Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Türkiye’de iktidar nimetlerine kavuşmadan evvel bu coğrafyadaki olaylara,müstekbir ve emerperyalist hegamonik güçlere karşı bir duruşları olan direnişten,Siyonizme ve emperyalizme karşı mücadele eden,Şii-Sunni vahdetinden bahseden sözde bir kısım İslamcılar bir Sıffın görevini gören dış destekli bir oyunun neticesi olan Suriye fitnesi ile beraber müslüman coğrafyasının arasına ekilen fitne tohumlarını görmeyecek kadar doğalıklarını kaybederek GDO’lu özelliğe büründüler.
Bu süreçte aydınları,yazarları ve düşünürlerin büyük bölümünü GDO’lu hale getiren ABD emperyalizmi, dini duyguları da GDO’lu hale getirmiş bulunmaktadır. Dünün keskin devlet karşıtları olan bu İslamcılar bugün devlet adına veya doğrudan "devlet olarak" konuşuyorlar. Kolay mı, koskoca devlet. İslâmcılar devleti değiştirdi mi? Devleti ele geçirdiler, ama devlet de onları değiştirdi. Hangisi daha çok değişti? Tabiki İslâmcılar; değişmek ne kelime bambaşka bir boyuta taşındılar. İşte bu değişmenin ve boyut değiştirmenin sonucunda oluşan kimliğin adına kısaca GDO’lu İslamcılar diyebiliriz.
Asimetrik ve simetrik savaş alanlarda kendilerinä gösteren dünyanın çeşit bölgelerinde radikal, ılımlı, diyalogcu ve parti formatlarında kendilerini ifade eden bu GDO’lu İslamcıların özellikleri nelerdir? Ortak amaç ve hedefleri nelerdir? Kısaca şunları ifade edebiliriz:
1-İslam dünyasını ilgilendiren bir dizi stratejik konuda aynı şeyleri söyleyen, beraber hareket eden Türkiyeli İslamcılar arasında Suriye’ye bakış nedeniyle çok derin ayrılıklar oluşmuş olup büyük kesimi temsil eden GDO’lu İslamcılar iktidar ve emperyalist güçlerle paralel düşünmektedirler. İktidar olmanın nimetiyle devlet içinde güçlenen İslâmcılar, radikal ve İslami söylemlerini emperyal isteklere göre güncellemişlerdir. Çünkü iktidar ile kazanılan mevzilerini kaybetmeyi göze alamamaktadırlar. Ülke toprakları, ABD ve NATO’nun füze rampaları ile işgal edilirken bırakın bunlardan bir itirazı bu işgale alkış tutarak iktidara desteklerini haykırabilmektedirler.İşte bu nokta İslâmcıların tezlerinde kısmi bir liberalleşmeyi beraberinde getirmiştir. Eskiden dillerinden düşürmedikleri Siyonizm, emperyalizm ve taağut ifadelerinin yerini GDO’lu İslamcıların gündemlerini artık Hizbullah, İran , Suriye ve mezhebi söylemeler almış bulunmaktadırlar.
Bugün dillerinden hiç düşürmedikleri Esad’ın zulmü ile mukayese bile edilemeyecek kadarından kat ve kat fazlasını yapan zalim Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesi için dış müdahaleyi savunmayan, hatta karşı çıkan, örneğin Türkiye’nin Irak’ın işgalinin parçası olmaması için sokaklara dökülen bu günün GDO’lu İslamcıların önemli bir bölümünün bugün Suriye’ye müdahalede hem iktidarın hem de ABD’nin aktif rolünü arzulamaları rejimin devrilmesi için dış müdahale gerektiğini hararetle savunmaları bunların İslami hassasiyetlerinden değil de GDO’lu İslamcı bir kimliğine bürünmelerinden kaynaklanmaktadır.
2-GDO’lu İslamcılar ve onların önderleri bir kısım din adamaları amaçlarına ulaşmak için ABD, NATO, haçlılar ve Siyonistlerle beraber hareket etmekten hatta onların İslam topraklarına operasyon düzenlemelerinde bir mahsur görmeyip en büyük zalimlerle 'çak yaparak' ve onların projelerini uygulayarak sözde zulmün kökünü kazıyacakları gibi büyük bir paradoks yaşamaktadırlar. Bazı , GDO’lu sözde Allameler Peygamber(s) yaşasaydı NATO ile beraber olurdu diyecek kadar pervasız ve İslam bilgisinden mahrumdurlar. Ayrıca FBI gibi yabancı istihbarat örgütleriyle birlikte çalışarak onlara akıl hocalığı yaparak GDO’luİslamı (Amerikancı İslamı) dünyaya yaymak gibi batıl bir davanın savunucusu olabilmektedirler.
3-GDO’lu İslamcıların diğer bir özelliği ilkesizdirler. Dost dedikleri insanlarla kısa bir süre sonra düşman olabilirler, ilişkilerinde İslami ilke değil emperyal çıkar söz konusudur. Zalim ve zulüm kavramları kendilerine göre şekillenir. Mesela eğer para kaynakları ve nemalandıkları diktatör rejimlerin yaptıkları zulümler onları ilgilendirmeyip hatta bu zalim iktidarlara karşı haklarını arayan, sivil muhalefette bulunanlar isyancı olurken batı ve ABD’nin maddi ve manevi desteği ile kendi halkına karşı terör yapanlar bunların gözünde mücahittirler.
4-GDO’lu İslamcılar genellikle hayata ve oluşumlara emperyalizmin gözlüğü ile beraber bağnaz ve yobaz bir anlayışta bakarlar, dolayısıyla şaşıdırlar. Bu sebeple nesneleri tanımakta bayağı zorluk çekerler mesela Hizbuşşeytanı ,Hizbullah olarak veya Hizbullah’ı Hizbuşşeytan olarak görür ve topluma öyle lanse ettirirler. Kalpleri şeytana ve onun evlatlarına açık olduğundan günlük mesailerinde bunlarla beraber çalışarak ins cinsinden olan büyük şeytan(ABD) ve onun yardımcılarına hizmet ve yardımda kusur etmezler.
5-GDO’lu İslamcılar görevleri icabı psikolojik savaşın baş aktörleridirler. Kalemlerinden zehir ve kan akar , fitne ve fesadı çok severler. Kindarlıkları dindarlıklarında gizlidir. Ne kadar dindarlaşırlarsa o kadar kindarlaşırlar. Bunlarda insaf göremezsin yalan , iftira ve dezenformasyon bunların vitaminleridir. Eleştiriye kesinlikle tahammülleri olmayıp sözde orjinal mücahit ve direnişçi bunlardır. Keskin kalemlerinin mürekkepleri genellikle Hizbullah, İran, Şia aleyhtarlığı ve düşmanlıktır. Eğer günde bir defa da olsa bu kesimlerin aleyhine yazı yazmasalar neuzubillah! imanları gidebilir. Asıl hedefleri Şiilerin belini her alanda kırmak olup bunu İslam’ın ta kendisi sanmaktadırlar. Hizmet ettikleri merkezler ABD ve onun Ortadoğudaki taşeronları ve sadık köleleri ama ‘dolar babaları’ olan Arap rejimleridir. Bu GDO’lu İslamcılar İslam toplumunun fikir dünyası için GDO’lu ürünlerin zararlarından mukayese edilemeyecek oranda daha tehlikedir.
6-GDO’lu İslamcılar simetrik savaş meydanında tam bir vahşidirler. İnsanlıklarını kaybederken muhalif olduğu insanları tekbirlerle ve kesmeyen bıçakla keserek rahmana daha çok yaklaşacaklarını sanacak kadar bağnaz ve ahmaktırlar. Bunlar yüksekleri çok severler, muhaliflerini öldürürken veya öldürdüklerini cezalandırmak isterlerse yüksek binalardan atmak onlar için büyük bir haz ve zaferdir. Bunların diğer bir özelliği ise eşkıya olmalarıdırlar. Bu GDO’lular için yol keserek masum ve sivil insanları kaçırmak ve onlara eziyet etmek veya bir ölünün üzerine onlarca kuşun boşaltmak şereflenma vesilesidir. Hedefe ulaşmak için kadın ,yaşlı ,çocuk demeden katletmek bunların şiarlarındandır.
7-GDO’lu İslamcıların benlik ve ego katsayıları oldukça yüksek olup laftan ve nasihatdan anlamazlar. Bütün vahşiliklerini bir tutam sakalları ve kutsal sloganlarla perdelemeye çalışırlar. Bunların İslam’ın ve müslümanların maslahatı ve yararı diye bir dertleri yoktur. Varsa da yoksa da kendi hesapları ve amaçlarıdır. Öz Muhammedi dinin sözde gerçek temsilcileri ve savunucuları bunlardır.
Mehmet Yetkin