3 Temmuz 2012 - 06:51

Allahın adıyla 3 gün önce Riyad gazetesinde Muhammed b. Ali el-Mahmud adlı köşe yazarının Emeviler hakkında yayınladığı “Muaviyesiz İslam” adlı yazısı, zaten uzun süredir Sünni dünyasını çalkalayan Selefileri birbirine girdirdi. Aslında bu köşe yazarınının bu makaleyi kaleme almasına neden olan ve makalesinde fikirlerini savunduğu şahıs Filistin asıllı Avusturya vatandaşı Dr. Adnan İbrahim adlı din alimidir. Adnan İbrahim’in ve onun gibi Aid el-Karni gibi birkaç Sünni alimlerin Sünni dünyasını sarsan ve yerinden oynatan ama hiçbir Sünni alimin henüz çürütemediği konuların başında İslami yozlaşmanın tarihsel kökenini gelmektedir. Özellikle de Adnan İbrahim hocaya göre, Müslümanların günümüzdeki zavallılıklarının nedeni kader değil, kendi elleriyle inşa ettikleri tarihtir, kendi elleriyle bozdukları ve yaşadıkları gerçek olmayan dinden kaynaklanmaktadır. Adnan İbrahim hocaya göre yozlaşma ilk defa Peygamberin ölümü ile başlar, Ebu Bekir döneminde temelleri atılır ve radikal değişim ilk defa dinin en temel noktalarını değiştirmekten asla çekinmeyen, Peygamber mirasını, öğretilerini kasıtlı olarak bozan ve tahrif eden ve seri cinayetler işlemekten de asla çekinmeyen vahiy katibi Muaviye tarafından gerçekleştirilir.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Adnan İbrahim’in Sünni dünyasına haykırdığı bu gerçekleri 3 gün önce savunan ve köşesinde uzun süredir selefileri eleştiren Suudlu gazeteci el-Mahmud’a ve Riyad gazetesine tepkiler ise çığ gibi büyüyor. Bana göre bu gürültü patırtılar Sünni uyanışın ayak sesleri..ben bu uyanışı ferdi olarak İran’da ilk yaşadığımda travma geçirmiştim…Yıllarca bildiğim doğrular, adeta tapındığım büyük sahabiler, o devasa dokunulmaz şahsiyetlerden oluşan ve hepsini ezbere bildiğimi sandığım ve tek gerçek olarak gördüğüm tarih, biz Sünnilere su gibi içirelen o gerçek gibi duran tarih tuzla buz olmuştu..elimden öylesine basitçe kayıp gitmişti..

Gerçeklerle yüzleşmek zordur... özellikle de bu gerçekler, günümüze kadar uzanan zavallığımızın ve içinde bulunduğumuz bedbahtlığın, çürümüşlüğün ve kokuşmuşluğun ilk sebebi ise zamanla kızgınlığa ve nefrete dönüşür..sonra yerini dirayete ve ferasete bırakır. Artık üçüncü boyuta ışınlanmışsındır..Sünni dünyasında yaşayan insanların beyhude koşuşturmalarının, çareyi yanlış yerde aradıklarının farkındasındır artık. Çünkü sen artık Kuranı o ilk elden, Peygamberin elinde büyüyen, dizinin dibinde yetişen, mübarek koynunda uyuyan, ilminin varisi Ali’den okumaya başlamışsındır...Ali’yi tanıdıktan sonra artık sen sen değilsindir, ilk travmayla önce yaralanırsın ve ciğerin kanar, sonra bu yara kabuk bağlar ve katmerleşir..,artık güçlenmiştir duyguların…Müslüman aleminin içinde bulunduğu sorunların çözümünün aslında zor olmadığını ve birkaç temel kuraldan geçtiğini ama ağır bedeller ödenerek ancak aşılabileceğini bilirsin artık ve kolları sıvarsın..

İşte Adnan İbrahim hoca gibileri bu travmatik tecrübeden geçmiş birisi..onun için heyecanlı..onun için aceleci..onun için sakin olamaz artık..Ebu Zerr’in fırtınaları esmektedir yüreğinde..Çünkü Peygamberden sonra yakılan ateşi, değiştirilen tarihi, dikilen putları, üzeri örtülen cinayetleri ve zulümleri ve günümüze olan etkisini, asırlardır uyutulması başarılamayan ve bu gerçekleri hep dile getiren Şii dünyasına nazaran çok geç gören Sünni Müslümanlardan birisi olduğu için hakikatleri görüp dirildikten sonra yaşadığı her anı çevresini bilinçlendirmek için azami çaba harcamaya vakfeden samimi Müslümanlardan birisidir artık.

Aşağıda Adnan İbrahim hocanın Sünni dünyasını sarsan hutbelerinden sadece bir hutbesini çok ama çok kısaltarak hiçbir ekleme yapmadan sizlere aktarmaya çalıştım. İşte size bir Sünni alimin gözüyle ve sadece sahih olan Sünni kaynaklarla Muaviye gerçeği:

“Muaviye, zalimdi. Zalimlerin başıydı. Ammar’ı zalim bir zümre öldürecektir hadisinden yola çıkarak Muaviye’nin zalim olduğu erken dönemlerde ortaya çıkmamışmıdır?. Sizler hemen bu gerçekleri dile getirenleri eleştirmeyin, hemen yanlış anlamayın. Herşeyi doğru öğrenmeyi deneyin, araştırın, aklınız var, basiretiniz var, biraz okuyun. Kim öldürdü Ammar’ı? Kim Hz. Ali’ye karşı geldi? Hadis kitaplarının sahih olanlarında yazar, Muaviye sırf Sıffin’de 70.000 den fazla müslümanın ölmesine neden olmuştur, sırf halife olmak için, sırf egosunu tatmin etmek için. Halife olan Hz. Ali’den nefret ediyordu, ondan ve onun ailesinden nefret ediyordu. Nasıl bir kindir bu? Nasıl bir egodur bu? Sen nasıl sahabeyi öldürürsün ey Muaviye!? Nasıl bir Müslümansın sen? Bu kin ve akıtılan Müslüman kanlarının bedelini biz hala ödüyoruz Ehli Sünnet olarak, günümüze kadar gelmiştir bunun bedeli. Allah lanet etsin sultanlığa, koltuk sevdasına, bu sevdaya düşenlere..İslam’da bir insanın bile ölümü büyük bir vahşettir, ve Allah’ın lanetini cezbeder, katliamdır. Ama Muaviye o kadar memnunki, o kadar mutluki sonuçlardan. Hz. Ali’yi yendi ya, öyle ya da böyle Halife oldu ya hedefine ulaştı ya, önemli olan buydu onun için. Sonra da gelip hayır hayır Muaviye müçtehiddi, sahabeydi, cihad yapmıştı derler..Peygamber onu azgın gruptan saymış işte daha ne çıkıp ta onu müdafa etmeye çalışıyorsunuz? Lütfen tarihi iyi okuyun, detaylara girin lütfen, Ibn Teymiye’yi okuyun, orda da yazar, Muaviye acaba Osman’ın kanını almışmıdır, asla! Bilakis onu öldürenleri ödüllendirmiş ve daha sonra korumuştur bile. O sadece koltuk peşindeydi. O Osman’ın kanını kendi koltuk sevdası için kullandı. “Osman’ın gömleği” sözü artık ıstılahlaşmamışdır Araplar arasında?! Artık birisinin birilerini provoke ettiğini gördüğmüzde “Osman’ın gömleği’nimi gösteriyorsun” deriz…

Ben şii değilim, bırakın şiileri bir yana, asla olmam da. Ama gerçekleri de söylemem gerekir. Sahihi Müslim’in İmamlar bölümünde şöyle bir hadis geçer:” Ensar’ı ve Ali’yi sevmek imanın belirtilerindendir” der. Hz. Ali’nin yine aynı bölümde şu hadisi geçmezmidir: "Tohumu yaran ve mahlukatı yaratana ant olsun ki Ümmi Peygamber'in bana ahdidir bu: Beni ancak mümin sever ve bana ancak münafık düşmanlık yapar.” Muaviye Ali’yi seviyormuydu? Tabiki de ondan nefret ediyordu, onunla savaştı ve satın aldığı imamlara Hz. Ali’ye cami minberlerinden küfretmelerini ve lanet okumalarını emretmiş ve bu iğrenç vaziyet Ömer b. Abdülaziz zamanına kadar devam etmiştir. Allah Ömer b. Abdülaziz’den razı olsun. Şimdi buna da zayıf rivayet diyecekler, kardeşim bu rivayet Müslim’de de geçiyor, Tirmizi’de de geçiyor: Amir b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan şöyle nakledilir: Muaviye Sa'd b. Ebî Vakkâs'a, "Neden Ebu Turab'a küfretmiyorsun?" diye sordu. Sa'd şöyle dedi: Resulullah'ın üç konuda ona buyurduğu sözlerini hatırladıkça ona küfretmem. Resulullah’ın onlardan birini bana söylemesini kızıl develerden daha çok severdim: Resulullah gazvelerinden birinde Ali'yi Medine'de kendi yerine bıraktığında ona şöyle buyurduğunu duydum: "Bana nispetle Harun'un Musa'ya olan nispetinde olmak istemez misin? Fakat şu farkla ki benden sonra peygamber yoktur." Sahih-i Müslim, c.7, s.120; Sünen-i Tirmizî, c.13, s.171; Müstedreku's-Sahihayn, c.3, s.108-109; el-İsabe, c.2, s. 509; Hasais-i Neseî, s.15. Sen nasıl Allah’ın adının anılması gereken minberlerden onun Peygamberinin kardeşi, kızının kocası ve Peygamberin soyuna küfrettirirsin. Ali çok küçük yaşta Müslüman oldu, ağzına içki koymadı, küçücük yaşta namaza başladı, sen kimsin ey Muaviye, sen içki sofralarında devleti yöneten, minberlerden Peygamberin ailesine küfrettiren bir adamsın!..evet tüyleriniz diken diken oluyor değilmi bunları duyunca, duymaya hiç alışık değilsiniz, ama duyulması gerekiyor artık bu gerçeklerin. Cahiller zaten konuşamaz, alimler de susarsa nice olur halimiz. Gelin benimle tartışın anlattığım doğruları, deyinki şurda hata yapıyorsun, ama rivayet ettiğim hadisler sahih hadisler onları napacaksınız? Bu Muaviye, içkiyi su gibi içen adam, bununla da kalmadı ki, dinimizi değiştirdi, şeriatımızı değiştirdi, akidemizi değiştirdi. Çok büyük bir sahabe değilmi? Bu mu büyük sahabe? Muaviye Hz. Hasan’ı da zehirleyen bir suikastçıdır, evet evet tarihin ilk müslüman suikastçısıdır Muaviye. Hz. Hasan sırf kanlar akıtılmasın diye, ki Muaviye alışıktır kan akıtmaya, sırf bunun için Hz. Hasan hilafet hakkından vazgeçmiştir. Aslında Hz. Hasan 6 ay halifelik yapmıştır, bunu saymayız biz sünniler, aslında Hz. Hasan 5. halifedir ama hernedense bunu es geçeriz..Hz. Hasan halifeliğini devrederken şartlı teslim etmiştir Muaviye’ye, demiştirki senden sonra hilafeti bize devredeceksin, ama Muaviye ne yapmıştır, onu zehirletip öldürtmüştür. Bir tek onu değilki, Abdurrahman b. Halid b. Velid’i, Eşter’i de zehirleten Muaviyedir, bunları bilmek için birazcık tarih okumak yeterlidir. Muaviye tarihin ilk Müslüman derin devletidir. Ebu Davud’da sahih hadis olarak geçen hadiste şöyle der: Hz. Hasan zehirlendiğinde, Muaviye’ye Mikdam İbnu Ma'dikerb, Amr İbnu'l-Esved ve Kınnesrin ahalisinden Beni Esedli bir adam bir heyet halinde geldiler. Muaviye, Mikdam'a: "Hasan İbnu Ali'nin vefat ettiğini biliyor musun?"dedi. Haberi işiten Mikdam "İnna lillah ve inna ileyhi raciun!" diyerek (üzüntüsünü ifade etti.) Ona Muaviye: "Bunu bir musibet mi addediyorsun?" dedi. Mikdam: "Niye musibet addetmiyeyim? Resulullah onu kucağına almış "Bu bendendir. Hüseyin ise Ali’dendir!" buyurmuştu dedi. Beni Esed'den olan adam da (Muaviye’ye yaranmak için, Hz. Hasa'ın ölümünü bir fitnenin sönmesine teşbihen): "Allah bir ateşi söndürdü!" diye söze karıştı. Bunun üzerine çok sinirlenen Mikdam Muaviye’ye: "Bugün ben, seni kızdırmaya ve hoşlanmadığın şeyleri sana duyurmaya devam edeceğim!" dedi. Sonra şöyle seslendi: "Ey Muaviye! Eğer doğru söylersem beni tasdik et, yalan söylersem beni tekzib et!" Muaviye: "Pekala öyle yapacağım" dedi. Mikdam: "Allah aşkına söyle! Resulullah’ın altın takınmayı yasakladığını işittin mi?" dedi. Muaviye: "Evet!" dedi. Mikdam: "Allah aşkına söyle! Resulullah'ın ipek giymeyi yasakladığını biliyor musun?" diye sordu. Muaviye: "Evet biliyorum!" dedi. Mikdam tekrar sordu: "Allah aşkına söyle! Resulullah'ın vahşi hayvan derisini giymeyi, üzerlerine binmeyi yasakladığını biliyor musun?" Muaviye yine: "Evet biliyorum!" diye cevapladı. Muaviye'nin bu sözü üzerine Mikdam dedi ki: "Allah'a kasem olsun ey Muaviye, bütün bunları ben senin evinde gördüm." Muaviye şu cevabı verdi: "Ey Mikdam, anladım ki senin elinden bana kurtuluş yok (söylediklerinin hepsi doğru)!"….İşte selefilere sesleniyorum, öyle kurukuruya herkesi tekfir etmek çok kolay, biraz tarih okuyun, biraz hadis okuyun, gerçekleri görün artık! Bu gerçekleri haykıran Ebu Zerr’i de Halife Osman ölüme sürmüştü çöle, orda da açlıktan ve sefaletle ailesiyle birlikte ölüme mahkum edildi. Bu zalim hükümdarların doğruları duymayı tahammülü yoktuki hiç birzaman. Muaviye faizi de helal kılmıştı, bunu Sahih Müslim’de bulabilirsiniz, Muaviye faiz yediği ve içki ticareti yaptığı için Sahabe Ubade b. Samit Ebu’d Derda’nın Muaviye’yi protesto ettiği, ona kızdığı ve onu uyardığı geçer. İbni Kesir’i okuyun, el-Bidaye ve el-Nihaye kitabını okuyun, İbni Asakir’i okuyun, her ikisi de Emevilerin velileliriydi, İbni Kesir Emevilere tapınırdı, onların alimiydi, onu sakın Taberi ile karıştırmayın, İbni Kesir Emevilerin adamıydı, onları hep savunmuştur, eğer o bile Muaviye hakkında Peygamber’in getirdiği hükümlerin bazılarını Muaviye’nin değiştirdiğini yazıyorsa, faiz aldığını, savaş ganimetleri paylaştırılmadan önce altın ve gümüşü kendisine ayırıp geri kalanını yani çok az değerli oyahyanı halka bıraktığı ve devletin parasını yediğini açıkça yazıyorsa artık biraz durun ve düşünün durumun vahametini! Emevilerin velisi bu vahşeti kaleme alırsa, daha kaleme almadığı kimbilir neler vardır! Ha Hüsnü Mübarek ha Muaviye, ikisi de halkın parasını yemedimi? Peki Ammar b. Yasir’i kim öldürmüştür sanıyorsunuz, Sahihi Buhari’de geçen bu hadise ne diyeceksiniz? Peygamberin “Ammar’ı, azgın bir grup öldürecek, onu öldüren de öldürtende cehennemliktir” dediği Ammar’ı elbetteki Muaviye katilleriyle öldürtmüştür. Onu öldüren Ebul Ğadi el-Cuheni’dir. Bu el-Cuheni dikkatinizi çekerim “sahabidir” hani biz sahabilerin hepsini masum sanıyoruz ya, bu sahabe artık ölene kadar Muaviye adamları tarafından “Ammar’ı öldüren kişi” diye anılmış ve kendisine saygı duyulup hep el üstünde tutulmuştur. İbn Kesir, Tabari, İbn el-Esir’de geçen bu sahabenin yanısıra, Busr b. Ebi Arta’a adlı sahabemizi ve neler yaptığını hiç duydunuzmu? Bu “büyük” sahabimizin neler yaptığına bir bakalım. Muaviye bunu Hicaz’ı ve Yemen’i Hz. Ali’den alması için ordusuyla gönderir. Yemene girer bu sahabimiz, oranın valisi Hz. Ali’nin görevlendirdiği Ubeydullah b. Abbas’tır. Ubeydullah’ın evine girer ve karısının gözü önünde 5 ve 7 yaşındaki oğullarını kılıçtan geçirir, anneleri bu hadiseden sonra aklını yitirir. Muaviye bu başarısından sonra sahabemiz Busr’u Hamdana gönderiyor, Hamdan da Hz. Ali’ye tabi bir velayet, orda da Müslümanları kılıçtan geçiriyor ve Müslüman kadınları esir alıyor. Esir alıyor düşünebiliyormusunuz?! Esirler cariye olarak köle pazarında satılırlar biliyorsunuz değilmi? Tarihte ilk defa Müslüman kadınların esir alınıp satılmasına neden olmuştur Muaviye! Allah’ım bu ne korkunç bir durumdur. Okuyun biraz, tarih okuyun, sahih hadisleri okuyun, aklınızı yitirirsiniz, çıldırırsınız..Günümüzde niye Kaddafi’yi suçluyorsunuz ki, o ilk barbar ilk katil değildi ki! Bu sahabiler ilk barbarlar, ilk katiller, ilk zalimlerdir, bunlar dikkatinizi çekerim “cennetle müjdelenmiş sahabelerdir!” Günümüzde yaşadığımız sorunların kökenini, ilk başladığı noktayı, yozlaşmanın ilk tarihini merak ediyorsanız okuyun, hadisleri teker teker karıştırın, ilk virüsün ne zaman ortaya çıktığını göreceksiniz. Muaviye’nin insanlık dışı, İslam dışı eylemlerini ve icraatlarını okudukça Mübarek’e, Kaddafi’ye, Salih’e ve onlar gibi olanlara kızmayacaksınız. Size daha Yezid’i, Mervan’ı, Haccac’ı ve diğer bütün Emevi katillerini ve gerçeklerini anlatsam aklınızı yitirirsiniz, bunları hala daha biz Sünnilerin kahramanlar olarak, tarihin en büyük şahsiyetleri olarak anmamız ne üzücü, ne çileden çıkarıcı bir durumdur.”

KAYNAKLAR:

http://www.youtube.com/watch?feature=endscreen&v=tsdHigvNX8E&NR=1

http://www.youtube.com/watch?v=kWi06fuVfpI

http://www.youtube.com/watch?v=7zGjgszY27I&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=SihxN1E_UMs&feature=related

http://www.alriyadh.com/2012/06/28/article747477.html

http://www.alriyadh.com/2012/03/22/article720511.html

Betül Hanzala