26 Eylül 2012 - 20:30

Ağır sorulara cevaplar

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Son günlerde yazdığım Suriye ve Şia konulu yazılar üzerine bazı okuyuculardan gelen eleştirileri aynen aktarıyorum. Okuyun ve cehalet denilen şeyin insanları nasıl kuşattığını ve toplumun nasıl keskin bir kutuplaşmaya doğru itildiğini görün:

1. “Şiiler Müslümanların katli için fetva veriyor, Sünni camileri bombalıyor, katil Esad’a İran’daki Şiiler, Hatay’daki Nusayriler ve içimizdeki Aleviler destek oluyor. Neden? Çünkü Esad, Müslüman öldürüyor da o yüzden.”

Yani sevgili, okurlar, Esad Müslümanları öldürdüğü için Şiiler onu destekliyor.

2. “İran; İsrail - ABD ittifakı ile savaşırsa safım bellidir. İnşallah İran’ı yerle bir eder İsrail ve ABD. İran’a İsrail ve ABD’den daha az güveniyorum. Çünkü en azından safları belli.”

Bu sözler için yoruma gerek var mı?

3. “Sen Alevi değilim diyorsun ama ismi Muharrem, Mehdi, Ali, Hasan, Hüseyin, Haydar olanlar genelde Alevi olurlar. Bal gibi de Alevisin.”

Üzgünüm sevgili okur, maalesef “bal gibi de” Alevi değilim. Hayatımda hiç Cemevine gitmedim. Doğduğum yer olan Trabzon’da hiç Alevi yoktur. Alevi olsam da sizin gibi dallamalardan korkup gizleyecek halim yok.

4. “SSK’yı batıran, PKK’ lılara ‘arkadaşım’ diyen CHP’li Aygün ve Kılıçdaroğlu’nu niye eleştirmiyorsunuz? Çünkü onlar Alevi diye değil mi? İşte ben de o yüzden sevmiyorum Alevileri”.

Ah be cahil! İnsan bir yazı arşivime bakar da CHP hakkında, Kılıçdaroğlu hakkında, Hüseyin Aygün hakkında yazdığım yazıları okur. Ondan sonra eline kalem alır.

Demek istediğim o ki sevgili okurlar, toplumda Alevililer hakkında siyasetinde yönlendirmesiyle korkunç bir önyargı kara propaganda var. Bizim gibi Sünni kesim bile “Aleviler Hz. Ali’yi seviyor, ne var bunda” diye yazınca hemen Alevilikle, İrancılıkla, Esad’çılıkla suçlanmaya varan bir saldırı başlıyor.

Bu tablonun mimarlarının kim olduğu belli.

Ama beni üzen taraf İran’a olan kinlerinden dolayı “safımız İsrail’in yanı” diyebilecek kadar İslam’dan uzaklaşmış bir fanatik İslamcı kesimim türemesi. Sahi “Esad gitsin” diye çığlık atanlar bu insanlar bu hale nasıl geldi diye bir düşünseler çok iyi olmaz mı?

Apo da sürece dahil olacakmış!

PKK saldırıları yoğunlaşınca hükümetin yeni dönem stratejisinin ipuçlarını Adalet Bakanı Sadullah Ergin verdi. Ergin “Abdullah Öcalan’ın da bu sürece girmesi konusunda ayrım yapmıyorum. Bu sorunu çözecek tüm enstrümanlar vardır. Değişin şartlar ve ortama göre, istihbarat birimi, siyaset kurumu, güvenlik bürokrasimiz oturup karar verirler.”

Bakan yakında APO ile de masaya oturulacağının sinyalini veriyor. Yeter ki sorun çözülsün!

Daha önce Oslo görüşmelerini “PKK’yı kandırdık, karı koca arasını yapmak için bile yalan konuşulur” diye yorumlayan hükümete bu defa APO bile inanmayacaktır.

Muharrem Bayraktar

mbayraktar@yenimesaj.com.tr

http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,12003105/agir-sorulara-cevaplar/muharrem-bayraktar