Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Demek ki Suriye ile ilgili başından beri 'ortak mekanizma' vardı ve devam ediyor. Yok eğer bu mekanizmadan fiili müdahale amaçlanıyorsa o başka bir hikaye. Çünkü var olan uluslararası dengeler ve koşullar içinde bu olası görünmüyor. Geriye kala kala muhaliflere sağlanan desteğin artırılması konusu kalıyor. Oysa burada da bir sorun var. Çünkü birçok yerden gelen ya da CIA- Suudi ve Katar istihbaratlarının ortak operasyonuyla Türkiye'ye getirilen militanlar ya da 'paralı askerler' görünürde ABD ve genel olarak Batı için risk oluşturmaya başladı. Çünkü bunların büyük bölümü Kaideci çıktı ya da önceden biliniyordu. Durum böyle olunca ABD müttefiği Ankara'ya 'Gelin bu Kaidecilerden kurtulalım' demeye başladı. Bu ise Ankara'ya göre karşılanması zor bir istek. Çünkü Suriye'de savaşan militanların Allahu Ekber nidalarından anlaşılacağı üzere neredeyse tümü genel tanımıyla 'İslamcı'.
Buna karşın Türkiye PKK'nın Suriye Kürdistanı'ndaki olası güçlenmesinden çok tedirgin. Bu ise ABD'nin umurunda değil. Çünkü son 30 yılda ABD ve Türkiye arasında PKK konusunda onlarca hatta yüzlerce toplantı yapılmış ve her seferinde ABD Türkiye'ye yalan söylemiş hatta el altından PKK'ya ve PKK'ya kol kanat geren Kuzey Irak Kürt Federe Yönetimi'ne destek vermiştir. Yani PKK ile savaşında Türkiye ABD'ye güveniyorsa şimdi varılan noktanın çok daha kötüsüne varacaktır. Benden söylemesi. Çünkü ABD'ye asla güven olmaz. Belki de bunun farkında olan Sayın Cumhurbaşkanı önceki gün gazetecilerle sohbetinde 'Hem ABD'nin hem de bazı komşuların teröre destek vermemesi önemlidir. Amerika'nın daha yapabilecekleri var mıdır? Elbette vardır. Daha çok şey vardır. Yeterli mi? Ben o kanaatte değilim' demiştir. Sayın Cumhurbaşkanı kesin haklı. Çünkü Amerikalıların kafasında her zaman bin tilki dolaşır. Belki de Ankara'daki görüşmelerde Türk heyetine 'Gelin şimdi ya da zamanı gelince Suriye'deki Kaidecileri PYD yani PKK'ya karşı kullanalım' demiştir. Yani Türkiye'deki Hizbullah olayında olduğu gibi. Belki Amerikalıların 'Ortak Operasyonel Mekanizma' dedikleri şey böyle bir amaca yöneliktir! Yine benden söylemesi 'Bu Suriye işi Türkiye açısından çok ama çok tehlikeli bir boyut kazanıyor.' Çünkü medyaya yansıyan haberlerin % 80'i yalan, abartılı ya da düzmece. Haberlerin detaylarıyla ilgili ise neredeyse hiç kimse ilgilenmiyor. Örneğin geçen hafta silahlı gruplar Halep'in bazı Ermeni ve Hıristiyan semtlerini ele geçirmeye çalıştı. Amaç onları da iç savaşın tarafı haline getirmek. Ama bu olmadı çünkü o semtlerin sakinleri ile ordu birlikleri, militanların büyük bölümünü öldürdü ya da yakaladı. Medya ise bu olayla ilgili şöyle bir haber veriyor 'Esad'ın askerleri Halep'te şu kadar adam öldürdü.' Suriye olayında binlerce önemli detay var.
Bu detayları görmeyen ve anlamayanlar hep çuvallar ve çuvallayacaktır. Umarım birileri Sayın Başbakan'a tüm bu detayları iletiyordur. Bu anlamda Ertuğrul Özkök'ün dünkü köşe yazısı çok önemlidir. Çünkü başından beri hep vurguladığım gibi ABD'nin ipiyle Ortadoğu bataklığından asla çıkılmaz. Hele hele bu ip Suudi Vahabi Kral ve Katarlı Şeyh'in elinde ise. Allah hiç kimseyi onların eline baktırmasın ve düşürmesin. Çünkü o eller Amerikan domuz yağı ile yağlanmıştır. Dicle ve Fırat'ın tüm suları ile bir çuval Arap sabunu, o elleri temizlemeye yetmez. Türkiye bir an önce Suriye gerçeğinin tüm detaylarını kendi gözleriyle görmeli ve 'Operasyonel Mekanizma' dahil hiçbir konuda ABD ve Arap yandaşlarına güvenmemelidir... Yoksa hep birlikte büyük üstat Münir Nurettin Selçuk'un o olağanüstü yanık sesiyle dillendirdiği şu güzel ve anlamlı dizelerini söyler dururuz.
Beni kör kuyularda merdinvesiz bıraktın
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı
Beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın.
Hüsnü Mahalli
http://www.aksam.com.tr/operasyonal-mekanizma-7594y.html