10 Mayıs 2013 - 19:30
Büyük Şeytan “Kürdistan”dan vaz mı geçti?

Bismihi Teâlâ Âdem’den kıyamete süre gidecek olan hak-batıl mücadelesinin son yüzyılında batıl cephenin liderliğini “Büyük Şeytan Amerika” üstlenmiştir. Büyük Şeytan Amerika, İslam coğrafyasındaki emperyal emel ve siyasetini Ortadoğu’daki ileri karakolu olan “gasıp Siyonist İsrail” üzerinden şekillendirmiştir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Gasıp Siyonist rejimin varlığı ve devamı, küresel hegomanyası açısından Amerika için hayati bir önemi haizdir. İşte bu nedenle gerek Amerikan hükümetinin şeytani planlarının üretildiği resmi kurumu “Pentagon” ve gerekse sivil think-thank kurumları, İsrail’in yaşamını devam ettirebilmesi için on yıllardır kafa yormakta, stratejiler geliştirmekte ve sayısız plan ve rapor hazırlayıp yayımlamaktalar.

 

Pentagon ve sivil think-thank kurumlarının ortak olarak benimsedikleri ve Amerikan hükümetinin pratik olarak yatırım yaptığı stratejilerin başında: “İsrail’in varlığını devam ettirebilmesi için ikinci bir İsrail’in kurulması şarttır. İkinci İsrail, “Büyük Kürdistan”dır” teorisi gelmektedir.

 

Teori; Türkiye, İran, Irak ve Suriye topraklarında yaşayan Kürtlerin; bu dört ülkeden koparılarak (yani bu dört ülke parçalanarak), Amerika ve İsrail’e göbekten bağlı “ulus” temelli bir “Kürdistan” devleti kurulmasını öngörüyor. Amerika, onlarca taslak haritasını çizip sınırlarını belirlediği bu yeni “ulus” devlet ile genelde bölgenin, özelde ise “İslam İnkılâbı”nın dikkat ve enerjisini bu alanda tüketmek ve böylece İsrail üzerinde oluşan baskı ve kuşatmayı zahmetsiz kaldırmayı amaçlıyor.

 

Kuzey Irak’taki Barzani (KDP ) ve Talabani (KYB ) hareketleri, Türkiye’de PKK, İran’da PJAK, Suriye’de PYD. İlk bakışta birbirinden kopuk ve yerel gibi gözüken bu hareket ve örgütler, esasında bir yapbozun parçaları olduklarını kendileri hiçbir zaman reddetmedikleri gibi, realitede bunun gerçek şahidi durumundadır.

 

Amerika ve İsrail’in Kuzey Irak Kürt Federe Bölgesi’nin oluşumunda oynadıkları rolü hepimiz biliyoruz. PKK ve PJAK’ın Amerika’ya göbek bağı ile bağlı olduklarını Mısır’daki sağır sultan duydu. Barzani ailesinin İsrail ile olan akraba ve siyasi bağını görmemek için kör olmak bile yetmez durumda.

 

Komşularda yangın biz de şenlik var!

 

PKK’nın on binlerce insanın hayatına mal olan otuz yıllık silahlı mücadeleyi (her nedense) sonlandırdığını deklare etmesi ile ülkemizde dört bir koldan pompalanan şenlik havası, aynı zamanda olayın dikkatle okunup derinlemesine analiz edilmemesi için bir baskı unsuruna dönüştürüldü. Kim ki hâkim görüş dışında bir cümle kursa, “Sen barış karşıtı mısın? Kanın durmasını istemiyor musun?” denilerek suçlanıyor ve kamuoyunun dikkati yanıltılıyor.

 

Ancak bütün bu baskı ve yönlendirmelere rağmen yine de merak ediyoruz;

 

1-Amerika, on yıllar boyunca yatırım yaptığı, İsrail ve dolayısıyla kendi Ortadoğu geleceği için vazgeçilmez gördüğü, defalarca taslak haritalarını hazırlayıp yayınladığı “Büyük Kürdistan” projesinden birdenbire hiçbir sebep olmaksızın, hatta çıkarlarına aykırı olmasına rağmen vaz mı geçti?

 

2-Türkiye, Irak merkezi hükümetini by-pass ederek Kuzey Irak Kürt Federe Yönetimi ile kurduğu ilişki biçimi ile Irak’ın bütünlüğünü tehdit eden bir yol izlemekte. Hakeza Türkiye, Suriye iç savaşında muhalifler lehine müdahil konumda olması ve muhalefete verdiği koşulsuz destek ile Suriye’de PYD’nin özerk bir bölge elde etmiş olmasını kendi elleri ile temin etmiş durumda. Kürt örgütler Irak ve Suriye’de bağımsız/özerk bölgeler elde ederken Türkiye’de hakikaten teslim bayrağı mı çekiyorlar? Türkiye kendi elleri ile komşularını parçalanma sürecine iterken kendisi bütünleşme süreci mi yaşayacak? Komşularımızın evlerini ateş sarmışken bizim bahçede güller mi açacak?

 

3-Türkiye’den çekilip komşu ülkelere geçecek olan militanların Suriye örneğinde olduğu gibi kan dökmeye devam etmeleri karşısında nasıl bir tavır sergilenecek? İnsan kanı, Türkiye’de döküldüğünde acı ve kötü de, Suriye de döküldüğünde meşru ve iyi mi?

 

Yeni bir strateji mi?

 

“İslam İnkılabı”nın katettiği siyasi, askeri, bilimsel ve toplumsal aşamalar ile ortaya koyduğu dış politika, Büyük şeytan Amerika’yı Ortadoğu planlarını revize etmek zorunda bıraktı. Emperyal siyaset ve hedefleri dolayısıyla Amerika “Büyük Kürdistan” projesinden asla vaz geçmez.

 

Peki, yaşananlar ne anlama geliyor?

 

Ortaya çıkan yeni şartlar Amerika’yı yeni bir yol tutmaya itti. Büyük Şeytan, “İslam İnkılabı”nın kazanım ve etkilerini sınırlayabilmek için yeni bir stratejiye geçiş yaptı: “Irak, Suriye gibi İslam İnkılabı yanlısı ülkelerdeki bölünmeyi hızlandırmaya da en azından enerjilerini tüketme, ancak şu an Ortadoğu’ya şekil vermede en büyük müttefik ve ortak olarak gördüğü “Türkiye muhafazakâriktidarı”nı güçlendirmek!”

 

Yoksa Amerika ve İsrail açısından otuz yıllık mücadele evresi ile şu anki barış(!) ortamı birbirinin devamı, aynı plan ve gayenin parçalarıdır!

 

Kemal Şükrü SEVİNDİK 

kssevindik@hotmail.com