Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Hüseynî kıyam, Öz Muhammedî İslam’ı, orijinal haliyle, tahrif edilemeden, bizzat Resul’ün (s.a.a.) getirdiği ve yerleştirdiği şekliyle günümüze ulaşmasını sağlayan sağlam bir korunak, sağlam bir zırh oldu… Adı “İslam” olan, ama gerçekte İslam’ın tahrif edilmiş halinden başka bir şey olmayan Vahhabiyet ve Hariciliğin günümüzdeki tezahürü olan Selefilik gibi inanışlar ise, bütün sahtelikleriyle gözler önünde… Hüseyni kıyamın parlak nuru, onların karanlıklardan faydalanıp gerçek yüzlerini gizleme fırsatı vermiyor. Tabi insan gözlerine bu parlak nurun ulaşmasını engelleyecek bir şey çekmemişse…
Dünyanın her yerinden “Ya Huseyn” nidaları yükselirken, Hüseynî kıyama ve onu günümüze olduğu gibi taşıyan ve o “haberi” insanlara ulaştıran “Zeynebî şuura” da selam gönderiliyor, minnet duyguları ifade ediliyor…
Selam olsun Huseyn’e…
Huseyn’in oğlu Ali Zeynel Abidin’e,
Zeynebî Kubra’ya,
Vefadar Alemdar Abbas’a,
Ve vefadar Kerbela şehitlerine…
Bu Aşura Iğdır’da da yâd edildi her yıl olduğu gibi…
Ama bu yıl bir başka katılım arzusu vardı…
Kendilerini ötekileştirmek isteyen bir duruşa, bir zihniyete, bir eyleme karşı da “Ya Huseyn” nidaları ile cevaptı bu Aşura…
Hangi bir “Müftülük raporu” ile “öteki” olduğu vurgulanan bir halkın cevabı vardı bu yılki katılımda…
“Diyanet’e katılmalısınız” ısrarına karşı itiraz vardı…
Hani Iğdır Müftülüğü’nce hazırlanan raporda iddia ediliyordu ya:
“Halk istiyor, ancak mollaların baskısı nedeniyle seslerini çıkaramıyorlar!”
Tasua günü Belediye meydanına, Aşura günü Asri mezarlığa toplanan on binlerce insanı mollalar oraya zorla mı toplamıştı?
Hani raporda şikâyet ediliyordu ya:
“Muharrem Ayı’nda Iğdır bir matem şehri gibidir!”
Evet Iğdır halkı hem de Şii’siyle Sünni’siyle Peygamber’in Ehl-i Beyt’ine matem tutuyor ve bununla da iftihar ediyor…
Bunu “tehlikeli” bulan zihniyetin, oturup kendini yeniden gözden geçirmesi gerek…
Bu Aşura etkinliklerinin tek bir cevabı vardır:
“Bizi ötekileştirmenize müsaade etmeyeceğiz.
Bizi “tek tip” bir kalıba sokmanıza müsaade etmeyeceğiz.
Biz, sadece Hanefi mezhebini temsil eden bir yapının bünyesine girmeyeceğiz.
İnancımıza müdahale edilmesine ve zorla bir yerlere yamama gayretlerine izin vermeyeceğiz…
Üzerimizde oynanmak istenen oyunların farkındayız ve hukukumuzu da biliyoruz. Üzerimizden yapılacak hukuk ihlallerine de boyun eğmeyeceğiz…
Bunu diklenmeden, ama dik duruşumuzu da asla bozmadan yapacağız…
Bozgunculuk yapmadan, ama meramımızı da açık bir şekilde haykırarak yapacağız…
Mevcut hukuk dışına çıkmadan, ancak hukuksuzluğa da itirazımızı ortaya koyarak yapacağız…
Kimsenin hakkına müdahale etmeden, ama hakkımıza müdahale edilmesine izin vermeden yapacağız…
Asla ayrımcılık yapmadan, kardeşlik hukukuna zarar vermeden, ama bize karşı ayrımcılık yapılmasına da müsaade etmeden yapacağız…”
Iğdır halkının bu muhteşem cevabı yerine ulaşmıştır herhalde…
MUHSİN KÜÇÜKER