Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Haber sitelerinin birinde siyaset bilimci Bessam Ebu Abdullah'ın yorumuna rastladım. Ebu Abdullah, sırf Hums beldesinde 200 den fazla kişinin silahlı gruplar tarafından çok önceden kaçırıldığını ve bunların daha sonraki kanlı eylemlerde ve hükümeti karalama operasyonlarında kullanılmak için ellerinde tutulduğunu ifade etmiş. Zaten Humslu ailelerin çoğu televizyonda dün yayınlanan cesetlerin aylar önce kaçırılan eşlerinin ve çocuklarının cesetlerinin olduğunu ve kentte hiç bir şekilde asker bulunmadığını ifade etmişler. Suriye hükümeti ise dün gerçekleşen bombalamayı (dindar nesil yetiştirmek için kan ter içinde kalan pek saygılı hükümetimiz tarafından desteklenen) Suriyeli İstanbul meclisinin ve silahlı grupların Güvenlik Konseyinin delil olarak Suriye hükümetinin aleyhine kullanması için bilinçli bir şekilde gerçekleştirdiğini açıklamış.
SONUÇ: Suriyedeki son katliam yine Amerikan yapımı bir senaryo ile Beşşar hükümetinin üzerine atıldı. Amerika tarafından atılan bu hamlenin anlamı, artık suların iyice kaynadığına işarettir. Büyük bir karşılaşmaya doğru gidildiğini görerek bazen içimi bir ürperti sarsa da bunun şeytani bir duygu olduğunu kendime telkin edip, herşeyden ve herkesten en büyük bir Allah'ın varlığını anında hatırlamam beni teskin edip sakinleştiriyor. Görünen o ki çok ama çok yakın zamanda bölgede büyük bir patlama olacak. BM kolları sıvadı zaten, Beşşar'ın bildirileri ve açıklamaları dünya basınında ve "dindar yetiştirme” çabası olan hükümetize oldukça yardımcı olan Türk basınında asla yayınlanmıyor, ama korkunç olanı ise asıl hedef Suriye değil: HİZBULLAH! ve onun kurucusu ve hamisi olan ve kanının son damlasına kadar destekleyecek olan İRAN!
Ayetullah Humeyni'nin bildirilerini bir zamanlar çok yakından takip eden bizden önceki nesiller, artık nedense Ayetullah Hamenei'nin açıklamalarına kulak tıkamayı tercih ediyorlar. Halbuki o günlerde radyodan dinleme zahmetine katlanarak harcadıkları zahmetin sadece onda birini harcayarak parmaklarının altındaki Amerikan sansüründen geçmemiş olan dünyaya ufak bir gezinti yapmaları yeterli olacak. Hamanei yıllardır Kuran'dan yaptığı yorumlarla ve biz Müslümanlar için mutlaka şiar edinilmesi gereken siyasi reçeteleriyle desteklediği konuşmasına Cuma günü yeni birini daha eklemiş ve bir açıklama yaparak İran halkını önünde secde etmeye zorlayan Amerikaya karşı hazırlıklı olduklarını, Amerikanın bu savaştan 10 kat daha zararlı çıkacağını ve İsrail'in bir kanser tümörü olduğunu ve mutlaka birgün bölgeden sökülüp atılacağını ifade etmiş. Sözlerine özetle şöyle devam etmiş: "İran'ın hedeflerinin arasında Müslümanlara kendi mezhebini empoze etmek yoktur. Çünkü İran, Kuran ve Sünnet'in müdafasını üstlenmiş ve Müslüman Ümmetlerin bilinçlenmesini hedef almıştır. İran, halkların uyanışını istiyor, terörü değil. Tek isteği Müslümanların birleşmesidir. Bu hedefin önünde ise sadece 3 engel vardır: Amerika-İsrail-NATO ve bunlara hizmet eden güçlerdir."
Sorunlara galip gelmek için tembellikten, az çalışmaktan ve düşmanlar tarafından kandırılmaktan uzak durmanın şart olduğunun altını çizen Hamanei, düşmanın yalanlar dolu vaatlerine ve sahte gülümsemelerine kanmamak gerektiğini vurgulamış ve Müslümanların şunlara dikkat etmesinin hayatî bir önlem olduğunun altını çizmiş: "Müslümanların ihtiyaç duyduğu şey, temel hak ve özgürlükleri liberalleşmeden, eşitliği Marksizme rucû etmeden, sistemleri de Batı faşizmine uymadan tesis etmeleridir. Müslüman ülkelerin birilerine ekonomik olarak bel bağlamadan yaşamayı ve gelişmeyi öğrenmesi ve yönetimi ise laik olmadan idare etmeyi bilmesi gerekmektedir. Asla İşgalci İsrail'i kabullenmiş, Amerika'ya ve NATO'ya barış elini uzatmış bir İslam'a güvenmeyin. Çünkü böylesi bir İslam'ın perde arkasında Müminler için merhametsiz-Kafirlere karşı merhametli bir sistem vardır."
Hamanei'nin de ifade ettiği gibi tek yapmamız gereken en büyük uzman olan Allah'ın reçetesine harfiyyen uymak: Asla boyun eğmemek ve Kafirler tarafından sunulan oyunlara karşı bilinçli ve hazırlıklı olmak. (Enfal Suresi 60)
Hz. Yakup, oğullarının şeytani planlarına ve çok sevdiği oğlu Yusuf'un elinden alınışına büyük bir iç çekerek Vâ Esefâh! demiş (Yusuf Suresi 84) ve herşeyi Allah'a havale etmişti. Müslümanların paramparça durumuna, Amerika'nın zalimce oyunlarına aldananlara ve "Aldanmak isteyenlere", emperyalist hedeflerine ulaşmak için İsrail'in her türlü vahşeti yapıp ve yaptırıp yine biz zavallı Müslümanların üzerine bu cinayet ve senaryoları atmasına ve asıl herşeyden de en trajik olanı ise, binbir uğraş ve emekle kurulan Hizbullah'ın yine biz Müslümanların sırtlanların o acımasız gözü dönmüş karakterine bürünerek topyekün bir hamleyle "avlanmış bir av"a saldırması gibi Amerika ve İsrail'in elinden Hizbullah'ı büyük bir hırs ve gözü dönmüşlükle alarak aç bıraktığımız maneviyatımızı tatmin etmek ve Emevi döneminden itibaren bize aşılanan mezhep kavgasını idame ettirmek ve Hz. Yusuf'un kardeşlerinin kinini bütün bedenimize enjekte ederek hırsımızı histerik bir iştahla tatmin etmek için sabırsızlanmamıza kocaman bir Hz. Yakup esefi çekmek istiyorum:
Vâ Esefâh! Vâ Esefâh!
Betül Hanzala
Kaynaklar:
http://arabic.rt.com/news_all_news/news/577688/
http://arabi-press.com/?page=article&id=21055
http://www.dp-news.com/pages/detail.aspx?articleid=110550
http://ar.ria.ru/aworld/20120204/373602260.html
http://www.assafir.com/Article.aspx?EditionID=2068&ChannelID=49188&ArticleID=483