30 Haziran 2012 - 19:30

Allah’ın adıyla Ülkemizde en önemli problemlerden birisi de, şahsiyetli olamamadır. Özellikle yazan ve konuşan kişilerde çok yaygın bir hastalık, şahsiyet sahibi olamamaktır. Çıkarlarına, korkularına ve cehaletlerine kurban olmuş kişilerin ezici çoğunluğu oluşturduğu bir toplum ciddi sıkıntılarla yüz yüzedir.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bir haftadır Suriye’de uçağımızın vurulması üzerine yapılan yorumları şahsiyetli olamama problemi üzerinden okumaya çalışalım. İnsanların ne yazacağını ve ne konuşacağını kendileri tayin etmiyorlar.  Özellikle iktidarın hoşuna gidecek söz söyleme ve yazı yazmalara şahit oluyoruz. Ortaya konan yorumlarda bir özgünlük, kendine aitlik, ciddi anlamda fikir örgüsü içerisinde mantıki gerekçelere dayalı yorum yapanlar ne kadarda az. Korku ve yağ yakmaya dayanmanın dışında kanaatler ortaya konamıyor. Olayları değerlendirirken ölçü yok. Neye doğru neye yanlış diyeceğini şartların belirlediği yorumları okuyup dinlemekteyiz. Çok az yorumcunun dışında kalanlar, maalesef ki ölçüsüzlüğü esas almaktadırlar. Ölçüsüzlüğün ölçü haline getirildiği bir toplumun geleceği olamaz.

Türkiye’nin uçağının vurulmasının anlaşılmasından hemen sonrasında olayın mahiyetini anlama çabasına girmeden herkes yorumlar yapmaya başladı. Elinden gelen Suriye’ye karşı daha saldırganlık içeren ve hakaret içeren bir üslupla her şeyi söylemeye çalışıyor. Bu ölçüsüz, gerekçesiz saldırganlıkta çok değişik çevreler arasında bir farkta yoktur.

Şahsiyet sahibi insanda adalet düşüncesi olur. Olayları değerlendirirken adil olmaya özen gösterir. Adaletli olmak zor olduğu gibi, düşman kabul ettiklerimize karşı adaletli olmak daha zordur. Hele de siyasal iktidar kaşlarını çatmışken ve söylenebilecek sözlerde onların aleyhine ise adaletli olmak daha da zordur. İnsan şahsiyetli olsa adaletli bir tavrı ortaya koyamıyorsa en azından konuşmamak suretiyle içerisindeki adalet duygusunu öldürmez.

Bir ülke nasıl oluyor da diğer ülkede kan döken terör guruplarını destekler ve onlara yardım eder? Nasıl oluyor da Suriye’de kanın akmasına sebep olanlar, Suriyeli askerleri öldürenlere destek vermenin ve onları Suriye’ye sokmayı organize etmeyi normal bir insan yanlış bulmaz?  Suriye’de bu derece kanın akmasının en büyük nedeni kuşkusuz “Suriye’nin dostlarıdır.”(!) Suriye dostlarına sözü olmayanlar gerçekten bir şahsiyet sahibi olamazlar.  Sizler Suriyeli olsaydınız diyecekleriniz değişiyor ama Türkiyeli bir yazar olursanız tamamen değişiyorsa sizler ölçüsüz kimselersiniz demektir.

Yıllarca dost olarak davrandığınız ve kol kola gezdiğiniz ve kardeşim dediğiniz bir kimseye ani bir manevra yaparak “zaten senin baban da otuz yıl önce katillik yapmıştı” demek nasıl bir kişilik problemidir. Böyle bir kişiliğe dünyada güvenecek kimse kalmamıştır. Yıllarca Beşşar Esat’ la ilgili övücü yazılar yazan ya da yıllarca sustuktan sonra iktidara ayak uydurarak zaten babası da insanları öldürmüştü diyenlerin kişilik bozuklukları da ortaya çıkmış oluyor.

Tüm değer yargılarını beslendikleri yerlere göre ayarlama bayağılığından kendilerini kurtaramayan kimselerin yorumları, insanları rahatsız etmektedir.  Evrensel ve İslami hiçbir değerle tanışık olmayanların İslam’a yaslanarak dil kullanmaları temiz vicdanları yaralamaktadır.

Ben daha milliyetçiyim, ben daha iktidar yanlısı dil kullanıyorum düşüncesinin dışında hiçbir insani ya da İslami ölçüyü esas alamayan kimseler maalesef ki ezici çoğunluğu oluşturmaktadırlar. Bizim iktidar sahiplerini dinlemeyen, bize uymayan Suriye yönetimi yok olsun, o yönetimle çekinmeden savaşalım, haddini bildirelim anlayışı hiçbir insani değeri içermemektedir. “Suriye yönetimi bizi dinlemeliydi” sözü de normal kişilik sahibi kimselerin diyeceği söz değildir.

Özgürce düşünemeyen ve bu düşüncelerini ortaya koyamayanlar şahsiyet sahibi olamazlar. Nerede olup olmayacağını, ne konuşup konuşmayacağını kendisi belirleyemeyen kimseler kişilik sahibi olmamışlardır.

NATO ve ABD ile beraberliğe ses çıkaramayan kimseler ve İslam dünyasına şekil vermeye çalışan ABD ye karşı duranların aleyhine yazan ve konuşan kimselerin asıl problemi şahsiyetli olamamaktır. İslam İnkılâbı ve Hizbullah’ın ABD ve gerici Arap rejimleriyle birlikte neden Suriye konusunda aynı yerde değildir diyenlerin yaşadığı da şahsiyet problemidir. Normal bir kimse neden ABD ve işbirlikçileriyle İslam inkılâbı aynı safta değildir soramaz.

Hizbullah’ın izzetli duruşunu, kendilerinin haysiyetten uzaklıklarını belirginleştirdiği için kendilerine düşman görenler de, aslında ne kadar şahsiyet sorunu yaşadıklarını ortaya koymuş oluyorlar.

NATO ve ABD’yi arkamıza almışken Suriye’ye karşı efelenmenin ciddi anlamda bir şahsiyet sorunu olduğu ortadadır. Suriye’yi yalnız bulmuşken dostlarımızı arkamıza almayı fırsat bilelim diye düşünülmektedir. NATO’ yu davet etmek ve bu daveti onaylamanın nasıl bir karakterin yansıması olduğu anlaşılmaktadır. Zalimlerden ve zulümden bahsedenlerin NATO’cu ve Amerikancı olması, nasıl bir kimlik bunalımında olduklarını göstermektedir. Birçok İslamcı yazar NATO bize destek veriyor diye seviniyorlar. Korkulur ki bu şahsiyet bozulmasının ilacı bulunamayacaktır.

Bir ülkenin en büyük zenginliklerinden biri de şahsiyetli insanlara sahip olabilmesidir. Azda olsa şahsiyet sahiplerini okuyup dinlemenin güzelliğini yaşadığımızı da söyleyelim. Az sayıda kişinin şahsiyetli duruşları yığınların sarsılmasına sebep olmaktadır. Şahsiyetin gücüne şahit olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Hüseyin TAŞ