1 Haziran 2012 - 13:16

ABD Başkanı Barack Obama'nın İran'ın nükleer programıyla mücadele için giderek artan bir 'sanal savaş' başlattığı ortaya çıktı. New York Times'da bu konuda çıkan haberle, ABD, İran'ı sanal yollarla vurduğunu da resmen kabul etmiş oldu.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- New York Times'ın haberine göre, Obama, göreve başladıktan kısa bir süre sonra İran'ın uranyum zenginleştirme tesislerini kontrol eden bilgisayarları hedef alan siber saldırıların hızlandırılması talimatı verdi. Bu proje kapsamında görevlendirilen yetkililerin verdiği bilgiye göre, Obama göreve geldikten sonra, Bush yönetimi zamanında "Olimpiyat Oyunları" kod adıyla başlatılan saldırıların artırılmasını istedi.

Böylece, ABD ilk kez İran'a yönelik sanal saldırıların arkasında organize bir planla yapılmış bir sürecin yattığını da kabul etmiş oldu.

SIZMAMASI GEREKİRKEN SIZDI

Stuxnet adıyla bilinen ve İran'ın nükleer programında iki yıllık bir gecikme yarattığı iddia edilen virüsün de "Olimpiyat Oyunları" adlı sanal saldırı programının bir unsuru olduğu ifade edildi.

Yetkililer, Obama'nın, ABD ve İsrail tarafından geliştirilen Stuxnet'in 2010 yazında bir programlama hatası nedeniyle İran'ın Natanz tesisi üzerinden tüm dünyaya yayılarak bilinir hale gelmesine rağmen kararından geri adım atmadığını söyledi. Habere göre, virüsün yayılmasının ardından Obama, Beyaz Saray'da Başkan Yardımcısı Joe Biden ve dönemin CIA Başkanı Leon Panetta ile yaptığı bir görüşmede, "Bu programı artık sonlandırmalı mıyız?" sorusunu yöneltti.

"TAHRİBAT YARATTI, KANITIMIZ VAR"

Obama'ya "İranlıların yazılım hakkında ne kadar şey keşfettiğini bilmiyoruz ama halen daha tahribata neden olduğuna dair kanıtlarımız var" yanıtı verildi.

Bunun üzerine Obama'nın siber saldırıların sürdürülmesine karar verdi. Obama'nın bu kararını takip eden haftalarda Natanz tesisi virüsün yeni bir versiyonunun hedefi oldu. Kısa süre sonra tesisleri yeni bir versiyon daha vurdu. Stuxnet'in dünya genelinde tespit edilmesinden birkaç hafta sonra ise bu saldırıların sonuncusu geldi ve bu saldırıda Netanz'daki 5 bin santrifüjden bin tanesinin geçici olarak devre dışı kaldığı iddia edildi.

1.5 YILLIK BİR ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ

New York Times, "sabotaj programı"nın ayrıntılarına ilişkin haberine kaynak olarak, programda görev yapan ABD'li, Avrupalı ve İsrailli yetkililerle son 1.5 yıl içinde yapılan görüşmeleri gösterdi. Yetkililer, sabotaj programının, İran'ın nükleer programını ne kadar yavaşlattığı konusunda ise farklı değerlendirmeler yapıyor. Obama yönetiminden bazı yetkililer, İran'ın nükleer programının 1.5-2 sene geriye gittiği görüşünde. Ancak aynı görüşte olmayan başka uzmanlar da var. Bu uzmanlara göre, İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmaları yapılan siber saldırılara rağmen istikrarlı bir gelişim gösteriyor ve Tahran'ın elinde şu an en az beş nükleer bomba yapmaya yetecek kadar yakıt var.

Bununla birlikte ABD’li yetkililer, bu hafta içerisinde İran’ı yine vuran Flame virüsünün arkasında ABD’nin olup olmadığına ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.

"AŞIRIYA KAÇMAYALIM"

Habere göre, İran'a yönelik siber saldırıların artırılmasını isteyen Obama, yardımcılarına defalarca "sanal savaş" silahının aşırı kullanımının riskleri olduğunu da söyledi.

Nitekim altyapısı bilgisayar sistemlerine bağlı ülkelerin başında ABD geliyor. Dolayısıyla ABD'nin bu tür saldırılar karşısında diğer ülkelere göre kaybedecek çok daha fazla şeyi var. Kaldı ki birçok uzman ABD'nin böyle bir saldırıya uğramasının an meselesini olduğunu belirtiyor.

ABD, İran’a yeniden siber saldırı mı düzenledi?

Son haftalarda ortaya çıkarılan yeni bir trojan virüs olan Duqu, daha önce İran’ın nükleer enerji tesislerine yönelik kullanıldığı saptanan Stuxnet’e benzerliğiyle dikkat çekiyor. Aynı kişiler tarafından yazıldığı tahmin edilen Duqu’nun en sık rastlandığı ülkenin de İran olması dikkat çekiyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırı tehditleri yoğunluk kazanırken, ülkeye yeni bir siber saldırı düzenlenmiş olabileceği yönünde de haberler geliyor. Son haftalarda bilişim teknolojileri uzmanlarınca ortaya çıkarılan yeni bir trojan virüs, geçen yıl açığa çıkartılan Stuxnet adlı bilgisayar solucanına benzerliğiyle dikkat çekiyor. Duqu adı verilen trojan programla ilgili bir araştırma yayımlayan Kaspersky Labrotuarı’ndan araştırmacı Alex Gostev, en yüksek sayıdaki vakaya yine İran’da rastlandığını belirtti. “Bu da bizi bir kez daha Stuxnet hikayesine getiriyor ve ortaya pek çok soru çıkıyor” diyen Gostev, “Stuxnet saldırılarından kaynaklanan enfeksiyonların büyük sayılara ulaşmasına karşın Duqu saldırıları son derece az sayıda hedefle sınırlandırılmış durumda” diye ekliyor.

Symantec analistleri ise, geçtiğimiz ay merkezi Budapeşte’de bulunan CrySys laboratuarı tarafından ortaya çıkarılan ve bir uzaktan erişim torjanı (RAT) olan Duqu’nun “esas itibarıyla Stuxnet tarzı bir saldırının işareti olduğuna” inandıklarını belirtti. Symantec uzmanları, “Tehdit (Stuxnet kaynak kodlarına erişimi olan) yazarlarca yazılmış ve son Stuxnet dosyası kurtarıldıktan sonra yaratılmış gibi görünüyor” iddiasında bulundu.

Symantec uzmanları ayrıca Microsoft Word dosyası şeklinde yapılandırılmış ve daha önce bilinmeyen bir “sıfırıncı gün hassasiyetini” (saldırının başlatıldığı ana kadar bilinmeyen programın yazılımcısı tarafından keşfedilememiş güvenlik açığı) kullanan bir kurulum programı keşfettiklerini belirtti.

Konuyla ilgili “Antifascist Calling” adlı websitesinde ayrıntılı bir rapor yayımlayan Tom Burghart, Stuxnet gibi Duqu’nun da gizliliğinin, “dijital DNA’sıyla bağlantılı olan sıfırıncı gün programcıklarını, yani bir saldırıda kullanılana kadar hiç kimsenin bilmediği güvenlik açıklarını kullanmasıyla doğru orantılı” olduğunu vurguladı.

Duqu’nun da Stuxnet gibi ağır sanayide kullanılan bilgisayarların kontrol sistemlerine sızmak üzere tasarlandığı ifade edilirken, Kaspersky tarafından hazırlanan raporda, virüsün İran’da MS Word’un bir güvenlik açığını kullanarak bir network saldırısı için kullandığının saptandığı, aynı açığın daha önce Stuxnet tarafından da kullanıldığı belirtiliyor.

ABD siber silahlar için milyarlarca dolar bütçe ayırdı

Burghardt, Anntifascist Calling’deki makalesinde ABD Savunma Bakanlığı’nın 2012 bütçesinde “siber güvenlik yeteneklerini” geliştirmek amacıyla 2,3 milyar dolar bütçe ayırdığını aktarıyor. NextGov adlı internet sitesinin bu rakamın gerçek rakamın altında olduğunu ileri sürdüğünü aktaran Burghardt, sadece Hava Kuvvetleri’nin siber güvenlik için 4,6 milyar dolar bütçe talep ettiğinin altını çiziyor.

Burghardt, Business Week dergisinin temmuz sayısında Northrop Grumman, Raytheon ve General Dynamics gibi şirketlerin ABD devletine başka ülkelerin bilgisayar şebekelerini sızmaya ya da onları çökertmeye yarayan siber saldırı sistemleri geliştirdiğinin aktarıldığını hatırlatıyor.