Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Emperyalizmin doğası gereği Bir devletin başka bir devleti siyasal ve ekonomik egemenliği altına alması ya da almak istemesi, yani sömürmesi için her anlamda kendine bağımlı kılması gerekir. ABD ve emperyalizm Suriye’ye karşı bütün olanaklarını kullanarak Esad’ı devirip işbirlikçi bir yönetim hayali kurmaktadır. Bu amaçla da bilgi kaynaklarından tutun da bütün haberler kirletilmekte ,halkın haber alma özgürlüğü kısıtlanmaktadır. Buradan hareketle yalancı baharlar ikliminde diktatörler yaratıp veya dikme diktatörleri bahane ederek ülkelere müdahale etmeyi demokrasi bağımlısı işbirlikçileri vasıtasıyla ya işgal etmektedir ya da iç savaş çıkartarak zayıflatmaktadır.
Saddam canavarını kendileri yaratıp,kendileri yok ettiğine göre sıra başka diktatörlere gelmeliydi. Irak halkının aşığı ABD emperyalistleri geride milyonlarca cana mal olmuş bir Irak bıraktıkları gibi, petrollerini de siz düşünün. Libya’ya saldırı başlamadan işbirlikçilerin Fransa ile petrolün paylaşılmasına ilişkin anlaşma yaptığını bilmeyenimiz yoktur sanırım. Şimdi sıra Suriye’de ve Esad diktatör rolüne konulmuş. Ve Esad’a karşı top yekün bir savaş başlatılmış, dünyanın bir çok yerinde kiralık ve aslında köle ruhlu insanlar oraya intikal ettirilerek seviyesi çukur diyebileceğimiz tarzda savaştırmaktadırlar. Köle ruhlu, çünkü dayandıkları gücün,Suud’un, Abd emperyalistlerinin ve yerel feodal güçlerin zavallı ölüm mangalarıdır. Onların beyinleri iğdiş edilmiştir, düşünemezler.
İşbirlikçilerin kimler tarafından silahlandırıldığı ve her türlü desteğin esirgenmediği gün gibi ortada ve herkesce bilinmektedir. Muhalif denilen işbirlikçiler Katar, Suudi Arabistan ve Libya’dan gelen paralı askerlerdir. Bu kiralık askerlerden biri utanmadan Suriye’ye yönelik saldırı başladığından beri gelirinin arttığını söylüyorsa, iki kat düşünmekte fayda görüyorum.. Evet bu kiralık askerin sözlerinden hareketle , Hatay’daki ve Adana’daki kamplarda işbirlikçiler eğitilmekte, silahlandırılmakta ve Suriye’ye eyleme gönderildikleri inkar edilemez bir gerçektir. Hala da emperyalist ve yandaş medya Suriye’deki halka yönelik saldırıların üzerini yalan haberlerle örtmeye çalışmaktadır. İşbirlikçiler tarafından yapılan halka yönelik katliamlar Suriye Ordusuna maledilmeye ve Suriye ordusu yapmış gibi gösterilmeye çalışılmış ve çalışıyorlar. İşbirlikçiler Suriye askerlerini apartmanın çatısından aşağıya atıyor! İşbirlikçiler yakaladıkları Suriye askerinin kafasını kesiyor! Ve medyada bu konuda ses yok...Gözleri görmez,kulakları duymaz olur nedense!
Oysa Libya olayları daha bitmeden, emperyalist güdümlü medya , terörist olayları Arap baharı diye diğer Arap ülkelerine de sıçratabilmek için, resmen hem çaba sarfetmiş, hem de olaylara dönük provoktif yayınlarını artırmışlardır. Resmen Tunus ile Arabistan bölgeleri arasında meydana gelen terörist karışıklıklar İsrail’in yönlendirmesiyle ve teşvikiyle Suriye’ye sıçratılmış ve bu ülke 2012 yılına doğru bir iç çatışma sürecine bilinçli olarak iteklenmiştir Önceleri küçük çaplı bazı olaylar gündeme gelmiş olsa da, daha sonraki aşamada İsrail ve batı ülkelerinin ajanları öncülüğünde Suriye tam anlamıyla bir karışıklığa doğru sürüklenmiştir . Önceleri tek ve ayrı başlayan olayların daha sonraki aşamada sürekli olarak kışkırtılması ve tırmandırılması ve silahlı militanların sevk edilmesiyle toplumsallaştırılmıştır.
Sonuç , İsrail’i rahatlatmak adına Emperyalist güçlerin Arap ülkeleriyle birlikte Suriye’yi karışıklığa iç savaşa sürüklemek olmuştur. Çünkü İsrail açısından Suriye demek Lübnanda ki Hizbullah demektir. Suriye yüzünden Lübnan’da istediği düzeni kuramayan İsrail’in önü açılmıştır. Ve Lübnan’da dengeler alt-üst olmuş, İsrail Hizbullah’a yönelik stratejilerini devreye sokmuştur. Suriye’nin Lübnan’dan çıkartılması ve daha sonra da direniş cephesinin bölgesel kolu olan Hizbullah’ın bu ülkeden çıkartılabilmesi için böylesine bir büyük bölgesel operasyona ihtiyaç bulunuyordu ABD ve İngiltere ikilisi birlikte emperyalizmin temsilcileri olarak bu konuda gereken girişimleri ve saldırıları ,bölgedeki güçleri ve ajanları aracılığı ile gerçekleştirince Suriye içe dönmek zorunda kalmış İsrail de yeniden bölge hegemonyası doğrultusunda daha güçlü bir biçimde yeni açılımlara kalkışabilmiştir .
Bugün Halep’i al diyerek Türkiye’yi Suriye’ye sokmak isteyenler ,savaş sonrasında bölge haritalarını yeniden çizerken Halep’in yanı sıra Hatay’ın da Türklerin elinden çıkabileceğini hesaplamışlardır sanırım. ... Bir Şii-Sünni çatışması çıkarma doğrultusunda Irak üzerinde Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getiremeyen Amerikan emperyalizmi, bugün aynı oyunu Suriye üzerinde oynamaya çalışmakta , bu Arap ülkesini karıştırırken Şiilere yönelik saldırıları tırmandırarak Sünnileri karşı hedef haline getirmekte ve Türkiye’yi bu kez Sünnilerin koruyucusu olarak Suriye’ye müdahale etmeye zorlamaktadır. Siyonizm uğruna büyük komşusu ile bir mezhep savaşına sürüklenmesi her iki devlet açısından son derece anlamsız bir yok oluş senaryosunu gündeme getirmektedir . ABD emperyalistleri Suriye için , Türkiye’yi üs olarak seçmiş durumdadır. Bakalım gelecek günler ne getirecektir. Bol keseden atmak yok. “ Halep oradaysa arşın burdadır.”
Rıza BAKIRLI