25 Nisan 2012 - 19:30

NATO’ya girmemiz için, 900 genç civanımızı Kore topraklarına gömdük.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Ama bu, normal bir savaş standardı ile gelen bir ölüm değildi!. Müttefiklerimizce açık bir tezgâha düşürülmüştük! Daha NATO’ya girmeden, bu insanların bize karşı olan gerçek yüzleri ile tanıştık!

Sözde NATO ülkesi olduk ama NATO’da hangi söze sahip olduğumuz belli değil…

Bir “Kuzey Atlantik Ülkeleri Kuruluşu” olan NATO, aynı zamanda bir “Hıristiyan medeniyeti ittifakı” konumundadır. 2006 Riga toplantısında bu, çok net bir şekilde teyit edildi.

Biz bu kuruluşun içinde tek İslam Ülkesi olarak, haliyle tek oya sahibiz. Bu da, bize hiçbir söz hakkı verememektedir! Bilinen tek şey var, NATO’nun İslam Dünyasına müdahale kapısı ve zemini durumunda olduğumuzdur.

Sovyet Bloğu’nun dağılması ve Soğuk Savaşın sona ermesi ile varlığı ve amaçları tartışma konusu olan NATO, kendine yeni hedefler ve görev sahaları edindi. Bu çerçevede, 1990’lar boyunca çeşitli dönüşümler geçiren bu kuruluş, düşman olarak “İslam Dünyasını” seçti ve bunu çok net bir şekilde deklare etti!

Ve İslam Dünyası üzerinde, kendine stratejik hedefler belirledi. Bu hedeflerin başlıcalar şunlardı;

“a-İslam Dünyasının Batı karşısında güç birliği oluşturmasına ve böyle bir gücün teşekkülüne fırsat verilmeyecek.

b-İslam Dünyasının enerji kaynakları ve geçiş yolları sıkı denetim altında tutulacak.

c-İsrail, bölgede en etkin güç konumunda bulundurulacak!

d-İslam Dünyasının, beşeri ve tabii zenginlikleri kontrol altında tutularak; İslam’ın alternatif bir medeniyet olarak, iddia sahibi olma çabasının önüne geçilecek!”

NATO, söz konusu bu kontrol ve denetimlerle kalmıyor, aynı zamanda İslam Ülkelerine karşı sürekli saldırı halinde…

Kimi yerde, “Kitle imha silahlarını, kimi yerde demokrasi ve özgürlük getirme vaadini, kimi yerde terörü ve teröristi önleme” bahanesi ile sürekli operasyonlar düzenliyor.

Ve bu operasyonların düzenlendiği tek yer ve tek adres, İslam ülkeleridir. Sürekli akıtılan kan, Müslüman kanıdır!

Bu gün, Allah’ın 365 gününden hiçbir gününü gösteremezsiniz ki, yeryüzünde Müslüman kanı akıtılmış olmasın!

Türkiye bir NATO ülkesi ama nasıl bir ülke!

NATO’ya bağlı bir orduda, NATO’nun haberi ve bilgisi olmadan askeri darbelerin olabilmesi mümkün şey değildir!

1952’de girdiğimiz NATO, ülkemizde vuku bulan sırası ile 1960, 1970 1980 ve 28 Şubat, askeri müdahalelerin asıl mimarıdır. Ama hiçbir zaman Türkiye insanı, bu yapılanlara itiraz edememiştir.

Siyonist Dünyanın dostu olarak bilinen, Danimarka’nın eski başbakanı, Rasmassen, NATO’nun genel sekreterliğine seçilirken, Türkiye’nin her hangi bir itirazı olamadı.

Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşüne, itirazı olamadı!

NATO güçleri ile beraber, rahatlıkla Afganistan’ı işgal cephesinde; mazlum ümmete karşı, konuşlanmış durumdayız!

Afganistan’da hiç yoktan, sürekli sivil Müslüman halk bombalanıyor, Türkiye’nin sesi yok…

Medreseler bombalanıyor, Kur’an Mushaflarımız yakılıyor, Türkiye’nin sesi yok!

Coni’ler, katledilmiş cesetlerimizin üzerine işiyor, Türkiye’nin sesi yok!

Coni’ler, kendilerine karşı tepki sınırımızı ölçmek için; 1992’de ki NATO tatbikatında Muavenet Muhribimizi füze ile vurarak, biri Binbaşı olmak üzere beş askerimizi katlediyorlar; yine Türkiye’nin sesi yok!

Ne yaparlarsa yapsınlar, sesi yok Türkiye’nin!

Daha ötesi, tepki verememede; bir sınır bir boyut ve daha acısı bir son durak yok!

Türkiye bu NATO’da da, acaba NATO’nun neresinde?

İçinde mi? Eşiğinde mi? Başka bir yerinde mi? ..! ?

Onur ve izzetimizle; kaldırılması, taşınması, katlanılması zor bir zillet boyutunda NATO’dayız!!!

NATO’ nun İslam Ülkelerine yönelik operasyonları ve işgalleri gittikçe genişliyor!

İslam Dünyası NATO’nun işgal hedefleri arasındadır; Suriye, İran, Ürdün, Lübnan ve Türkiye!

Evet, hiç şüpheniz olmasın; Türkiye’nin kendisi bile, Batı’nın hedefleri arasında yer almaktadır…! Şimdilik diğer İslam Ülkelerine yönelik bir atlama taşı konumunda, görev yaptığımızdan dolayı sadece erteleniyoruz.

Batı’nın Ortadoğu’ya yönelik programlarında, Türkiye’yi bölme planları kesinlikle mevcuttur.

Hatta ABD kökenli, bölünmüş haritalar bir ara ortalıklarda dolaşıyordu…

Türkiye’yi işgal etme ve bölme bahaneleri, şimdiden belirlenmiş ve hazırdır.

“Ermeni soykırımı” bahanesi şimdilik sadece pişiriliyor; kıvamına gelindiğinde, olay daha da ciddiye alınacaktır!

Tüm bu gelişmeler karşısında bizler ne yapıyoruz?

Bizlerin ise, senelerce başarı ile sergileyebildiği tek şey ise insanımıza karşı, gerçek olmayan bir zemin üzerinde, olağanüstü övücü propaganda atmosferini oluşturmaktır.

“Ne denli büyük bir ülke olduğumuzu, herkesin bize hayran olduğunu ” söyleyip dururuz!

Bu değirmen de öğütülme sırası bize geldiğinde, o gün ne kadar sadık bir NATO ülkesi olduğunuzu haykırsanız da, sizi kimse dinlemeyecek; hamasi propagandanızı üzerlerinde yapabilecek; “Hayranlarımız var” diyebilecek, özgür bir İslami kitleyi de bulamayacaksınız.

Birinci Cihan Harbinde olduğu gibi, bizlere yardıma koşacak olan bir İslam Dünyası; kollarındaki gelinlik altınlarını çıkarıp gönderecek, Afganistan gelinleri;

Bizlere gözyaşı dökebilecek özgür bir İslam ümmeti olamayacaktır!

Muhtemel bir Sovyet saldırısına karşı, sığındığımız NATO’da, bu gün bir zilleti yaşıyoruz! Bir gün bu kuruluş, bizim için bir sığınaktan öte; bizi bölmeye, parçalamaya, yutmaya çalışan bir güç olacağı büyük bir ihtimaldir. Bir gün bu realite ile muhatap olursanız, hiç şaşmayın!

Varın siz, bu dediklerimi kaydedin! Biz bu zillete boyun eğdikçe, kim bilir daha neler göreceğiz..

Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Fazlı Kayaduman