23 Haziran 2011 - 07:26

Ortadoğu Uzmanı Mehdi Darius, Global Research'de yayınlanan analizinde, Suriye üzerinden Hizbullah'a kurulan tuzakları anlatıyor.

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Şam, Washington ve AB'nin iradesine teslim olması konusunda baskı görmektedir. Bu durum, uzun süreli bir projenin bir parçasıdır. Amaç, rejim değişikliği ya da Suriye rejiminin gönüllü olarak itaat etmesini sağlamaktır. Bu, Suriye dış politikasına boyun eğdirmeyi ve Suriye'nin, hem stratejik müttefiki olan İran ile hem de üyesi olduğu Direniş Blok'u ile bağlarını koparmayı içermektedir.

Suriye, vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde kaba kuvvet uygulayan otoriter bir oligarşi tarafından yönetiliyor, bu kesin. Fakat suriye'deki ayaklanmalar farklı unsurlardan müteşekkildir ve sadece bir özgürlük arayışı değildir. Bu bağlamda ABD ve AB tarafından Suriye'deki ayaklanmaları, Suriye liderini yıldırmak ve üzerinde baskı oluşturmak amacıyla bir araç olarak kullanma konusunda bir girişim sözkonusudur. Suudi arabistan, İsrail, Ürdün, ve 14 Mart İttifakı'nın hepsi Suriye'ki ayaklanmaların oluşmasında rol oynamışlardır.

Suud Ailesi de demokratik reform konusundaki özgün çağrıları boğma konusunda yardımcı oldu ve protestolar ve ayaklanmalar süresince Suriye muhalefeti içerisindeki demkratik unsurları merkezden uzaklaştırdı. Bu bağlamda, Suud Ailesi, dînî ve ideolojik farklılıklara karşı hoşgörüsüz olan mezhep yanlısı unsurları ve şiddet unsurlarını destekledi. Bu unsurlar çoğunlukla Feth'ul Islam ve Mısırda organize edilen yeni radikal siyasi hareketler gibi radikal Selefiler'di. Ayrıca bunlar Nusayriler'e, Dürzî'lere ve de Suriyeli Hristiyanlara karşı yarışmaktadırlar.

Suriye'deki şiddet, bölgedeki iç gerilimlerden ve öfkeden avantaj sağlama amacıyla dışarıdan desteklendi. Suriye ordusunun şiddetli tepkisinden başka, medya yalanları da kullanıldı ve sahte görüntüler yayınlandı. ABD, AB, 14 Mart İttifakı, Ürdün, ve Khalijis tarafından silahlar, fonlar ve türlü destek Suriye'li muhaliflere kanalize edildi. Silah zulaları Ürdün ve Lünbnan'dan Suriye'ye kaçırılırken parasal yardım, tehlikeli ve benimsenmeyen dış-temelli muhalif kişilere sağlandı.

Suriye'deki olaylar, Şam'ın eskiden beri stratejik müttefiki olan İran'la da ilişkilendirildi. Senatör Lieberman'ın Obama yönetiminin ve NATO'nun, Libya'daki gibi Suriye ve İran'a saldırmasını istemesi tesadüf değildir. Suriye'ye karşı uygulanacak yaptırımlar konusuna İran'ın dahil edilmesi de rastlantısal değildir. Suriye ordusunun ve hükümetinin elleri artık içeriden bağlandı çünkü Suriye ve İran'ı hedef alan yeni ve daha kapsamlı bir saldırı hazırlığı vardır.

Suriye ve Doğu Akdeniz'deki Levanten Gaz Alanları

Suriye, iki önemli enerji koridorunun merkez parçasıdır. Birincisi Türkiye'yi ve Hazar Denizini İsrail ve Kızıl Denize bağlar, ikincisi ise Iraqı Akdenize bağlar. Suriye'nin teslim oluşu Washington ve müttefiklerinin bu enerji yollarını control edeceği anlamına gelebilir. Bu durum ayrıca Doğu Akdenizdeki Lübnan ve Suriye sahil şeridinin ötesindeki geniş doğal gaz alanlarının Çin'in erişimine uzak olacağı ve bunun yerine AB, İsrail ve Washington'a gideği anlamına gelir.

Doğu Akdeniz gaz alanları AB, Türkiye, İran, Suriye ve Lübnan arasındaki müzakerelerin konusu olagelmiştir. Bakü-Tiflis-Ceyhan boruhattından başka, Levanten gaz alanları da Kremlin'in rusya Federasyonu için Suriye'de bir askeri dayanak noktası oluşturmasının sebebidir. Bu, Suriye'deki Sovyet-dönemi denizcilik tesislerinin durumunun iyileştirilmesiyle gerçekleştirildi. Ayrıca, Beyrut ve Şam için, Levanten sahilindeki doğal gaz alanlarının keşfedilmesi ve geliştirilmesine yardım edilmesi konusunu Kabul eden de İran'dı.

Hamas-El-Fetih Uzlaşması

Güney Batı Asya'daki savaş ile Filistin'in devlet olma durumu hakkında artan resmî düzeydeki müzakereler arasında güçlü bir bağıntı var. Filistin'in devlet olma ümidi, Arap dünyasını, Irak'a karşı savaş hazırlıklarından dolayı yükselen gerilimden ötürü oluşan baskıdan kurtarmak için iki kişi tarafından sürekli olarak kullanıldı. İlki olarak George H. Bush Sr., ikincisi ise ciddi olarak Filistin meselesini gündeme getiren ilk başkan olarak övülen George W. Bush'tur.

Bulunduğu mevkîde iki durumlu davransa da, Obama da şimdilerde Filistin devleti hakında konuşuyor. Ayrıca, Hamas ve El-fetih arasındaki uzlaşmayla birlikte Filistin'in uluslararası sahada tanınmasına doğru geri sayım başladı. İsrail'de daha once Hamas'tan ötürü dondurduğu parasal yardımı Filistinlilere göndermeye başladı.

El-fetih ile Hamas arasındaki uzlaşma, Hamas'ın ellerini bağlama konusunda da hizmet etti. Hamas, İsrail işgali altındaki Filistinlilerin yönetiminde küçük hisseli bir ortak olmama konusunda dikkatli olmak zorunda kalacak. Hamas artık, demokratik olmayan yollarla Filistin Otoritesinin büyük ortağı olarak empoze edilecek olan El-Fetihle birlikte birleşik bir hükümet içerisindeki ortaklığını koruyabilmek için davranışlarını ıslah etmek zorunda. Bir anlamda Hamas, İsrail ve Washington tarafından dolaylı yollardan evcilleştiriliyor.

Pakistan'daki Dengesizlik

Usame bin Ladin'in ABD güçleri tarafında öldürüldüğü haberinin anons edilmesi, büyük bir olaylar paketini beraberinde getirdi. Usame bin Ladin'i, Müslümanlar arasında popular ve saygı gören bir kişi olarak sunmak amacıyla hesaplı bir çaba varolagelmiştir. Bu, “Medeniyetler Çatışması” denilen tezi desteklemek amacıyla yapılmıştır.

Aynı zamanda ABD hükümeti Pakistan aleyhine bir medya kampanyası başlatmaktadır. İslamabad, Usame bin Ladin'e ve onun el-Kâide ağına yataklık yapan bir merkez olarak lanse edildi. Gerçekte, Pakistan'lıların teröristlerle herhangi bir ilişkisi, Washington tarafından emredilmiş ve yönetilmiştir. Hikaye sandığımızdan daha karışık, fakat gerçekte Pakistan'a olan şudur: Pakistan bir millet olarak, parçalanarak dağıtılmak üzere hedef alınmıştır.

Pakistan'ın dağıtılması ve dengesizleştirilmesi üç amaca hizmet edecektir:

1) İran'la bir savaş senaryosu geliştirmek: Pakistan, İran veya onun müttefikleri yanlısı devrimciler tarafından gerçekleştirilecek olası bir rejim devralımı tehdidinden uzak olacak,

2) İran'dan Çin'e uzanan ve Pakistan'dan geçen enerji koridorunu da içerecek şekilde Çin'in çıkarlarını amaçlamak

3) GüneyBatı Asya, Orta Asya ve Hindistan alt kıtasının birleştiği Avrasya'nın kilit bir bölgesinde Bölgesel dengesizlik. Bu alan İran ve Afganistan'dan Pakistan'a, Hindistan'a ve Batı Çin'e uzamaktadır.

Aynı zaman Washington, Pakistan'ın nükleer programını etkisiz kılmayı da istemektedir.

ABD, teröristlere yataklık eden ülkelerin milli sınırlarını ihlâl etme ve bu bölgelere “teröre karşı savaş” ın bir parçası olarak askeri taburlar gönderme hakkına sahip olduğunu da duyurdu. Hilary Clinton Washington'ın bu tutumunu 'ABD güçleri terrorist gruplara suikast düzenleyebilecek' diyerek haklılaştırdı. Bu sadece, devrim muhafızları ABD tarafından terrorist organizasyonlar olarak gösterilen İran gibi ya da sınırları içerisindeki birçok sürgün Filistinli grubun Washington tarafından terrorist organizasyonlar olarak ilan edildiği Suriye gibi ülkelere yapılacak askeri müdaheleye bahane yaratmak için bir açık kapıdır.

Mahdi Darius

Kaynak: Global Research

http://www.intifada-palestine.com/2011/06/americas-next-war-theater-syria-and-lebanon/

Mahdi Darius Nazemroaya Canadian-based sociologist and scholar. Research Associate of the Centre for Research on Globalization (CRG), specializing in geopolitical and strategic issues.