28 Mayıs 2013 - 11:48
Direniş örgütü Hizbullah

Suriye’de emperyalizm destekli terörle savaştığı için AKP tarafından ‘Hizbuşeytan’ ilan edilen Hizbullah’ın zaferlerle dolu bir tarihi var. Ortadoğu’daki saygınlığı buradan geliyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Hizbullah savaşçılarının geçen hafta Suriye'de stratejik öneme sahip Kuseyr kasabasındaki savaşa açıkça katılması, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın Suriye’ye destek mesajı üzerine, başta AKP hükümeti olmak üzere Suriye karşıtı savaşın müttefikleri Hizbullah’a karşı psikolojik savaşa girişti.

Bunlar içinde en ileri giden Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ oldu. Bozdağ,  “Bunlar adlarını (Hizbullah/ Allah’ın Partisi) değiştirsin Hizbuşeytan (Şeytan’ın Partisi) yapsın” dedi. Müslüman Kardeşler de “Hizbullah İsrail’e karşı direnerek kazandığı itibarını kaybetti” açıklamasında bulundu. Oysa Hizbullah Ortadoğu’da halen en prestijli direniş örgütü konumunda. Peki, Hizbullah’ın bu saygınlığı nereden geliyor. İşte bir direniş örgütünün kısa tarihi…

ABD’Yİ LÜBNAN’DAN KOVDU

Hizbullah, Güney Lübnan’daki İsrail işgaline son vermek için 1982’de kuruluyor. Lübnan’daki Şiiler arasında örgütlenen Hizbullah’ın en önemli esin kaynağını da 1979 İran İslam Devrimi oluşturuyor. Ayetullah Humeyni’nin öğretilerini izleyen Lübnan’daki Şiileri tek bir çatı altında birleştiren Hizbullah, İsrail’e karşı gösterdiği kahramanca direnişle, sadece Şiilerin değil tüm Lübnan halkının sempatisini kazanıyor.

İsrail’i ciddi askeri yenilgilere uğratan Hizbullah daha sonraki yıllarda baş gösteren Lübnan İç Savaşı boyunca da, Lübnanlı Hıristiyanları hedef alan diğer İslamcı örgütlerin aksine, ABD ve Avrupa askerlerinin Lübnan’dan atılmasına yoğunlaştı. Hizbullah bu yıllarda özellikle Amerikan kışlalarına yönelik saldırılarla özdeşleşti. Örgüt, 1983’te 241 Amerikan askerini öldüren saldırıları gerçekleştirdi. Bu saldırılar sonucunda ABD, bütün askerlerini Lübnan’dan çekmek zorunda kaldı.

İSRAİL’İ YENİLGİYE UĞRATTI

1990’da Lübnan'da imzalanan Taif anlaşmasıyla iç savaş son buldu. Ancak Taif antlaşmasında Lübnan'daki bütün silahlı grupların silahlarını bırakması öngörülmesine rağmen Hizbullah silahları bırakmadı. Güney Lübnan ordusu ve İsrail'e karşı gerilla savaşını sürdürdü. Bu savaşta sürekli kayıp veren İsrail, 15 Mayıs 2000’de Lübnan'dan tamamen çekilmek zorunda kaldı.
 
Hizbullah’ın hem yenilmez gibi görünen İsrail Ordusu’nu yenilgiye uğratması, hem de ABD Ordusu’nu Lübnan’dan çıkartmayı başarması örgütü bütün Ortadoğu halklarının gözünde kahraman yaptı.  Hizbullah sadece bir askeri örgüt olmakla kalmadı. Hizbullah’ın sivil kanadı, seçimlere giren yasal bir parti haline geldi. Yoksul Lübnanlılara yardım amacıyla da birçok kurum oluşturdu. Halen Hizbullah’ın kurduğu dört hastane, 12 klinik, 12 okul ve iki tarım yardım derneği Lübnan halkına hizmet veriyor.

LÜBNAN’DA HÜKÜMET ORTAĞI

Mayıs 2005'te yapılan seçimlerde oylarını artıran Hizbullah bu tarihten beri  hükümet ortaklarından biri durumunda. Hizbullah, ayrıca eyaletlerden oluşan Lübnan’da iki güney, iki de kuzey eyaletini kontrol altında tutuyor. Emperyalist metropoller dışında yasal bir direniş örgütü olarak kabul edilen Hizbullah, ABD, Kanada, İsrail ve Avustralya tarafından terörist ilan ediliyor. Avrupa Konseyi ise bu konuda kesin bir tutum almamayı tercih ediyor.

LÜBNAN ŞAHİNİ HASAN NASRALLAH

Hizbullah’a 31 Ağustos 1960 Güney Beyrut doğumlu Hasan Nasrallah önderlik ediyor. Nasrallah, 1992’de beri örgütün genel sekreterliği görevini yürütüyor. 

Nasrallah 15 yaşında Birinci Lübnan İç Savaşı sırasında o dönemin Şii örgütü olan Emel’e katıldı. 1982’deki İsrail işgali üzerine direniş çağrısı yapan Hizbullah’a katıldı. Hayatını İsrail’i Lübnan’dan atmaya adayan Nasrallah, 1992’de Abbas El-Musavi’nin İsrail tarafından öldürülmesiyle ‘Genel Sekreter’ seçildi.

14 Temmuz 2006’da Nasrallah'ın birkaç saat önce ziyaret ettiği büro İsrail'in attığı bombalarla imha edildi. Ancak Nasrallah sağ olarak kurtulmayı başardı. 2008’de Mossad tarafından zehirlendiği iddia edildi ama İran’da tedavi gördükten sonra görevinin başına döndü.

Hizbullah'ın, Eylül 1997'de Güney Lübnan'daki Cebelu'r Refi bölgesinde İsrail ordusunun mevzilerine yönelik saldırısında iki Hizbullah savaşçısı hayatını kaybetti ve cenazeleri İsraillilerin eline düştü. İsrail televizyonu bu iki kişinin kimliğini bilmeden kanlı resimlerini yayınladı.

İsrail televizyonunda yayınlanan görüntüler görülen kişilerden birinin Hasan Nasrallah'ın oğlu Seyyid Hadi olduğu anlaşıldı.  Nasrallah haberi canlı yayında bir konuşma yaparken aldı. Çok sakindi, "Beraber savaşıyoruz, beraber şehit düşüyoruz" dedi. Bu görüntü Nasrallah'ı bir idol haline getirdi.

2006 yılındaki İsrail'le yaşanan savaşın ardından yapılan esir takası anlaşmasında İsrail, oğlunun naaşını vermeyi teklif etti. Ama Nasrallah, İsrail hapishanelerinde “esirlerin lideri” olarak bilinen  1979'dan beri tutuklu Lübnanlı savaşçı Semir Kuntar'ı listenin başına koydu ve kabul ettirdi.

Esir takasında İsrail'in Hizbullah'a teslim ettiği cenazelerden birisi Filistinli kadın direnişçi Zelal Mugrabi'ye ait. Mugrabi, 30 yıl önce, bugünün İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak tarafından öldürülmüştü.  Filistinli kadın direnişçi Zelal Mugrabi, 19 yaşındayken İsrail'e düzenlediği saldırı sırasında öldürüldü.

Nasrallah’ın lakabı ‘Lübnan Şahini’ ve hakkında yazılan pek çok halk türküsü bulunuyor. Bunlardan, ‘Yalla Ya Nasrallah’ sadece Lübnan’da değil, Filistin ve tüm Arap dünyasında popüler.

Yurt gazetesi