4 Aralık 2012 - 10:41

Bismillah Genel manada direniş, egemen güçlerin ülkelerimizi ekonomik, kültürel ,askeri ,siyasal alanlarda sömürmelerini engellemek, kendi ülkemizde bu şer güçlere karşı bağımsızlık mücadelesi verirken bu uğurda mücadele veren diğer ülkelerle de dayanışma içinde olarak bu sömürücü güçlere karşı birlik içinde karşı koymaktır. Özel manada direniş ise, işgalci Siyonist güçler tarafından mazlum Filistin halkının gasp edilmiş maddi ve manevi bütün haklarının geri alması için her şekilde onlara yardım etmek, bunun için bir sistem kurmak, fedakârlık yapmak, bu emperyalist ve şer güçlerinin ambargo ve ablukaları karşında teslim olmayarak zillet altında yaşamaktansa izzetli ölmeyi seçmektir.

Bugün emperyalist ve küresel güçler genel manada dünya halklarını kendilerine bağlı satılmış yöneticileri aracılığı ile kimi zaman da doğrudan askeri müdahale ile sömürmeye devam etmektedirler. Nüfuz edemedikleri ve sömüremedikleri çok az devlet ve direniş guruplarını ise askeri müdahalelerinin yanında çeşitli entrika ve oyunlarla yola getirmek için ellerinden geleni  harcamaya devam etmektedirler.
Emperyalist ve Siyonist cephenin yıllardan beri her türlü askeri saldırıları veya entrikaları ile dize getiremediği direniş ekseni olarak  tabir edilen İran, Suriye, Hizbullah, Hamas, İslami Cihad ve diğer irili ufaklı direniş guruplarının emperyalist ve müstekbir güçler tarafından maruz kaldıkları saldırıları kısaca şöyle ifade edebiliriz:
İslami İran: İslam inkılabının gerçekleşmesinin hemen akabinde  emperyalist güçleri topraklarından kovan ve onlara karşı direnişi seçen İslami İran halkı 33 yıldır bu egemen ve müstekbir güçlerin askeri, siyasi, teknolojik, ekonomik ve diğer yaşamsal bütün alanlarında amansız ve alçakça  saldırıları, tecritleriyle  beraber  her çeşit  oyun, hilelerle  içeride halk arasında   çıkarılmaya çalışılan fitne hareketlerine rağmen dik duruşunu ve bu şer güçlere  karşı onurlu direnişi sürdürmektedir. Hakeza, İslam İnkilabı’nın başarıya ulaşmasıyla beraber maddi ve manevi her tür desteği ile her zaman Filistin direnişinin ve halkının  yanında yer alan İslami İran, Filistin halkının tüm haklarının sağlanmasına ve Müslümanların ilk kıblesinin kurtarılmasına yönelik geniş boyutlu yardımları sebebiyle bu şer güçlerin devamlı hedefinde olmaya devam etmektedir.
Suriye: Orta Doğuda emperyalist güçlerin hüküm sürmediği yeraltı ve yer üstü kaynaklarını sömüremediği yegane bir Arap ülkesi varsa bu ülke Suriye’dir. Suriye , anti-emperyalist  duruşu ile özellikle Filistin ve Lübnan direniş gruplarına olan maddi ve manevi desteği neticesinde her zaman emperyalist ve Siyonist güçlerin hedefinde olmuştur. Yüzbinlerce Filistinliye vatan olan,  bütün Filistinli siyasi-askeri oluşumlara ev sahipliği yapan, onların yöneticilerini senelerce koruyan, yediren, içiren, direniş kadrolarına üniversite imkanı sunan, onları  silahlandıran ve bundan dolayı daima ambargolara, baskılara, tecride maruz kalan Suriye bugün de emperyalist güçlerin desteği ile içeride çıkarılan terör ve anarşist eylemlerle parçalanarak bertaraf edilmeye çalışılmaktadır. Bilindiği üzere bu görevi başını Türkiye’nin çektiği Katar, S.Arabistan’ dan müteşekkil sözde yeni direniş ekseni! sürdürmektedir. Bunun için de Türkiye’nin binlerce El-Kaideci, Tekfirci ve Vehhabi teröristin masum Suriyelileri öldürmek, mallarına zarar vermek ve kaosu ve yıkımı yaymak amacıyla sınırı geçmesine izin verdiğini, Katar ve Suudi Arabistan’ın da Adana-İncirlik ABD üssü kanalıyla Suriye muhalefetine büyük miktarda silah kargosu göndererek kargaşa ortamının gerçekleşmesini sağladığı bilinen bir gerçektir. Suriye halkı da bu alçak saldırılar karşısında direnişi sürdürmeye devam etmektedir.
Hizbullah: İslam inkılabının gerçekleşmesinden itibaren Siyonist gasıp rejime karşı direnişe başlayan ve Siyonistleri topraklarından kovan direniş cephesinin Lübnan şubesi konumdaki Hizbullah, özellikle Siyonistlerin 2006 yılında başlattıkları alçakça saldırıları karşısında  33 gün süren savaşta ağır bir yenilgiye uğrattığı Siyonist güçlerin korkulu rüyası haline gelmiş bulunuyor. Siyonist ve emperyalist güçlerin sıcak savaşta yenemedikleri ancak  liderlerine yönelik terör eylemleri ve bir takım entrika ve küresel oyunlara rağmen bu ümmetin onur kaynağı Hizbullah,  direnişini sürdürmeye büyük bir kararlılık ve güçle  devam etmektedir.
Hamas ve Diğer Direniş Grupları: Filistin’de yaklaşık yarım asırdan beri Siyonist işgalcilere karşı Filistin halkının onurlu direnişi devam etmektedir. Bugün ise direniş gruplarının başında etkin olarak Hamas ve İslami Cihad gibi direniş gurupları gelmektedir. Emperyalist güçler 33 gün süren Lübnan savaşında Hizbullah’ı yenemeyerek  direniş ekseninde bir gedik açamayınca bu sefer  22 gün  süren Furkan  ve en sonda  8 günlük Gazze savaşı ile  Filistin’deki direniş hareketini bertaraf etmek istediler. Bu savaşlarda özellikle İslami İran’ın savaşa direkt müdahalesi ve direniş gruplarının mukavemeti, bilhassa  İran tarafından direniş gruplarına verilen  füzeler  sayesinde emperyalist ve Siyonist cephe  istediğine elde edemeyerek bu  savaşları da  kaybetmek zorunda kalmıştır. Bu saldırılarda amaçlarına ulaşamayan emperyalist şer güçler bir takım oyunlar ve hilelerle direniş gruplarını asıl amaçlarından uzaklaştırmak ve oyuna getiremeye çalışarak masa başında bunları yenmeyi hedeflemektedir. Ancak bu oyunların farkında olan Filistin direniş gurupları bütün Filistin topraklarının kurtarılması ilkesi bağlı oldukları ifade ederekten direnişlerini sürdürmektedirler.
Maalesef günümüzde bir çok İslami kavram ve kutsallar gerçek manalarından uzaklaştırılarak yeni bir takım şekilsel anlamlar  yüklenerek İslam toplumları ve dindar insanlar kandırılmaya ve uyutulmaya çalışılmaktır. İşte bu kutsal kavramlardan birisi de onurlu insanların  var oluşuyla beraber günümüze kadar devam eden direniş kavramıdır. İslami meselelerde  duyarlı ve dindar insanları kandırmanın,  onları aldatmanın yolu da tabi ki dini bir takım söylem ve argümanlar olmalıdır. Belirtildiği üzere bir takım saldırılar , hile ve oyunlarla emperyalist ve Siyonist cephe karşısında  direnişin menbası, merkezi konumundaki İslami İran ve diğer direniş guruplarını yola getirmeyen bu şer güçler şimdi ise yumuşak yöntemlerle direniş cephesini parçalamaya, bertaraf etmeye çalışmaktadırlar.
Ülkemizde Akp yönetimi ve ABD önderliğinde Suriye’de sözde insan hakları , demokrasi adına başlatılan ve desteklenen anarşi ve terör hareketi neticesinde Sunni –Şii ayrışması hedeflenerek mezhepçilik temelinde yeni sözde direniş ekseni olan Türkiye-Mısır-Katar, S.Arabistan ve körfez ülkeleri oluşumu bu oyunun yeni adıdır. Böylece direniş cephesini dize getiremeyen emperyalist cephe yerli işbirlikçileri aracılığı ile oluşturdukları ‘sanal direniş cephesi’ ile direnişe darbe vurmayı etkinliğini kaybettirmeyiamaçlamaktadırlar.
Zalim Saddam'ı İran'a saldırtan ABD ve bölgesel müttefikleri şimdi de benzer bir oyunun peşinde koşmaktadırlar . O zamanki  ABD müttefikleri yani Katar, Suudi Arabistan ve öteki Körfez ülkeleri şimdi de Türkiye'nin öncülüğünde yeni oyunların peşindedirler. Bu proje ile Türkiye hükümeti , ABD köleleri, Arap ve İslam alemi için en tehlikeli yönetimler olan Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte bölgeyi ve dünyayı sözde yeniden şekillendirecekler. Demokrasinin hiçbir kavramının olmadığı bu iki diktatör ülke şimdi Suriye ve coğrafyamıza demokrasiyi getirme mücadelesi vererek sözde direniş cephesi oluşturuyorlar! Zaten en son Filistin devletinin gözlemci devlet statüsü verme komedisi de bu oyunun bir parçası olup meseleyi diplomatik boyuta indirgeyerek savaş alanında büyük yenilgi alan Siyonistlere nefes aldırılmaya ve onlara Müslüman  halklar nezdinde meşruiyet kazandırılmaya çalışılmaktadır. Yeni bu sanal direniş cephesinin yetkililerinin Filistin bayrağını pasta yapıp bu neticeyi kutlayarak pasta şeklindeki Filistin bayrağı yemeleri bu oyunun amacını bütün çıplaklığı ile gözler önüne sermeye yetmektedir.
Yeni kurulan bu sözde  direniş cephesi Türkiye, Mısır ,Katar, Suud ve diğer körfez ülkeciklerinin Filistin direnişi ile kurdukları iyi ilişkilerin arkasında ABD'nin bu ülkelere Meşru İsrail'i kurma görevi vermesinden kaynaklanmaktadır. Bu meşru İsrail'i kurma görevi ise Filistin direnişinin İsrail'i tanıması ve meşru kabul etmesi ile gerçekleşebilir. Yıllardır silahla, en aşağılık saldırılarla, abluka ve ambargolarla gerçekleştirilemeyen bu hedefi bu yeni cephe aracılığı ile direniş cephesini ikna yolu ilehalletmeye çalışmaktadırlar. ABD desteği ile iktidar koltuklarında oturanlar, sözüm ona,  ABD’ye rağmen Filistin’i artık devlet olarak var ederekten Müslüman kamuoyuna, İsrail ve onun Batı müttefiklerine rağmen kanayan yara Filistin meselesini çözebileceklerini iddia etmektedirler. İsrail ve Filistin konusunda hassas olan dindar Müslümanları bu sayede kandıracaklarını  sanıyorlar. Filistin meselesi yeni kurulan bu sanal direniş ekseni ile  ABD-İsrail ve müttefiklerinin üçgeninde tasfiye edilmeye çalışılmaktadır.
Batı Şeria onlarca parçaya bölünmüş, yüzlerce kilometre uzunluğunda onlarca Berlin duvarı örülmüş, bir Filistin mahallesinden diğerine gasıp İsrail’in izni ile girmek zorundayken, Doğu Kudüs işgal altındayken , Gazze  İsrail’in gazabı altında, milyonlarca Filistinli sürgünde iken hiç kimse bu mazlumların geri dönüş hakkından söz etmezken sözüm ona bu yeni direniş ekseniyle! Sözde Ortadoğuyu yeniden dizayn edecekler, adil çözümleri dayatacaklar ve bölgemize demokrasi, huzur, istikrar ve ekonomik ilerleme sağlayarak bağımsız Filistin devletini ilan edecekler!
Son söz,  yıllardan beri  büyük bir fedakarlık, mücadele ve şehitlerin pak kanalarıyla  süregelen direniş cephesine karşı çok sinsi ve alçakça oyunlar oynanmakta olup bu konuda duyarlı Müslüman kitlerin ve direniş guruplarının uyanık olması zorunludur.

MEHMET YETKİN