiz bize bu rahatlığı nasip ediyor. Döndükten sonra öğrendiğim bu desteklerin içerisinde dünyanın dört bir tarafında İHH olarak ilgilendiğimiz yetim çocuklarımızın bizim için yaptıkları dua programlarının çok özel bir anlamı oldu. Bu programlardan birisi de 2005 depremi sonrası Pakistan da yaptığımız Yetim Yatılı Okulunda kalan yetim çocuklarımız tarafından yapılmış. Bu okulda kalan yetimlerimizden birisinin ismi Yasin, 7 yaşında. Depremde babasını kaybetti, 2 yıldır da bizim yanımızda kalıyor. Bu çocuğumuzun kefaletini ben üstlenmiştim. Bunu da Yasin biliyor, çok zeki ve başarılı bir çocuk. Beni sadece iki kere çok kısa sürelerde gördü, bu kısa ziyaretlerde de hiç unutamayacağım hatıralarım olmuştu. Ama bu en son yaşadığımız çok farklı. Yetimhanede tüm çocuklar bir araya gelmiş, hem dua ediyorlar hem de televizyonlardan olup biteni öğrenmeye çalışıyorlarmış, Aştot limanına getirildiğimizde ben Mavi Marmara’dan ilk çıkanlardan birisiydim, bütün televizyonlar ellerim kelepçeli gemiden çıkışımı göstermişler. Yasin beni orada görünce hemen ayağa kalkmış ve “işte bu benim babam” diye bağırmış.

YETİM ÇALIŞMAMIZ BOSNA’NIN YETİMLERİ İLE BAŞLADI

*Elhamdulillah… Peki, abi, neden bir “yetim” derdimiz olmalı?

*Toplumun üzerinde oyun oynanmaya en müsait en savunmasız ve tehlikeye en açık bireyleri çocuklardır. Bir toplumun geleceği üzerinde konuşulurken en büyük rol çocuklara verilir. Savaşların, doğal afet ve açlığın hüküm sürdüğü coğrafyaların kaos ortamında ebeveynini kaybetmiş yetimler misyonerler, insan tacirleri ve organ mafyalarının kıskacında kalmaktadırlar. İHH olarak yetim çalışmalarımızın amacı yetimleri maruz kaldıkları bu tehlikelerden kurtararak onlara güvenli ortamlar sağlamak ve temel ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap vererek onları bulundukları topluma yararlı bireyler olarak yetiştirmektir. Yetim büyümüş bir peygamberin ümmeti olarak vakfımız yetimleri bize ümmetin kutsal bir emaneti olarak görmüş çalışmalarına kurulduğu yılda Bosna yetimleriyle başlamıştır.

*Yetimlere ferdi olarak yardım etmek gerekli elbette ama kurumsal bir ilgi – alakaya neden ihtiyaç duyuluyor?

*İnsani yardım çalışmalarında ihtiyaç sahibi ailelerin tespiti ve yardımın sistemli bir şekilde ulaştırılması bir saha çalışmasını gerektirmekte bu da bir proje dahilinde yapılmaktadır. İnsani yardımı kurumsal bir yapı ile sürdürme çalışmanın sistemi ve süreğenliği açısından büyük bir önem arz etmektedir. Uzak mesafelerdeki yetimlerin tespiti için kardeş organizasyonlara ihtiyaç duyulmakta bu kurumlarla çalışmak için de çalışmaların belli bir resmiyete dökülmesi gerekmektedir. Buna ilaveten çalışmaya destek verecek devlet bünyesindeki yapıların koordinasyonu için de kurumsallık elzemdir. Yetimlerin eğitim ve rehabilitasyonu için milli eğitim ve sosyal hizmetler gibi devletin sosyal, eğitim ve sağlık kurumlarının desteğine ihtiyaç vardır. Toplumda ferdi yardım elbette gereklidir ama yeterli değildir. Desteğin daha geniş bir coğrafyaya yayılması ile ihtiyaç sahibi daha fazla aileye ulaşılmakta diğer ülke insanlarıyla dayanışma bilinci, sosyal ve kültürel bağlar güçlendirilmektedir.

YERYÜZÜNDE 165.000.000 YETİM BULUNUYOR

*Dünya’daki yetimler hakkında genel bilgiler verebilir misiniz? Teknik detaylar? Ne kadar yetim var, nerelerde bunlar vs…

*Savaşların ve felaketlerin eksilmediği dünyada yaklaşık 165 milyon çocuk ebeveynlerinden ya birini ya da ikisini kaybetmiş bulunmakta, 100 milyon çocuk ise aile ortamından mahrum sokaklarda yaşamaktadır. Dünyada her yıl yaklaşık 2,5 milyon çocuğun kaçırılarak satıldığı, 90 milyon çocuğun ise her türlü tacize açık bir şekilde sokaklarda yaşadığı tahmin edilmektedir. Sadece Afrika’da her yıl 2 milyondan fazla çocuk yetim kalırken savaş ve işgal nedeniyle Irak’ta 5 milyon çocuğun yetim kaldığı bilinmektedir.

*İHH bu anlamda ne yapmakta?

*Vakfımızın 1992 yılından bu yana devam eden yetim çalışmaları 2007 yılında başlayan Sponsor Aile Sistemi uygulaması ile daha sistematik bir yapıya dönüşmüş ve tehlikeler karşısında savunmasız durumda olan yetimlere birebir destek olunmaya başlanmıştır. 2010 yılı itibarıyla Türkiye dâhil 27 ülkede 16.000 çocuğumuzu sürekli destek programımız kapsamına almış bulunmaktayız. Bununla birlikte çalışma yaptığımız 125 ülkede on binlerce yetimi kıyafet, kırtasiye ve kumanya yardımı ile desteklemekteyiz.

*Peki, İslam dünyasının yetimleri ne durumda? Ne kadar yetimimiz var? Daha çok nerelerdeler?

*İslam coğrafyalarına bakıldığında savaşlar, kabile çatışmaları, bölge şartları ve doğal afetler sebebiyle yetim sayısının her geçen gün artmakta olduğunu görmekteyiz. Ortadoğu, Asya ve Afrika bölgeleri savaş ve kronik açlık sebebiyle dünyada yetim ve kimsesiz çocuk sayısının en yüksek olduğu bölgeler.

*Örnek verebilirsek…

*Örneğin Irak... Irak’ta anne ya da babası ölen çocuk sayısı hakkında resmi bir veri yok elimizde ama 2008 yılında açıklanan resmi olmayan rakamlara göre savaş sonrası Irak’ta 5 milyonun üzerinde yetim var. 4 yılda 1.buçuk milyon insanın hayatını kaybettiği bir coğrafyada bu rakam bile az. Filistin hakeza, dünyanın en büyük açık hapishanesi olarak adlandırdığımız Gazze’de İsrail’in saldırıları her yıl yüzlerce çocuğun yetim bırakıyor. Batı Yaka ve 48 topraklarında yetimler için faaliyet gösteren kurumlar İsrail tarafından kapatılıyor. Ortadoğu’da bizi en çok rahatlatan durum yetimlerin akrabaları tarafından himaye edilmesi. Akrabalar da ekonomik yetersizliklerden dolayı yetimlerin ihtiyaçlarına tam anlamıyla cevap veremiyor. Bu yüzden Ortadoğu’da çalışma yaptığımız Irak, Filistin Lübnan gibi ülkelerde yetimhane açmaktansa yetimlerin annesi ya da akrabası yanında kalmalarını tercih ediyor ve bu ortamlarda şartlarını iyileştirmeye çabalıyoruz.

MİSYONER ÖRGÜTLERİNİN VE ORGAN MAFYASININ HEDEFİNDELER

*Diğer bölgelerde durum nasıl?

*Genelde doğal afetlerin merkezi olan Asya’da fakirlik etkeniyle de dünyada en fazla yetimin ve sahipsiz çocuğun olduğu bir kıta. Afrika ise uzun soluklu iç savaşlar ve açlığın vurduğu bir kıta. Asya ve Afrika’daki yetimler misyoner kuruluşların eksik olmadığı mekanlar. Birçok çocuk sorgusuzca bu ülkelerden kaçırılıyor, bazıları Hıristiyanlaştırılmak üzere bazıları ise organ mafyalarınca istismar ediliyor. Bu yerlerde yetim anneleri ya da akrabaları da çocukları sahiplenme hususunda zayıf kalıyor. Bu çocukların kendi ortamlarında kalmalarındansa sağlıklı yetimhane koşullarında kalmaları konusunda tavsiye alıyoruz.

*Yetimhanelerimiz var mı?

*Elbette. Şu an Asya’da Açe’de bir, Pakistan’da yetimlerimizin hem ikamet edip hem eğitim aldığı Rara ve Haripur Eğitim merkeziyle, yetim kızların ikamet ettiği MSAL yetimhanesi, Moro’da Hacı Şerefoğlu ve Arakanlı mültecilerin yaşadığı Bangladeş’te Darul İman yetimhanelerini inşa etmiş olup desteklemekteyiz. 2011 yılı itibari ile Afganistan, Malavi, Tanzanya ve Tayland’da bulunan Patani bölgesinde yetimhane çalışmalarına başladık.