Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Hadi siyasiler tercihini haçlılardan yana kullandı, yaşanan bu işgale, zulme ortak oldu. Peki, millet neden bu vahşete seyirci kaldı? İşte onun cevabı medyada gizli. O medya ki, çok büyük bir kesimi ABD, AB hayranı. Hayranı oldukları Batı kültürünü sinemasıyla, magaziniyle vs. milletin önüne koydular. Millet hayranlıkla, soluksuz izledi bu filmleri. Bir anda Avrupalı, Amerikalı oluverdik. Çünkü onların kahramanları hiç kaybetmiyor, hep kazanıyordu.
Haber bültenlerine bakıyorsun; adeta birilerini övme veya yerme, karalama bülteni. Tabi övülenler hep Batı medeniyeti mensupları, yerilenler ise Ortadoğu devletleri ve halkları. Bir “diktatör” bir “zalim” kavramlarını sözlükten almış bizim haber spikerleri, filan ülkede şöyle oluyor, falan ülkede böyle oluyor vs. diye millete yukarıda saydığım komşu devletleri, kardeş halkları karalama kampanyasına giriyorlar.
Saddam, Kaddafi, Esad vs. gibi komşu devlet adamları hakkında yaptıkları ithamları, suçlamaları vs. haberleri, dünyanın kanını emen ABD için, Fransa için, Almanya vs. için yapabilen kaç kanal, kaç haber spikeri var?
Mesela Vietnam’da (yanılmıyorsam) 4 milyon insanı öldüren zamanın ABD başkanı için “zalim” diyen var mı? Ya Irak’ta! 1.5 milyon Müslümanı katleden Bush için “zalim” diyebilen kaç medya organı, gazete var? Başbakan “önce aynaya baksınlar” diyor, sonra onlarla kol kola giriyor. Çık, deki; “Katil sizsiniz, zalim sizsiniz, diktatör sizsiniz, dünyadaki vahşetin sebebi sizsiniz. Yüce Türk Milleti de asla zalimin yanında olamaz” de. Bu millette seni alnında öpsün.
BOP tüm hızıyla işlemeye devam ediyor. Bu proje kapsamında birçok İslam ülkesi işgal edildi, talan edildi. İran direniyor. Medyaya bakıyorum, yıllardan beri yobazlıkla(!) gericilikle (!) itham ettikleri bu ülkeyi şimdi siyasi olarak karalamaya başladılar. Bir “Karayılan” haberleri ortalıkta dolaşıyor. İran, PKK elebaşını yakalamış, bırakmış. Haberler, yorumlar peş peşe. Hükümette bu sürece ortak. Yani PKK’ya destek veren bir İran imajı oluşturmak isteniyor halkın gözünde. Çünkü yarın olası Türkiye, İran restleşmelerinde (umarım böyle bir durum ve ötesi olmaz) millete “düşman İran” imajı algısı aşılanıyor.
Bir an için farz edelim ki, İran bu PKK militanını, yöneticisini yakaladı, bıraktı. Türkiye’nin buna tepkisi olabilir mi? Olamaz. En basitinden, “füze kalkanı projesini” kimin adına, kime karşı topraklarında kurulmasına müsaade ettin! Adamlar yapmayın, etmeyin. Biz kardeşiz. ABD’nin oyununa gelmeyin. Bizi karşı karşıya getirmek istiyorlar vs. birçok tatlı sert açıklamalarına rağmen, sen İran’a karşı ABD’nin projesine “evet” dedin. Sen kardeşlik, komşuluk görevlerini yapmadın ki, muhatabından dostluk, kardeşlik bekleyesin…
İran demişken; yıllar önce Mustafa Denizli orada teknik direktörlük yaptı. Geldiğinde açıklamalarını dinledim. İran’da diyor maçlar en az 70 bin kişiye karşı oynanır. Oradaki spor gazetelerinin sayısı Türkiye’deki gazeteler kadar. Hatta akşam baskıları bile ülkemizde büyük geçinen gazetelerin tirajından daha fazla. Adamlar kendi kaynaklarını kendileri kullanıyor. Kendi silahını kendi yapıyor. Kendi kültürünü koruyor. Sen kalkmış “yobaz” diyorsun, “gerici” diyorsun. Bu yaklaşım herhalde “ulaşamadığı ete mundar diyen” yaklaşımına benziyor. Ne dersiniz!
Akın Aydın