Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İki gong arasındaki bir dakikalık sürede antrenörler göz göze gelip maçın kaderini belirleyebileceklerinden olsa gerek "barış süreci" dediğimiz raund araları müsabakanın en stresli anları sayılır.
Toplum olarak iki raund arasını yaşadığımız bu gergin günlerde konuyu biraz dağıtmak ve barış üzerinde kafa yoranların nutuklarının daha sağlıklı değerlendirilmesine katkıda bulunmak amacıyla gündemi, daha doğrusu okuyucunun kafasını biraz dağıtmayaçalışacağım.
Konumuz kurtlar ve mankurtlar.
Hak etmişler mi, etmemişler mi bilmem, ama tarihin kaydettiği en barbar Türk kavmi olarak nam salmış Avarlar mankurtlaştırma yöntemiyle köleler edinirlermiş.
Sistemin baskısı ve/ya kişinin kendine yabancılaşması sonucunda hem kişiliğini hem de sosyal/kültürel hafızasını kaybetmesi anlamına gelen "mankurt" deyimini literatüre kazandırıp, sözcüğün bütün dünya dillerine geçmesini sağlayan kişi, yirminci yüz yılın en büyük romancılarından biri sayılan Cengiz Aytmatov'dur. Bu deyim, Cengiz Aytmatov'un, aidiyet ve haysiyetini kaybedenlerin nasıl kendi ülkelerine ve halklarına yabancılaşıp, düşmanın gönüllü askeri haline gelebileceğini anlatan "Gün uzar yüzyıl olur" adlı romanında yer verdiği "Nayman Ana" söylencesinde geçer.
Nayman Ana söylencesine göre, uçsuz bucaksız bozkırı işgal etmek isteğiyle yanıp tutuşan ve son derece gaddar ve acımasız olan Avarlar her fırsatta komşu kabile ve oymaklara baskınlarda bulunur, yakıp yıkar, ne bulurlarsa yağmalar ve alıp götürdükleri genç tutsakları da mankurtlaştırarak ölünceye kadar kendilerine köle yaparlardı.
Esere göre mankurtlaştırma operasyonu şöyle olurdu:
Yağma veçapul boyunca ele geçirilen esirlerin kafaları kazınır ve tek tel kalmayacak hale getirilir. Ardından başlarına ıslak, kalın ve taze deve derisi geçirilir veçöl sıcağında bir kazığa bağlanarak günlerce bekletilirdi. Sıcaktan gerilen ve gerildikçe kurbanın beynini mengene gibi sıkıştıran deve derisinin verdiği dayanılmaz ağrıyla kurban nadiren de olsaçığlık ata ata ölür, ama çoğunlukla belleğini yitirirdi.
Adını, atasının, anasının adını, yurdunu, dilini, kısaca kimliğini unuturdu. Nereden gelmiştir, niye gelmiştir, ne yapıyordur gibi soruların hiçbirinin cevabını veremez hale gelirdi. Bu hale gelen kişi artık bir mankurt olurdu ve serbest bırakılsa bile bir mankurtun kaçıp gidebileceği bir yer yoktu; sonuna dek Avarların gönüllü kölesi olarak kalmaya mahkumdu.
Mankurtlar, Avarlar için büyük bir servet, eşsiz birer hizmetçidir. Zira öyküde de anlatıldığı üzere Nayman Ana, mankutlaştırılmış oğlu Cölaman'ı kurtarmak için onu arayıp bulur ve adını, atasını, anasını, yurdunu tanımayan oğluna kimliğini hatırlatmak için "sen benim oğlumsun!" diye telkinde bulunur. Derken oğlunun efendisi olan Avar beyi durumdan işkillenir ve Cölaman isimli köleye karşısınaçıkacak her yabancıyı öldürmesi buyruğunu verir. Köle elbette bu emre itaat edecektir. Ve ilk gün Nayman Ana'yı, yani öz annesini görür ve bir ok atarak öldürür.
Orta Asyalılar arasında yaygın olarak kullanılan bu deyim,çeşitli nedenlerden dolayı bilimsel adı "amnezi" olan bellek yitimine uğrayıp, geçmiş olayları anımsamayan insanları betimler.
Geçmişini, aslını, mensubu olduğu soy ve köklerini unutmuş, insani etik, ilke ve norm anlayışlarına uyması beklenmeyecek derecede köleleştirilmiş kişi anlamına gelen mankurt bana pek yabancı gelmedi doğrusu.
Ya size?
Size de yabancı gelmedi, değil mi?
Gelin öyleyse mankurtların ne menem şeyler olduğunu biraz daha kurcalayalım.
Mankurtlar egemenler açısından fazlasıyla önemlidir. Çünkü mankurtlar oldukça tehlikelidir. En büyük tehlikeleri ise durmadan benzerlerini yaratıp, normal insanları mankurtlara dönüştürerekçoğalmayaçalışmalarıdır.
Mankurt yaratmak için kullanılan mankurtizasyon, bireylerin müritleşmesi, liderin ağzındançıkacak her söze düşünmeksizin itaat etmesi, kısacası sürü zihniyetine bürünmesi amacına ulaşmak için de kullanılır.
İnsanlık tarihinin tartışmasız en vahşi olayını anlatan bu sözcük, öz kültürüne yabancılaşma ile başlayıp, ona düşmanlığa giden asimilasyon sürecini anlatan sosyal psikoloji literatüründe de yer almıştır.
Normal bir insanın güç yetiremeyeceği, güç yetirse bile onuruna yediremeyeceği işlerde kullanılan mankurtlar, sadece ceset olarak varlar ve sadece sahibi onlara söz geçirebilir. Bir mankurt sahibinin sözündençıkamadığından, nereden geldiğini ve nereye gideceğini bilmez. Bu yüzden sahibi için hiçbir tehlike arz etmez.
Mankurt, atasını, anasını, dilini, töresini, yurdunu ve tarihini, bir daha hatırlamamak üzere unutmuştur. Onlara kavuşma isteği duymaz. O artık, her haliyle egemenin bir malıdır ve sahibinden başka herkes için tehlikedir. O kadar ki bir mankurt, kendisi için yüreği yanan annesini bile gözünü kırpmadan öldürebilir. Nitekim öyküde bir mankurt olan Cölaman, kendisini yıllarca arayıp bulan Nayman Ana'yı bile gözünü kırpmadan öldürmüştür.
Ama bir öyküden, bir söylenceden dahaçok şeydir mankurtlaştırma.Çünkü bugün bir Avar beyinin develerini gütmekten daha acımasız amaçlar için kullanılmaktadır.
Mankurtların genel özelliklerine baktığımızda; bireysel ve ulusal bir kimliklerinin olmadığını, varsa bile belirsiz olduğunu görürüz. İçi boşaltılmış kavramların arasında, boş bir hayat sürerler, yaptıkları hiçbir iş kendi akıllarınınçıkarımı değildir. Yaşamlarının hiçbir kesitinde ulusal bir iz yoktur. Ruhlarını yitirmiş, emir-komuta zincirinin bir halkası olmuşlardır. Sahiplerine koşulsuz bağlı, sadık birer uşaktırlar.
Etrafımızda istemediğimiz kadar ulusal bilinç yoksunu, egemen güce hayranlık besleyen, bu hayranlığına cevaz bulmak için narsist kesilen, kendine de hayran olan ve bu duygularla hem ulusuna hem de ulusal değerlerine savaş açan mankurt var. Bu yüzden hepimiz iyi tanırız onları. Biliriz ki mankurtlarda güce tapma güdüsüyle başlayan egemenlere hayranlık süreci yerini zamanla itaat etmeye bırakır. Kişi farkına bile varmadan egemen gücün kültürünü benimser. Onlar gibi düşünür, onlar gibi konuşur. Ulusal hafızası yok olduğundan kaçınılmaz olarak kendi kültürüyle çatışmaya başlar. Ulusunun aile yapısına varana kadar, töresiyle, diliyle, bayrağıyla, toprağıyla savaşır hale gelir.
Bu savaşta, "Kürd milliyetçiliği ilkelliktir", "Atatürk ölümsüz bir mucizedir", "Atatürk temel direktir" gibi tuhaf sesler çıkarırlar.
Bu durum,çağlar öncesini anlatan öyküdeki mankurtla bugünkü mankurtların arasındaki bağı açığaçıkarır. Gerçekte aralarında hiçbir başkalık yoktur. Artık öyle şeyler yapılmıyor demek bu konuda düşülecek en büyük yanılgıdır ve mankurtlaşmanın ilk belirtisidir. İlkel ve güncel olanın arasındaki fark sadece mankurtlaştırma sürecinde kullanılan yönteminden ibarettir. Orta Asya'da kafaya deve derisi geçirip güneş altında bırakma gibi işkence metodları kullanılırken bugün daha bilimsel olan kimyasal ve psikolojik yöntemler kullanılıyor. Hepsi bu!
Mankurtların en acınası yanı, geri dönüşümlerinin mümkün olmamasıdır. Anlayacağınız bu marazın tedavisi yok. Bu yüzden öyküde -annesi bile olsa- kendisine kimliğini hatırlatan nesneyi düşünmeden yok eden mankurtlar, günümüzde de kendisini düşünmeye sevk edecek kişi ve kurumlara karşı düşmanca bir tutum içine girerler. Kendilerine soru yöneltilmesinden nefret eder, dahası eleştiriden zerre hazzetmezler.
Metod değişse bile mankurtlaştırma sürecinden sağçıkanlar hafızasını ve aklını yitirdiği için rahatlıkla birer ölüm makinesine dönüşürler. Ellerine silah tutuşturularak kendi halkına saldırtılır, annesini babasını dahi gözüne kırpmadan öldürebilirler.Çünkü artık geçmişe dair hiçbir şeyi hatırlayamazlar.
Mankurt, hafızasını ve aklını yitirmiştir. Dolayısıyla aidiyetini ve haysiyetini de kaybetmiştir.Çünkü hafıza ile aidiyet arasında olduğu gibi, akıl ile haysiyet arasında da doğrudan bir bağlantı vardır. Hafızası silinen artık geriye dönemez, ait olduğu yerleri hatırlayamazken, aklını kaybeden de ne yapacağını, nereye gideceğini bilemez.
Bu durumda mankurt, rahatlıkla kendi halk, dil, din, tarih, kültür ve coğrafyasına karşı husumet besleyebilir.
Şimdi izninizle mankurt hikayesini editöre göndermeden önce redakte eden arkadaşın tespitini ekleyeyim:
Şu an Kürd halkının aydınları, ilim, din ve siyaset adamlarınınçoğu mankurtlaştırma operasyonu kapsamındadır.
İki gong arası bunu da hatırlatayım dedim...
Mehmet Yavuz (Arıtürk)
* * *
Not: Konunun güncel yöntem ve amaçlarıyla ilgili ayrıntılı bilgi için: GK Ultra / Genelkurmay Zihin Kontrol Projesi / Cevdet Akbay / Nasname