21 Kasım 2012 - 10:15

Suriye ve Filistin'in ardından Irak'ta da gerilim yükseliyor. Son bir hafta içinde, Kerkük'e yakın Tuzhurmatu bölgesinde Irak merkezi ordusu ile peşmerge kuvvetleri arasında iki kez çatışma çıktı. 15 kadar ölü, onlarca yaralıdan söz ediliyor.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Gelişmeleri Irak dışından izleyenler, haklı olarak, 2003'ten beri sözü çok edilen "Arap-Kürt savaşı" başlamak üzere mi diye soruyor.

Irak ve İran kaynaklarında kısmen farklı bilgi ve değerlendirmeler var. Önce, sahada ne olmakta, onu özetleyelim. Dün akşam saatleri itibariyle Irak merkezi ordusu ile peşmerge kuvvetleri arasında herhangi bir yerde çatışma sözkonusu değildi. "Durum sakin gözüküyor", farklı kaynakların ortak tespiti.

MALİKİ'DEN ÜÇ UYARI

Topyekün bir çatışma da beklenmiyor, en azından bu koşullarda. Gerekçenin özeti: Taraflardan birinin kesin üstünlük sağlayacağı, "zafer"in "maliyet"e değeceği bir durum yok. Kıvılcımlara rağmen çatışmaların yaygınlaşmadan durması da buna bağlanıyor.

Fakat, "iç dengeler itibariyle böyle" diye de kayıt düşülüyor. Dış dinamikler işe karışırsa, "yorum serbest".

Bölge kuvvetlerinin "birlikçi" diye nitelediği Başbakan Nuri Maliki, önceki akşam televizyonlarda yayımlanan açıklamasında Barzani'ye üç mesaj gönderdi.
Birincisi: Anayasaya göre merkezi ordu, Irak'ın her tarafında duruma vaziyet edebilir (Maliki'ye karşı olanlar bile "hukuken haklı" diyor).
İkincisi: Dicle Ordusu, Kürtlere karşı değildir.
Üçüncüsü: Bir metre dahi ilerlerseniz, harekete geçeceğiz.

TETİĞİ İLK PEŞMERGE ÇEKTİ

Çatışmanın hemen durmasında Maliki'nin uyarıları ne kadar etkili oldu, bilinmez. Fakat bir nokta dikkat çekici: Gerek 2 kişinin öldüğü geçen haftaki, gerekse 13 kişinin öldüğü son çatışmada tetiği ilk çeken peşmerge. Bu, hesapsızlık değilse, bir kuvvet algısına dayanıyor. Önemli bir kaynağa göre, "peşmerge kuvvetleri 1991'den beri bugünler için eğitilip donatıldı".

Bu ortamda Talabani'nin özel bir durumu var. Irak Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan Kürdistan Yurtseverler Birliği liderinin Maliki ile bozuştuğu ve Bağdat'ı terkedip Süleymaniye'ye döndüğü haberleri duyulmuştu önceki hafta.

Bütünüyle asılsız değil. Talabani, Maliki'nin Dava Partisi'nden Sami el Askeri adlı bir yöneticinin "eleştirel" açıklamasına alınıyor ve gerçekten Süleymaniye'ye gidiyor. Fakat bir "kavga", hele bir "kopuş" değil bu. Irak Dışişleri Bakanlığı'ndan bir görevli, gülerek, "Talabani bu, küser de, barışır da" diye tasvir etti durumu. Bağdat'tan bir televizyoncuya göre, "Talabani ağacı ortasından tutuyor"du. Bir Türkmen milletvekilinin değerlendirmesi epey köşeliydi: "Barzani ile Talabani'nin arası hiç bu kadar kötü olmamıştı."

İkili arasındaki durum her ne ise, önceki akşam Erbil'de buluştuklarını söyleyelim. Bağdat'taki kaynaklara göre, Talabani, Barzani'ye "itidal" çağırısı yaptı.

İRAN TARAFI RAHAT

Irak'ta bazı gerilim hatları "kısa devre" yaparken, İran kaynakları stratejik olarak rahat görünüyor. Irak'ta yaygın bir savaş beklemiyorlar. Yeğen Neçirvan Barzani'den sonra Mesut Barzani'yi de Tahran'a davet eden İran'a göre, "Kürt meselesi" artık bölgenin birlikçi dinamiklerinin kontrolü altına girmek zorunda. Tahran'ın ileri derecede iyimser öngörüleri var.

Bir Türkmen milletvekili, Musul-Kerkük'teki Türkmen ve Arapların pozisyonu şöyle özetledi: Türkmenler ve Sünni Araplar, Maliki'ye "eleştirel" desteğin altı çiziyor. Maliki'nin "Dicle Ordusu" girişimi kabul görüyor. "Ancak" diyorlar, "Dicle Ordusu'nun yüzde 90'ı Şii, yüzde 10 Sünni. Böyle yürümez. Yüzde 30 Şii Arap, yüzde 30 Sünni Arap, yüzde 30 da Sünni Türkmen olmalı".

Maalesef, ABD işgalinden sonra Irak'ta siyaset böyle yapılıyor.
Bu gelişmeler olurken iki önemli görüşme dikkat çekti. Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Yunus Demirer, Kuzey Irak'a giderek ayrı ayrı hem Mesut Barzani hem de Celal Talabani ile buluştu. Bir açıklama yapılmadı.

Rafet Ballı
rafballi@gmail.com