29 Ekim 2011 - 07:40

İran İslam Cumhuriyeti Başsavcısı Hüccet’ül İslam Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, dün Şiraz'da düzenlenen savcı devir teslim töreni sırasında yaptığı konuşmada, 33 yıl önce gerçekleşen İslami inkılabın bugüne kadar dinamik, canlı, mükemmeliğe ve ileriye doğru hareket etmekte olduğunu söyledi.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Hüccet’ül İslam Ejei, İslami inkılabın, şeytanca saldırılara rağmen, yolundan en ufak bir sapma olmayacağını, en küçük bir farklılaşma olmayacağını ve esas değerlerini kaybetmeyeceğini vurguladı.  

İran başsavcısı Gulam Hüseyin Muhsini, “düşmanlarının insanlar üzerinde İran korkusu oluşturma politikalarının etkin bir yöntem olmaktan çıktığına; atıl bir yönteme dönüştüğüne” ifadeleri arasında yer verdi.

“Tüm toplumların, İran İslam Devleti’nin hiç kimse için tehdit oluşturmadığına kanaat ettiklerini” söyleyen Muhsini, “Düşmanlarımızın çoğunu aptallardan kılan Allah’a hamdolsun. Cehaleti ahlak edinmiş düşmanlarımız; bizler bilimsel ve teknolojik kazanımlar elde ettikçe, bunları diğer toplumlara karşı bir tehdit unsuru olarak kullanacağımızı zannettiler. Hâlbuki Rabbimizin özel yardımı ve bu gelişmeler için aşırı gayret göstermiş kardeşlerimizin çabaları ve azimleri ile kazanılmış bu başarıyı, işgal ve halkları tehdit etmek için kullanmayı asla düşünmedik” dedi.

Hem yazılı hem de sözlü tehditlere en çok kendilerinin maruz kaldıklarına işaret eden Muhsini “asıl tehdit ettiklerinin, bu dirençli ve güçlü halk olduğunu belirterek; halkın hala İslam devrimini korumakta olduğunu bilmiyorlar. Bu halk, direnişini hala sürdürmektedir. Eğer düşman tehditlerinin yaklaşmakta olduğunu hissederlerse; bin cephe açarak savaşacaklarından emin olabilirsiniz. Bu mücadele azmi, herhangi bir işgal ya da Amerikan müdahalesi olması durumunda da, aynı şekilde karşılık görecektir. Biz her nerede olursak olalım; maslahatımızı korumak için hazırlıklıyız” dedi.

Muhsini sözlerine şu cümlelerle devam etti:

” Çoğunluğu aptallardan oluşan düşmanlarımızın iddialarına göre, Amerika ve İsrail, isan haklarının yılmaz savunucuları; İslam Cumhuriyeti ise tehdidi haline gelmiştir, öyle mi!? Bu çıkarım, düşmanlarımızın akılsız ve kibirli olduklarını bir kez daha delillendirmektedir. Düşmanımız, kendi yetersizliğinin ve çaresiz kalışının sebebi olarak bizleri itham etmektedir. İran’ın, savaş uçakları, gelişmiş askeri silahlar, denizaltı ve nükleer enerji teknolojisi ürettiğini söylüyorlar. Biz ülkemizde gelişen bu teknolojileri asla inkâr etmiyoruz. Fakat geliştirmiş olduğumuz bu teknolojileri asla onların kullandıkları şekilde kullanamayacağız.”

İnkılap düşmanlarının halkı temel esasları değiştirmek için ikna etmeye çalıştıklarını ve bu şekilde ülkeyi ele geşirmek istediklerini vurgulayan Ejei, fakat İmam Humeyni(ra)’nin öngörüleri ve İmam Humeyni(ra)’ya itaatkar ümmet sayesinde bunların planlarının işe yaramadığını söyledi.

Başsavcı, Orta bir çizgide dünyaya gelmiş bu yeni nizama karşı Doğu’dan, Batı’dan, Amerika’dan, Avrupa’dan her yönden el birliği ettiklerini, fakat nizamın sadece bu hücumları önlemekle kalmayıp, Batı’yı da dize getirdiğini ifade etti ve cahil düşmanın bugünkü tehditlerinin, otuz yıldan beri ders almadıklarını gösterdiğini söyledi.

İran’ın elde ettiği askeri kazanımlarıın Amerika ve İsrail gibi ülkelerin tecavüzlerine karşı ülkeyi savunmak için olduğuna işaret eden Başsavcı Hüccet’ül İslam Ejei, Amerika’nın en küçük bir eyleminin Amerika’nın bütün menfaatlerini tehlikeye atacağını söyledi.

Şer düşman ekseninin, ülkede yetkililer ile halk arasında boşluk yaratmaya çalışarak, halkı ümitsiz bırakıp, hayal kırıklığına sevketmeyi amaçladıklarına dikkat çeken Başsavcı Hüccet’ül İslam Ejei, bunlara fırsat vermemeleri gerektiğini, halkın iş, mesken, refah, gıda gibi doğal insani ihtiyaçlar dışında ülkede adaletin hakim olduğunu görmek istediğini, zulüm, fesad, emniyetsizlik istemediğini belirtti ve adalet alanında çalışan meslektaşlar arasında danışma, fikir ve işbirliğinin önemine vurgu yaptı.