Harun:
– Görüşünüzü açıklama konusunda serbestsiniz. İstediğiniz şeyi söyleyebilirsiniz. Benim ilk sorum şu: Biz ve siz bir ağacın gövdesinden olduğumuz halde neden siz ve diğer insanlar, Ebutalib Oğulları'nın, Abbas Oğulları'ndan üstün olduğuna inanıyorsunuz? Abbas ve Ebutalib ikisi de Peygamber'in amcalarıydı ve Peygamber'le akrabalık açısında aralarında hiçbir fark yoktu.
İmam (a.s):
– Biz Peygamber'e sizden daha yakınız.
Harun:
– Nasıl?
İmam (a.s):
– Çünkü babamız Ebutalib Resul-i Ekrem'in (s.a.a) babasıyla bir anne ve babadandılar; fakat Abbas Peygamberin babasının üvey kardeşiydi; (sadece anne tarafından kardeşlerdi).
Harun:
– Diğer bir sorum ise şudur: Neden siz Peygamberden miras aldığınızı iddia ediyorsunuz? Oysa Resulullah (s.a.a) vefat edince amcası Abbas (bizim babamız) hayattaydı; fakat diğer amcası olan Ebutalib (Sizin babanız) ölmüştü ve açıktır ki, amca hayatta oldukça miras amcaoğluna ulaşmaz?
İmam (a.s):
– Görüşümü açıklamada serbest miyim?
Harun:
– Konuşmamızın başında serbestsiniz demiştim.
İmam (a.s):
– İmam Ali b. Ebutalib şöyle buyuruyor: Çocuk olduğu zaman anne, baba, karı ve kocadan başkası miras almaz; insanın çocuğu olduğu zaman Kur'ân'da da ve rivayetlerde de amcanın miras aldığı belirtilmemiştir. O halde amcayı baba gibi bilenler bunu kendilerinden söylüyorlar ve sözlerinin bir dayanağı yoktur (Dolayısıyla Resulullah'ın kızı Zehra oldukça amcası Abbas miras alamaz.)
Ayrıca, Resulullah'ın Ali hakkında şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Ali sizin en üstün hüküm veren kadınızdır." ve yine Ömer b. Hattab'tan şöyle nakledilmiştir: "Ali hüküm verenlerin en üstünüdür."
Ve bu cümle Ali için ispatlanmış olan kapsamlı bir sözdür; çünkü Resulullah'ın, ashabını kendileriyle övdüğü Kur'ân ilmi, ahkâm ilmi, mutlak ilim gibi ilimlerin tümü, hükümler, İslâm yargısının manası ve mefhumunda bir araya toplanmıştır. Dolayısıyla, "Ali hüküm vermede herkesten üstündür." dediğimiz zaman, onun bütün ilimlerde diğerlerinden üstün olduğunu kastetmiş oluyoruz.
O halde, Ali'nin: "Kişinin çocuğu olduğu zaman amcası ondan miras alamaz." şeklindeki buyruğu bir delildir. Onu kabul etmemiz gerekir. Ali: "Amca, baba hükmündedir." dememiştir; zira Resulullah'ın (s.a.a) buyruğu gereğince Ali din hükümlerini diğerlerinden daha iyi biliyor.
Harun:
– Diğer sorum da şudur: Neden halkın sizi Resulullah'a nispet vererek, size, "Resulullah'ın çocukları" demelerine izin veriyorsunuz; hâlbuki sizler Ali'nin çocuklarısınız; çünkü herkes kendi babasına tabidir (annesine değil); Resulullah ise sizin annenizin babasıdır.
İmam (a.s):
– Eğer Resulullah hayatta olsaydı ve senin kızını isteseydi, kızını ona verir miydin?
Harun:
– Subhanallah! Neden vermeyeyim; hatta bu durumda bütün Araplara, Acemlere ve Kureyş'e karşı övünürdüm bile.
İmam (a.s):
– Fakat Peygamber dirilseydi, benim kızımı istemezdi ve ben de kızımı ona veremezdim.
Harun:
Neden?
İmam (a.s):
– Çünkü (anne tarafından olsa bile) o benim babamdır; fakat senin baban değildir. (Öyleyse ben Resulullah'ın çocuğu olduğumu söyleyebilirim.)
Harun:
– O halde neden siz kendinizi Resulullah'ın zürriyeti (soyu) sayıyorsunuz? Hâlbuki zürriyet kızdan değil, oğuldan sürer gider.
İmam (a.s):
– Beni bu soruyu cevaplamaktan muaf tut.
Harun:
– Hayır; cevap vermek ve Kur'ân'dan da delil getirmek zorundasınız.
İmam (a.s):
– "…Ve onun soyundan Dâvûd'a, Süleyman'a, Eyyûb'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a da yol göstermiştik. Biz güzel davrananları böyle ödüllendiririz. Zekeriya'ya, Yahya'ya, İsa'ya ve İlyas'a da (yol göstermiştik)."[1]
Şimdi bu soruma cevap verin: Bu ayette İsa, İbrahim'in soyu sayılmıştır. Acaba İsa baba tarafından mı İbrahim'e mensuptur anne tarafından mı?
Harun:
– Kur'ân'ın apaçık nassında da vurgulandığı gibi İsa'nın babası yoktu.
İmam (a.s):
– O, annesi tarafından onun soyundan sayılmıştır; biz de annemiz Fatıma tarafından Peygamber'in soyundan olduğumuzu söylemekteyiz. Bu konuda başka bir ayet de okuyayım mı?
Harun:
– Okuyun!
İmam (a.s):
– Mubahale (lanetleşme) ayetini okuyacağım: "Kim sana gelen ilimden sonra seninle tartışmaya kalkarsa, de ki: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra gönülden lanetleşelim de, Allah'ın lanetini yalancıların üzerine dileyelim!"[2]
Hiç kimse Resulullah'ın Necran Hıristiyanlarıyla mubahale etmeye giderken kendisiyle birlikte Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'den başkasını götürdüğünü iddia etmemiştir. O halde bu ayette "oğullarımızı" kelimesinden maksat Hasan ve Hüseyin'dir. Oysa onların nesepleri anne tarafından Peygambere ulaşmaktaydı ve Resulullah'ın kızının çocuklarıydılar.
Harun:
– Bizden bir şey istemiyor musunuz?
İmam (a.s):
– Hayır, evime dönmek istiyorum.
Harun:
– Bu konuda düşünmem gerek…[3]
İMAM KÂZIM'IN ŞAHADETİ
İmam Musa Kâzım (a.s), hicrî kamerî 183 yılı recep ayının yirmi beşinde, Bağdat'ta, Sindi ibn Şahik'in zindanında zehirlenip şahadete ulaştı.
İmam Musa'nın (a.s) pak kabri, Bağdat'ın "Kureyş Ka-birleri" bölgesine (şimdiki Kazimeyn) bulunmaktadır. Hâlihazırda Şiî ve Ehlisünnet Müslümanlar bu ziyaretgâhı ziyaret etmektedirler.
Hatib "Tarih-u Bağdad" adlı eserinde Ali ibn Hallal'dan şöyle nakletmektedir:
Allah şimdiye kadar, İmam Musa Kâzım'ın (a.s) kabrine tevessül ederek bertaraf edilmeyen hiçbir belayı bana vermemiştir. Bir belaya duçar olduğumda ne zaman bu İmam'a tevessül etsem, Allah ya o belayı üzerimden kaldırmış veya ona katlanmayı bana kolaylaştırmıştır.
İMAM KÂZIM'IN VECİZ SÖZLERİ
1- Alçakgönüllülük insanların sana nasıl davranmasını istiyorsan onlara öyle davranmaktadır.
2- Allah'a yaklaşmanın en iyi vesilesi, O'nu tanıdıktan sonra namaz kılmak, ana-babaya iyilikte bulunmak, kıs-kançlığı, kendini beğenmişliği, başkalarına karşı övünmeyi bırakmaktır.
3- Kim ihanet eder de bir şeyin kusurunu bir Müslü-man'dan gizlerse veya başka bir yolla onu aldatır ve hile yaparsa Allah'ın lanetini hak etmiş olur.
4- Allah'ın en kötü kulu ikiyüzlü ve iki dilli olan kim-sedir. Din kardeşinin karşısında onu öven, ondan uzaklaştığı zaman ise onun hakkında kötü şeyler söyleyen veya Müslüman kardeşine bir nimet verildiğinde onu kıskanan, bir sıkıntıya düştüğünde ise ona yardım etmeyen kimse-dir.
5- Kim dünyaya âşık olursa, kalbinden ahiret korkusu çıkar.
6- İşlerin en iyisi, orta halli olanıdır.
7- Mallarınızı zekât vererek koruyunuz.
* * *
Allah'ın selamı o hak imamın üzerine olsun; o, önderlik, ilahî özelliklerde insanların en üstünüydü. Yeryüzünde insanlar var olduğu sürece şehitlerin ve özgür insanların dilinden ona selam olsun.
ABNA.İR
[1]- En'âm Suresi, 84.
[2]- Âl-i İmrân Suresi, 61.
[3]- Uyun-u Ahbari'r-Rıza, c.1, s.81, Kum basımı; İhticac, Tabersî, Necef, Taş baskısı, s.211–213; Biharu'l-Envar, c.48, s.125-129.