Bu sesler, Suriye-Hatay sınırının sıfır noktasındaki bir köyün camisinden duyuldu.
Ulusal Kanal ekibi, haber için Yayladağı'nın sınıra sıfır noktasındaki Kızılçat Köyü'ndeydi. Köyün konumu, Suriye'ye sadece 800 metre mesafede. Kızılçat'ın hemen karşısında çılak gözle rahatlıkla seçilebilen bir karakol var.
Karakolun adı Şabanlı karakolu ve Suriyeli muhaliflerin elinde. Karakolu karargâha çeviren muhalifler, hava kararıncaya kadar işte bu karakolda bekliyor.
Herşey karanlık bastırınca başlıyor. Önce karakolun ışıkları yanıyor, sonra ağaçların arasından aniden bir otomobil çıkıyor. Köylülerin ifadesine göre, bir aydır bu manzara her akşam yaşanıyor. Yine köylülerin anlatımına göre, otomobilin işi karakolda kalan muhalifleri alıp çatışma alanına götürmek.
Ulusal Kanal ekibi, otomobilin yola çıktığı o saatlerde, esrarengiz gelişmeye tanık oldu. Kızılçat Köyü camiinden Hoca'nın sesi yerine yabancı konuşmalar duyulmaya başladı. Bu iki kişi arasındaki bir telsiz konuşmasına benziyordu. Muhabirimiz cami hoparlörüne karışan seslerin çatışmalarla ilgili olabileceğini düşünerek hemen kayda geçti.
Şimdi sıra, sesin ardındaki sır perdesini çözmeye geldi. Konuşmalar Arapça gibi gözüküyordu ama köy sakinleri dahil hiç kimse iki sözcük dışında konuşulanları anlamadı. Konuşmalar İsrail'de konuşulan İbranice dilinde yapılmıştı!
Konuşmalardan anlaşılanlar askeri kodlar, sayılar ve "Gençleri getirin" sözcükleriydi.
Ulusal Kanal'ın ortaya çıkardığı bu olay, bazı CHP'li Milletvekillerinin " CIA ve MOSSAD ajanları Türkiye'nin Suriye sınırındaki illerde cirit atıyor" sözlerini güçlendirdi.
Ayrıca, Kızıl Çat köyü'nün tam ortasında, Kızıl Çat Jandarma Piyade Karakolu bulunuyor. Akşam saat 7.00'den sonra başlayan İbranice konuşmalar, karakolda görevli Türk askerleri tarafından da rahatlıkla duyulabiliyor.
İbranice olan bu telsiz konuşmaları, gün ağarıncaya dek belirli aralıklarla Kızıl Çat Köyü'nün minaresinden çevreye yayılıyor. Köylüler, yaklaşık bir aydır devam eden bu durumu yetkililere bildirdiği halde, herhangi bir önlem alınmadı.