Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bu günkü misafirim Rus gazeteci. Rus okurlarına ve TV izleyicilerine bir de Mukaveme Suriyyi gözüyle Suriye’de olayları değerlendirmemi istedi. Uzun uzun konuştuk, Suriye yönetimi ve halkının haklı olduğunu ve sonuçta kazanacağını anlattım. Bunu anlamak için 3. Yılına giren ve dünyanın tüm şer güçlerinin katıldığı, mali ve askeri destekle kıyımların yapıldığı bu süreçte Suriye ordusunun zafer üzerine zafer kazanması oldukça manidardır.İşte bu atılımın önü kesilmek istenmiştir. Aleyhlerine bozulan dengeyi lehlerine nispeten çevirebilmek için Suriye’ye vuracaklarını söyleyip durmakta tüm dünyanın gündemini bu söylentilerle karıştırmaya çalışmaktadırlar. Bu bir psikolojik harptir. Batılı emperyalistler savaş açmakta acizdirler. Ancak kırmızı çizgi diyerek kendilerini esir ettikleri kimyasal silah kullanımı demagojisi nedeniyle dünya kamuoyu karşısında kendilerini kanıtlama zorunda kalmaktadırlar. Bahanesi önceden üretilen askeri operasyon için BM temsilcilerinin araştırma sonuçlarını açıklamadan bir askeri vuruş yapma çılgınlığına yönelmek istemektedirler. Ben buradan bir kez daha söyleyeyim.Bunlar savaşmayacaklar, savaşacaklarsa da uzaktan atacakları birkaç on füzeyle temiz el operasyonu yaparak Türkiye’yi bataklığa sürükleyecekler. Bu tür askeri operasyonlar, hiçbir zaman toprak kazanmaz, hiçbir zaman mevzi almaz, hiçbir zaman üstünlük sağlayamaz ve Suriye gibi direnen bir ülkenin dengelerini asla bozamaz. Suriye dostları öncelikle güçlü olun moraliniz de yüksek olsun hiçbir operasyon bu ülkenin direnme gücünü kırabilecek bir etkinlikte olamayacaktır. “Kozmetik” bir saldırı olacağı hatta Nusra cephesinin de bu arada vurulacağı gibi söylentiler, sadece Suriye’nin bu bölgede direnişiyle düşmanının tüm amaçlarını sınırladığını göstermektedir. Sınırlı bir askeri darbe batının kararı değil Suriye’nin gücü karşısındaki geri duruşlarıdır.Suriye dostlarına gelince, Rusya, İran ve diğerleri hangi tutumda olursa olsunlar, ki tümü en iyi dostluk duruşu sergilemeye devam etmektedir, hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Suriye’yle dostluk ilişkisi tarihseldir ve bu ilişkiler karşılıklı bütünlük içinde anlamlıdır. Bu ilişkide taksirat yapan kendinden eder ötesi değildir ve Suriye kendi gücüne güvenerek bu dik direnişi sürdürmektedir.Bu süreçte Türkiye’nin fiili müdahil olma çabaları sinsi, korkan ve ahlaksızcadır. Bunun bedelini de çok ağır ödeyeceğini söylemek abartılı olmayacaktır. Türkiye’nin onurlu halkı Diktatör Erdoğan’ın yaptığı kışkırtmalara sessiz kalmayacaktır. Sonuçta halkının desteğini arkasına alan Suriye kazanacak Erdoğan kaybedecektir. Suriye kazanacak, Batılılar ve İsrail kaybedecektir.(Mihrac Ural – 28 Ağustos 2013 / Çarşamba. Wadi Kandil)
28 Ağustos 2013 - 19:30
News ID: 456889
Bu saatlerde Suriye tüm varlığıyla ayakta düşmanı gözlemekte. Ben de Mukaveme Suriyyi güçlerinin başında mevzilerde alnı açık bir direnişle şehit olana kadar anti-emperyalist vatan savunmasının barikatlarında militanlarımla yerimi aldım. Bu onurlu ülkeyi, bu erdemli insanların yurdunu ölene kadar savunmada karar kıldım.