8 Aralık 2011 - 08:20

Allahın adıyla… Birinci Cinayet Osmanlı sonrasi Türkiyenin oluşumunda BATI işbirlikcisi kompradorlar önemli bir rol oynamış ve bu rolün gereğide pazarda parsayı kapmışlardır. Tofaş-Fiat ile Oyak-Renault bunun ürünüdür.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Pazarın büyük kısmı bu iki markaya aittir ve dahi anlı-şanlı ordumuz su gibi süper benzin yutan Renolardan ordumuza istedikleri fiyatdan bol bol dayatmaktadırlar…

Başka bir markanın pazara girmesi hiç arzu edilmez…

Özdemir Sabancı’nın “Toyota'yı Türkiye'de % 50-50 ortaklıkla bir otomobil fabrikası kurmaya ikna etmesiyle başladı” herşey..

Bizim kompradorlar paniklediler..Devreye sahipleri italya-Fransa girdi..

09.09.1994 tarihinde, DHKP/C lideri Dursun Karataş ülkeye girerken Fransız polisi tarafından ele geçirildi ve cezaevine konuldu.

Cezaevinde Fransız Bakan Dursun Karatas ile başbaşa görüştü..!!!!!!

26.01.1995'de Karataş'ı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktılar.!!!!!

İlahi Fransız Adaleti...sen nelere kadirsin…

Fehriye Erdal, Susurluk Kazasında ölen polis müdürü Hüseyin Kocadağ'ın çabalarıyla Sabancı Center de işe alınır.

9 Ocak 1996 da Özdemir Sabanci öldürülür....

Ölümünün ardından Toyoto, Sabancı grubundaki tüm hisselerini devraldı.

Sabancilar oto işinden vazgeçtiler..

Sakıp Sabancı; mesajı aldıklarını söyledi..

Ve Pazar yine Tofaş-Renoculara kaldı...

Devamı dahada ilginç…

“Sabancı'nın katili Mustafa Duyar 15 Şubat 1999 tarihinde Afyon E Tipi Kapalı Cezaevi'nde tabancayla vurularak öldürüldü.” Konuşmak istemişti..

“Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun tarafından Nuri Ergin- Karagümrük çetesinin Afyon'a nakline izin vermiş, çete Afyon'a geldikten iki hafta sonra Duyar'ı öldürmüştür..”

2 Eylül 2008 tarihinde basına da yansıyan bir videoda Karagümrük çetesi lideri Nuri Ergin'in Mustafa Duyar'ı öldürme emrini kendisine Tuğgeneral Veli Küçük'ün verdiğini söylediği görülmüştür..

Ara ki Fehriye Erdal’ı bulasın..Kuş olmuş uçmuşdur…Taaa Belçikalara kadar..

ikinci Cinayet

Almanlar Türk işçileri için “biz işçi bekliyorduk, insan geldi” cümlesiyle düşüncelerini ifade ederler..

Bu söz/sentez daha baştan beri sorunlu bir ilişkiyi deşifre etmektedir aslında...

Türkiyeli tarafında ise durum öyle değildir..Almanlara bir hayranlık vardır..

Osmanlı’ya son numarayı Yavuz-Midilli hapıyla çeken Almanlara nedense bizde hala bir hayranlık vardır.

Fakat Almanlarda böyle bir karşılşık veya vefa yoktur..

1980 li yıllara gelindiğinde artık Almanların vefasızlığı ve Türkleri karakafalılar diye aşagılamaları gına getirmiştir..

Çocuklarımız dahi okulda-işte-yolda bu aşağılamaya.ayrımcılığa maruz kalmıştır...

Almanın emrinde çalışıp hakaret görmek yerine belki daha az kazanırım fakat aşağılanmam fikri marketçilikten sonra dönerci olma fikrini de ateşlemiştir.

Gazetelerdeki başarılı dönerci haberleri bu etkiyi çığ gibi büyütmüş, öyle ki 26.10.1996 ’da ATDİD ( Avrupa Türk Döner İmalatçıları Derneği ) kurulmuştur..

2000 yılına gelindiğinde Mc Donalds ve Bürger King’e ciddi bir rakip olan Döner Kebapçılar sektöre yerleşmiştir.

Mc Donalds 3 milyar Avroya yaklaşmışken Dönerin cirosunun 4,5 milyar Avroyu geçtiği yazılır..

2000-2006 yılları arasında 8’i Türk 10 kişiyi öldürenlerin ana mottosu döner sektörünün engellenemeyen yükselişidir…

Ve Türklere biçilen misyonun-gastarbeiter (misafir işçi) dışına çıkılmasıdır..

Nüfusa oranla 100 Almandan biri serbest girişimciyken bu oran Türklerde %10 dur…

2004 yılında Türk restorantlarının yoğun olduğu ve tüm toplumun severek buluşup yemek yediği döner için sembol sokak Köln-Keupstr de bomba patlatılması da bu derin Almanya bağlantılı Neo Nazilerin işidir..

Ve tüm bunların birde Medya ayağı vardır.

Ertugrul Özkök’ün sevgili arkadaşının yönetici oldugu Bild Gazetesi..

2006 ve 2007 de bir alman et tüccarı bozuk etleri piyasaya sürer.

Bu etleri taşıyan şöför etlerin etiketlerini söküp delil olarak cebine saklar!!!!.

3 kere ısrarla uzman polisi arayıp ihbarda bulunur.

Olay geneli kapsarken nedense Medya boyutunda devamlı döner resimleri ve haberleri bu et skandalıyla yanyana gösterilir.

“Bild Gazetesi "Döner yedim çocuğum düştü" diye bir haber yayınladı.Bu haberin ardından Avrupa Türk Döner İmalatçıları Derneği (ATDİD) Başkanı Atasever Şirin , haberin kanıtlanmasını istedi ve döner sektörüne verdiği zarar nedeniyle 5 milyon Euro'luk tazminat davası açmak için avukatına talimat verdi”

Türk döner sektörü yerlerdedir..Ve cinayetler durdurulur.. Çünkü tek tek dönerci öldürmek döner satışları üzerinde fazla olumsuz etki yapmamaktadır.

Oysa medya öylemi...

Bir haberle milyonlarca zarara sebep vermekte ve namuslu insanlari töhmet altına almaktadır..Satışlar yüzde ellilere kadar düşmüştür.

Neonazileri Alman istihbaratı eğitiyor..erketecilik yapıyor..delilleri karartıyor..

Bakanlar ihmalleri sıralayıp cinayetlerde devletin parmağını kabul ediyorlar..

Hükümet 1 dakikalık saygı duruşu ve ölü başı 10 bin Avroyla işi ucuza kapamaya çalışıyor..

İki NATO ülkesi ve iki ayrı sektör cinayeti..

Fakat hikayeler/doneler ne kadarda benzeş ve metodlar ne kadar da benzer...

Hani Liberalizmin olmazsa olmazıydı bu özel girişimciye olanak tanıyan serbest piyasa ve hukukun üstünlüğü..

Hansa var Hasan’a yok...

Fakat unutmayın ki; Die Türken sind schon Überlebenskünstler…

Öyle tek tek vurmayla- ev yakmayla tükenmezler….

Turgut Güngör