Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Hüccetü’l İslam ve’l Müslim’in Necmettin Tabesi, Medine imamı Huzeyfi’nin alçakça açıklamaları karşısında şu açıklamalarda bulundu: “Huzeyfi, Resulullah’ın (s.a.a) minberinde haksız bir biçimde onun evladı Hz. Mehdi’ye (a.f) küstahlık ederek cürette bulunmuştur. Bilsin ki ehli sünnetin açık ve net fetvasına göre Resulullah’ı inkar eden ve İslam dininin dışındadır.”
ABNA Haber Ajansına verdiği demeçte şunları söyledi: Kur’an-ı Kerim’in burada buyurduğu gibi: “Kendini bilmez cahil kimseler onlara laf attığında «Selam!» derler (geçerler)” Huzeyfi, taklit mercilerin, Şia ulemalarının veya ilmi havzaların onun hakaretlerine cevap vermesinden daha aşağıdır. O, Siyonistlerin temsilciliğinden Şia ve Sünnilerin kanlarıyla elleri kirlenmiş tekfirci grupların takipçisidir. O, “İbn Teymiye’nin halefi ve geri kalmışıdır. Heysemi İbn Teymiye (zamanının Huzeyfi’si) hakkında şöyle demiştir: “Allah onu kendi haline bırakarak, delalete düşürmüş, sağır, kör ve zelil etmiştir.” Abdulkafi Sebki, onu Müslümanlık dairesi dışında bilmiş ve “İbn Hecer Askalani”nin dediği gibi bir grup cemaat onu münafık olarak adlandırmıştır.
Kum yüksek ilimler üstadı Tabesi, Yüce Peygamber’in (s.a.a) minberi Huzeyfi gibi zelil insanların üstüne çıkarak konuşma yapmalarından çok daha yücedir ifadelerini kullanarak şöyle dedi: “Huzeyfi’nin bu tür açıklamaları yeni değildir, çünkü onun ataları ve öncülleri Hz. Ali bin Ebu Talib’e (a.s) hakaret etmiş ve onu namazı terk eden olarak adlandırmışlardı. İmam Hüseyin’i ise harici olarak saymışlardı. Mervan ibn Hakem, Haccac-ı Sakefi, Besr bin Ertat, Musrif ibn Ukbe, Halit bin Abdullah Kasri, Muğeyre bin Şu’be ve bunlar gibi onlarca kişi Huzeyfi’nin ata ve öncülleridir ki bu mukaddes minberde Ehlibeyt’e hakaretler etmişlerdi. Bizim, bu şahıstan bunun dışında bir beklentimiz yoktu. Zira o aşinalarının dediklerine göre şarap içmek gibi bir çok fesada bulaşmış biridir.
Üstat Tabesi, Arabistan devlet adamlarını da eleştirerek şunları söyledi: “Suudi Arabistan yetkilileri çeşitli fırkalardan olan milyonlarca insanının olduğu bir yerde Katif, İhsa, Demmam, Hubr ve Medine gibi milyonlarca Şia’nın yaşadığı bir ülkede böyle birinin Mescid-i Nebi’de Şialara hakaret etmesine nasıl izin verebilir?”
Üstat Tabesi son olarak şunları söyledi: “Huzeyfi ve erbapları Katif Şialarının durumlarının iyi olduğunu iddia etmektedirler. Onlar, 15 yıldan çoktur vahabilerin karanlık kuyularında muhakeme edilmeden yatan tutukluların yattıkları zindanlara bir uğrasınlar veya iptidai yaşam koşullarından mahrum olan ailelere bir baş vursunlar veya vahabilerin zorbalıkları ile kapatılan cami ve hüseyniyelere bir başvursunlar veya hakikatleri açıkladıkları için hapse atılanlara bir başvursunlar…”