Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Her ideoloji kendi hakimiyetini devam ettirmek veya ideallerini dünyaya hakim kılma için her fırsattan yararlanıyor. Dünyada eksen sahipleri küresel hedefler peşindeyken, bazı siyasetci ve yazarlar da kendilerini birşey zannederek insanları bilinçlendirdiklerini sanıyorlar. Ama hiç bir siyasetci ve yazar eksenlerini belirtme cesareti gösteremiyorlar özellikle de ilkesiz müslüman siyasetci ve köşe yazarları, genel ve evrensel söylemler kullanıyorlar; adalet, hak, özgürlük, barış, insan hakları....v.s
Ne mutlu eksenini belirleyenlere, ya müminler gibi ekseniniz ilahi olsun veya kafirler gibi eskeniniz tağuti ve şeytani. Üçüncü şık sadece iki yüzlü munafikların safıdır. Ya Allah’ın kitabına sarılarak siyasal çizginizi belirlersiniz veya siyonistlerin belirlediği siyaset ekseninde yürüsünüz. Siyonist ve emperyal gücün ekseninde hareket edip ilahi şiarlar kullanan müslümanlar üçüncü kısımdandırlar.
Dünyadaki gelişmelere gelince, olaylar ve uyanışlar hakkında haberi olmayan yok ; herkes artık dünyanın herhangi bir yerinde gelişen bir olaydan anında haberdar olabiliryor ama eksik bir nokta var; haberi bilgiye dönüştürmak ve bilgiyi insanlara doğru ulaştırarak analiz yapabilmelerini sağlamak. Her haber dinlenir ama her haber bilgi niteliği taşımaz. Bazıları kendi görüş ve analizlerini bilgiymiş gibi sunup insanları saptırabiliyor.
Ortadoğu dünyanın kalbi ve değişimin asıl merkezidir, diğer bölgelerdeki gelişmeler artçı deprem konumundadır. Ortadoğu’ya hakim olan kalbi ele geçirmiş demektir. Diğer bölgelerde ise şartlar oluştu mu, Ortadoğu’ya endeksli uyanışlar ve ayaklanmalar başlıyor.
Suriye bu gelişmelerin kırılma noktası olacak. Bazıları katliam tellalığı yapıyor, bazıları Şialara karşı Sünnileri kışkırtarak mezhep savaşlarını çıkarmak için fetvalar veriyor, bazıları İran ve Hüzbullah’ı suçluyor sözde İslami duyarlılıklarını dile getirdiklerini sanıyorlar. Kalem kendi ellerinde ama sözler emperyalistlerin düşüncelerini yansıtıyor. Yazdıkları tekrar-ı mükerrerat, aynı argumanlarla olayları temcid plavı gibi ısıtıp ısıtıp insanlara sunuyorlar. Ağızlarındaki sakızın çürüdüğünün farkında bile değiller.
Bu zihniyet yeni değil tarihte de bunlardan çok fazla vardı. Resulullah ile müşrikler arasında imzalanan Hudeybiye antlaşmasını hatırlayalım; sözüm ona kendisini siyasetçi ve akıllı sanan sahabeler Peygamber’e “bu antlaşma zilleti kabul etmektir” gibi hakaretli sözler sarf etmişlerdi. Peygamberin Medine yahudileriyle stratejik anlaşmasını idrak edemeyen sahabe yine Resulullah’ın suçlamışlardı. Günümüzde de Ebu Cehil’i aratmayan tefrika ve fitne fetvalarını veren siyonist ajanlarına/müftilere sesleri çıkmayan, kendisini stratejist ve bölge uzmanı sanan müslümanlar peygamber varisi müctehidleri ve velayet-i fakihi suçlamaları pek de yadırganacak birşey değil çünkü onların dedeleri de aynı şekilde Peygamber’i yanlış siyaset takip bahanesiyle hakeret etmişlerdi. Peygamberi Uhud’da yanlız bırakmışlardı ve Resulullah’ın vefatı döneminde de “bu kişi sayıklıyor” demişlerdi.
Evet! Suriye kırılma noktası olacak, Suriye ile ilgili adımlar sona doğru yaklaşmanın başlangıcı olacaktır. Suriye’ye girilecek, Suriye’de katliamlar olacak, emperyal güç Suriye’yi Irak ve Afganistan gibi işgal edecek, oralara getirdiği adalet ve demokrasiyi Suriye’ye de getirecek, Esad’lı Baas tağut rejimini devirecek...ve... ve... ve Ortadoğu’ya özellikle Suriye’ye bir de başka pencereden bakalım;
Rivayetler, ahir-uz zamanda Ortadoğu’da fitne çıkacağını, bölgenin kana bulanacağını belirtiyor. Rivayetlerde ortaya çıkan bir kaç noktaya dikkat etmek çekmekte yarar var. Elbette rivayetlerin zamana tatbiki, zaman ve bölgenin şartlarına bağlıdır, uzmanlar tatbikte farklı görüşlerde bulunmaktadırlar; Lübnanlı Ayetullah Ali Kurani, “Zuhur Asrı” kitabında şöyle buyurmaktadır;
1-Müslümanlar arasında büyük bir fitne çıkacak ve Müslümanlara batılılar (rivayette Rumlar geçmektedir), Türkler, Şam bölgesine girecek ve oraya hakim olmaya çalışacaklar.
2- Özellikle Şam bölgesinde ortaya çıkacak fitne neticesinde müslümanlar arasında tefrika çoğalacak, zayıflayacaklar ve onlar arasında ekonomik sıkıntı baş gösterecek.
3- Şam bölgesinde iki güçlü ordu karşı karşıya gelecek.
4- Şam bölgesi üzerinde üç lider hakimiyet savaşı verecek; Abga’, Esheb ve Sufyani adında bu üç liderin savaşında Sufyani diğer ikisine galip gelip Suriye, Ürdün ve Ortadoğu’ya hakim olacak.
5- Yahudiler ve Batılılar (rumlar) Sufyani’ye yardım edecekler.
İmam Bakır (a.s)Ortadoğu’daki olaylarla ilgili şöyle buyuruyor: “ O yılda Ortadoğu’da (Şam bölgesi) birçok ihtilaflar ortaya çıkacak; ilk defa Şam bölgesi viran olacak. Üç güç taraftarları; Esheb taraftarları, Abga’ ordusu ve Sufyani ordusu birbirlerinin karşısında yer alacaklar.”
“O kafir Eshab ayaklanacak başkent ve çevresinde barınamayacak ve çok geçmeden öldürülecek ve Türkler oraya hakim olacaklar”.
“Türkler tarafından bir grup ayaklanacaklar ve ardından Rumluların ( batılıların) fitnesi başlayacak”
Zuhur alametleri çok fazladır ama bu bir kaç rivayet dikketimizi çekti. Türklerin Ortadoğu’daki fonksiyonu ne olacak? Türklerin Suriye’de ne işi var?
Suriye’de savaşacak üç ordunun hangisinde Türkler yer alacaklar; Sufyani’nin yanında mı, bu durumda Erdoğan Sufyani olabilir mi?
Türkler, müslümanlarını haklarını savunduğunu iddia eden ve bölgeye hakim olmak isteyen selefilerin ordusunda mı yer alacaklar, müslüman görünümlü vahabi zihniyetinin ihyasına çalışan Esheb’in ordusunda mı yeralacaklar?
Herhalukarda Türkler hangi cephede yer alırsa alsın, Suriye’deki savaşda bulunacak ve batılıların Suriye’ye girmesinin zeminini oluşturacak ve emperyal eksenenin hizmetcilerinden olacaktır.
Sona doğru yaklaşılan bu asırda, eksen ve safın belirlenmesinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.
Abdullah Özgür