6 Haziran 2013 - 10:48
İran'a Yeni Ambargolar Başladı; Ambargolar İran'ı Etkiliyor Mu?

Amerikan hazine bakanlığı, İran'daki 8 şirketi daha kara listeye aldı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- ABD, geçtiğimiz Cuma günü İran'daki petrokimya şirketlerinin listesini yayınlayarak dünya devletlerinin bu şirketlerle ticari ilişki kurmasını yasakladı.

İran’ın petrol satışlarından sonra en fazla gelir elde ettiği petrokimya endüstrisine uygulanan bu yeni ambargolar, İran ekonomisine çok ciddi darbe vurmayı hedefliyor.

Amerikan dışişleri bakanlığı, Ortadoğu’daki üretici bir firmaya da İran'dan 'bilinçli bir şekilde' petrokimyasal ürünler satın aldığı için yaptırım uygulama kararı aldı.

Öte yandan Amerika’nın başlattığı yeni ambargolarda İran’ın döviz ve araba endüstrisinede darbe vurulması planlanıyor. Pazartesi günü doğrudan Obama’nın emriyle başlatıldığı açıklanan ambargoların döviz piyasasında İran riyalinin kullanımını azaltmak amacı taşıyan bir dizi yaptırımın uygulamaya sokulduğu belirtildi.

Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry’nin İran’a uygulanacak yeni yaptırımların kâr etmeyeceğini ileri sürerek, bu durumun İran’ın nükleer çalışmaları hususunda edinilen diplomatik kazanımlara darbe olacağını belirtti ve süreci vakit kaybı olarak niteledi. Kerry ambargo uygulamak yerine İran’a siyasi yaptırım uygulamak gerektiğini savundu.

Diğer taraftan uzmanlar, İran’a uygulanan ekonomik yaptırımların İran ekonomisine herhangi bir şekilde zarar vermediğini ileri sürüyorlar.

Bijan Kajehpur, Rıza Maraşi ve Trita Parsi tarafından Mart 2013’te bir Amerikan düşünce kuruluşu için hazırlanan bir makalede uzmanlar, İran ekonomisinin yaptırımlardan zarar görmemesini üç ana başlık üzerinde değerlendiriyor ve durumu şu şekilde açıklıyorlar:

1. İran ekonomisini kırılganlık üzerine değil; esneklik üzerine kurmuş durumda.

İran’ın olumsuz yörüngede seyreden ekonomisi “direniş ekonomisi” kavramının gelişmesine yol açtı. Böylece ekonomi kısa ve orta vadede farlı kalıplara bürünebiliyor. Bir yandan ithalat kontrolleri ile ticaret dengesini sağlarken diğer yandan hem üretimde hem de yatırımlarda yerel kaynakları kullanmayı teşvik eden döviz rezervlerine dayalı pozitif bir denge unsuru oluşturuluyor. Devlet gelirlerini yalnızca petrol gelirlerine endekslemek yerine (halkın desteğini arkasına alan ve böylelikle) vergi gelirlerinin payını arttıran bir sistem kuruluyor. Her ev için özel arıtma sistemleri kurularak yurt içi gaz ve enerji tüketiminde aşırılık önlenerek ihracat için gaz rezervlerinin dolu kalması sağlanıyor. Diğer taraftan ticari ortaklar ile resmi bankalar üzerinden değil, güvenilir kişiler ve gayrı resmi nakit ağları üzerinden alışveriş yapılıyor fakat genellikle de nakite dayalı değil takasa dayalı anlaşmalara giriliyor.

2. İran Batılı ülkelere ve İsrail’e karşı ciddi bir bir üstünlük elde ediyor.

Özellikle son dört yıldır İran, Batılı ülkelerin ve İsrail’in çıkarlarına karşı ciddi manada tehdit oluşturmaya başladı.

Tahran yönetimi Hamas ve İslami Cihad’a yaptığı yardımlara ara vermeden devam ediyor. Geçtiğimiz Kasım ayında İsrail Gazze’ye saldırdığında İsrail’i vuran füzelerin İran yapımı olduğu ilk defa ortaya çıkmış oldu. Bu noktada İran Meclis başkanı Ali Laricani net bir şekilde şunu söylemişti: “Filistinlileri askeri ve maddi manada desteklediğimizi gururla ilan ediyoruz. Siyonist rejim Filistin’in askeri gücünün İran’dan geldiğini anlamıştır”. İran’ın ayrıca kendi ülkesi dışında da istihbarat ve güvenlik noktalarında ciddi çalışmaları var. Özellikle Amerikan ve İsrail hedeflerine yönelik sarsıcı operasyonların İran eliyle gerçekleştirildiğine dair ciddi şüpheler var.

Yine Tahran’ın Siber sahada gelişmiş bir noktaya gelmiş olması düşmanlarını caydırıcı bir etkiye sahip. Tahran uluslararası sahada en gelişmiş koruma sistemlerini bile delip geçebilen bir siber akla sahip. Büyük Amerikan bankaları, dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz şirketleri bile Tahran’dan çekiniyorlar. (İran semalarında istihbarat toplama amacıyla dolaşan Amerikan insansız hava aracının bilişsel sahasına sızmayı başararak hasarsız bir biçimde indirilmesi de Tahran’ın siber sahadaki üstünlüğünün bir kanıtıdır)

3. Nükleer hususunda ciddi yeniliklere adım atıyor.

Geçtiğimiz dört yıl boyunca uygulanan ekonomik yaptırımların İran’ın nükleer programını genel manada yavaşlattığını ortaya koyacak hiçbir veri yok. Hatta atılan bazı adımlar, ciddi gelişmelerin yaşandığını da ortaya koyuyor.

Nükleer programın işleyişinin yaptırımlardan herhangi bir şekilde etkilenmemesi hatta çalışmaların bu manada hızlandırılması Batı’yı şaşkına çevirdi. İran nükleer çalışmalarda elde ettiği başarıları pazarlık masasına getirmeyi başararak kendi adına ciddi bir kazanım elde etmiş oldu.