18 Kasım 2012 - 20:30

Gazze saldırıları sürerken Mısır’a giden Erdoğan bazı açıklamalar yaptı. Bu açıklamalarda en ilginç olan ise Türkiye, Mısır, Suud, Katar’ın yeni bir direniş ekseni olduğunu ilan eden sözleriydi. Erdoğan, ‘bölgede karanlık senaryolar yazmak isteyenlerin karşısında artık Türkiye, Mısır, Suud, Katar ve körfez ülkeleri var’ dedi.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- 

Bir önceki yazımın başlığı ‘Türkiye, Suud ve Katar’dı. Erdoğan bu açıklamayı yapmadan önce yazdığım bu yazıda Türkiye, Suud ve Katar’ın aynı politikaları izlediğini anlatmaya çalışmıştım. Tevafuk oldu ve Erdoğan yazımın üstüne bu açıklamaları yaparak aslında aleni olan bir gerçeği de kendi ağzıyla tescil etmiş bulundu. Erdoğan ve ekibi iş başına geldiği günlerden bu günlere kadar hep bir iyi niyet içinde olarak zamanla bölgede egemen güçlere karşı bir direniş dayanışması içine gireceğini düşünmüş daha doğrusu umut etmiştik. Meğer Sayın Erdoğan’ın bugün geldiği direniş dayanışması bölgenin başına bela edilmiş Suud, Katar gibi kukla, hain, işbirlikçi rejimlerle olacakmış.

Batının ‘Arap Baharı’, Erdoğan’ın ‘Arap Uyanışı’ benimse ‘Hormonlu Devrimler’ dediğim bu süreçte Erdoğan ve ekibi Mısır’da Mübarek, Tunus’ta Abidin Bin Ali, Libya’da Kaddafi, … gibi diktatöryal güçlere siyasi ve bazen askeri olarak karşı durdu. Bu duruşu sergilerken Erdoğan’ın dilinden düşmeyen ‘demokrasi’ , ‘insan hakları’ , ‘halkın egemenliği’ gibi kavramlar Bahreyn, Suud, Katar ve diğer işbirlikçi saltanat rejimlerine karşı girişilen isyan için geçerli olmadı. Aksine Erdoğan’ın ilkeli bir duruş sergilemediği hormonlu devrimini gerçekleştiren Mısır’ın yanına saltanat rejimleri Katar ve Suud’u da ekleyerek bir ‘direniş ekseni’ ilan etmesiyle iyice ortaya çıktı. Bu eksen Müslüman haklara yeni bir ‘direniş ekseni’ymiş gibi sunuluyor ancak gerçekte tam bir ‘dileniş ekseni’dir. Katar: Katar emiri El-Tani’nin İsrail liderleri ile sık sık görüşüp sıcak pozlar vermesi, belirli periyotlarla aleni olarak Arapları İsrail işgal rejimine karşı elini uzatmaya çağırması, İsrail’i tanımaları ve gasp edilmiş haklarından vazgeçmeleri için Filistin direnişini ikna etmeye çalışması tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşiyor. Suud: Ümmetin evladlarını kıtır kıtır doğrayan zalim işgal ordularına Kâbe’de beddua edilmesine dahi müsaade ettirmeyen bu devletin vukuatlarını saymakla bitmez. Mısır: Seyyid Kutub, Hasan El-Benna gibi ümmete ışık olmuş âlimlerin içinden çıktığı İhvan topluluğunun bugün bu âlimlerin yolunu izlediği konusunda ciddi şüpheler var. Muhammed Mursi’nin en azından Filistin için izlediği politikaya bakarsak ABD’nin 1967 planı ile paralellik arz ettiğini görebiliriz. ‘2 devletli çözüm’ diye bilinen bu plan Filistin’e bahşedilen bir ‘tabela devleti’ karşılığında İsrail’in meşruiyetini tanımayı öngörüyor. Mursi’nin bu planı destekleyerek İsrail’e işgal hakkı veren BM çatısı altında sözde çözüm araması da direnişten değil dilenişten yana olduğunun kanıtıdır. Şeyh Ahmed Yasin’in ‘Ey Rabbim! Zindan benim için Siyonistlerin gayri meşru işgallerini onaylamaktan, meşru olmayan bir hâkimiyeti meşru görmekten daha hayırlıdır.’ Sözleri direnişi temsil ederken, Türkiye, Mısır, Suud, Katar ekseninin İsrail’in tanınması, haklardan feragat karşılığında ateşkes ve sözde barışı çözüm olarak göstermesi ise egemen güçlerden dilenişi temsil etmektedir. Bu çerçevede Ortadoğu’da ortaya çıkan ittifakların egemen, emperyalist güçlere karşı ‘direniş’ mi yoksa ‘dileniş’ ekseni mi olduğunu anlamanın yolu Filistin davasını turnusol kâğıdı olarak kullanmaktan geçer.İsrail Gazze’yi neden bombalıyor? Cevap: Direniş olduğu için. Direniş neden var? Cevap: Gasp edilen hakları geri almak, vatanlarından çıkarılmış Filistinlilerin ülkelerine geri dönmelerini sağlamak için. Öyleyse direniş nedir? Cevap: Bölgede ‘uluslar arası hukuk’ aldatmacası çerçevesinde girişilmiş hak gaspları, işgaller ve hukuksuzluklara hakkın hukuku mantığıyla direnmek ve karşı koymaktır. Gasp edilen en ufak hakkı dahi geri almak için birlik olmaktır, çalışmaktır. Filistin’de direniş demekse gasp edilen bütün Filistin topraklarını geri alma amacıyla çalışmaktır. Direniş Ekseni nedir? Cevap: Filistin’de gasp edilmiş hakları geri almak isteyenlere her şekilde yardım etmek, bunun için bir sistem kurmak, fedakârlık yapmak, ambargo ve ablukalara maruz kalmaktır. Tüm bölgede ise egemenlerin ülkelerimizi ekonomik ve kültürel olarak sömürmelerini engellemek, kendi ülkemizde bağımsızlık mücadelesi verirken diğer ülkelerle de dayanışma içinde olmaktır. Bölgemize birlik halinde gelen sömürücü güçlere yine birlik içinde karşı koymaktır.Öyleyse Filistin direnişine ‘haklarınızdan vazgeçin’ demek, İşgalleri kutsayan BM gibi kurumlar içerisinde hak dilenmek direniş değil dileniş olacağı gibi bu dilenişi kolektif bir hale getirmenin adı da ‘Dileniş Ekseni’ olmaktır.

Cihad Kayaduman

cihadkayaduman{x}hotmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.