Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- ÖSO'ya bağlı Türkmen tugaylarına katılan fakat daha sonra pişman olarak buradan ayrılan MT ile yaptığımız röportajın ikinci ve son kısmını da bugün yayınlıyoruz.
ÖÖ: Silahlar nereden geliyor?
Türkiye’den geliyor. Ambulansla gelen paketlerini açtım, malzemeleri gördüm... Roket, patlayıcı, her şey var… Hepsi ABD malıydı. Türkiye sınırındaki Yamadi Köyü'nde teslim alıyorlar. Silahlar Yayladağı’ndan geçiyor.
Hangi kamplarda kaldılar?
Türkmenler için kamp önce Yayladağı’nda sonra Osmaniye’de kuruldu. Bazısı İslahiye’ye gitti bazıları gitmedi. Humuslu Türkmenler var. Türkçe bilmezler, onlar İslahiye’ye gittiler. Cisri Şuğur olayları daha başlamadan Yayladağı’nda kamplar yapıldı, Cisri Şuğur ilk ateşlenen yer oldu. (Cisri Şuğur Kasabası'nda 2011 yılında yaşanan ilk saldırıda Suriye Ordusu'nun 120 askerinin katlini kastediyor E.N.) Dama, Tükencim bölgeleri ilk ateşlendi, Yayladağı’nın hemen karşısı.
ÖÖ: Kampta eğitim verenler kimler?
Türkiye’den sadece 7 kişi geldiler. Birinin ismi çok geçiyordu, saçı kıvırcıktı. Zorla namaz kıldırıyorlardı. 7-8 ay kadar eğitim veriliyor. Halep’ten de geldiler yanımıza eğitim almaya. 45 gün eğitime 100 kişi geliyor, 45 gün geçince 100 kişi daha geliyor. Rakka’dan da gelenler var. Önce Türkmenler eğitiliyor onlar da Araplara eğitim veriyor. Eğitim dili Türkçe olduğundan Araplar anlamıyor bu sebeple böyle yapılıyor. 4 bin, 5 bin kişi var eğitime gelen. Doğu Türkmenlerinden gelen çok. Çeçenlerden çok. Dünya’da ne kadar taramalı makine varsa eğitim amaçlı hepsinden birer tane getirtip eğitimini verdiler. Sıkı bir eğitim vardı. Geçiş zor ama askerin fark etmeyeceği sınır bölgelerinden de giriş çıkış yapılıyor. Kesab’a saldırılmasının planladılar, 300 kişi hazırlandılar saldırılacaklardı ama halk ayaklandı, sahip çıktı. Jandarma dağıttı. Yoksa tam hazırlıklı bekliyorlardı.
ÖÖ: Bunlar bu kadar rahat gidiyor, çıkıyor, yağmalayıp ticaretini yapıyor bizim asker ne yapıyor?
Yakalanmıyorsun, yakalanınca da sınır dışı var. O da pek bir işe yaramıyor. Kadınların iç çamaşırlarından musluklara parkelere kadar kendi halklarını yağmalıyorlar. Elektrik direklerini kesiyorlar, kabloları getirip satıyorlar Türkiye'deki hurdacılara. Köylerde elektrik direğiymiş kabloymuş hiçbir şey kalmadı. Köyler tamamen bitti.
Esrar kaçakçılığı da yapıyorlar
ÖÖ: Kaçak uyuşturucu işi de yapıyorlar mı?
Yamadık Köyü'nde 5 tane Arap uyuşturucu geçiriyorlar. 4 kişi yakalandı 1’i ölü. Jandarma vurdu. Başka bir yerde, Herkelli Köyü'nde yine uyuşturucu satıyor adam. Summak çiçeği kadar miktarını (bir sigaranı doldurmaz) Türk parasıyla 50 liraya satıyor.
ÖÖ: Türkiye’ye getiriliyor mu?
Getiriliyor. Kamplarda da çok içiliyor. Yayladağı’ndaki Arap kampında adamlar esrar bahçesi yapmış. Polis gördü diye ayağına sıktı polisin. Sonra özel harekât operasyonuyla toplandı esrar, ekip de sınır dışı edildi. Devlet otoritesinin kaybolduğu her yerde esrar ekiliyor. Akçabayır hem çok yüksek hem yolu zor mesela. Ekmeyi de biçmeyi taşımayı da Araplar yapıyor, topraklar Türkmenlerin. Tüm Çukurova bölgesine satılıyor bu esrar. Şıkmanlı var işin içinde. Heysem sınırı güvene alır, geçişi sağlar. Sana tank teslim eder hatta sınırda anahtarı üstünde. Konya’yla, İstanbul’la bağlantı kuran, Türkiye’den eleman toplayan Heysem. Çok ciddi bağlantıları var. Konya’da Allah sayılıyor. Ticaret yapan insanları da kandırıp para alıyordur muhtemelen.
ÖÖ: Ne kadar Türkmen var kamplarda?
Osmaniye’de 18 bin 500. Evlerde en az 5-6 bin kişi var. Yayladağı’nın kampları küçük ama bütün evler dolu. Türkmenler bulaşmayacaktı bu işlere ama Heysem gibileri yüzünden karıştı ortalık. Kurşuna dizilmek senin için ödül orada. Günlerce haftalarca işkence yapıyorlar. Mezbaha gibi her yer. Türkmenler Selefiliğe doğru kayıyor, tehlikeli bir şekilde.
Onlarca Alevinin başını kestiler
ÖÖ: Bunların hepsinin ordusu mu var?
Şimdi diyelim ben tek başımayım, silahım var. Bir eve girmişim, bitti. Ev benim. İsterse gelsin ev sahibi. 'Esad’ı düşürene kadar ev benim' diyorum, bitiyor. Sesini kimse çıkartamıyor. Sonra çevremdekilere 'gel bana katıl, beraber operasyona gideceğiz, ele geçirdiğimiz her şeyi paylaşacağız' diyorum. Ne kadar şey ele geçirdiysek hepsi satılır Türkiye'de, bölüşülür.
Acı bir hikâye daha var Lazkiye’nin Nebiyunus Köyü basıldığında onlarca Aleviyi esir aldılar. Yamadi Köyü'ne getirildiler. Suriye Ordusu'nun basmasından korkuyorlardı. O Alevi köyünü yaktı tamamen Heysem. Köylünün tonlarca zeytinyağını çalıp, Türkiye'ye getirip sattılar. Allah'tan köyü önceden boşaltmışlardı. Nebiyunus gibi gaflete düşmediler. Nebiyunus'da kaç kişiyi kestiler.. Şeyh Bedrettin Gazeli'yi öldürdüler, kafasını kestiler.
ÖÖ: Alevi köylerini nasıl bastılar?
Debbuz isminde biri bastı. Köşedağ’dan geldi. Cebelzavzi, Altınözü’nün üstünde. Türkmenler de katılmak istediler baskına ama Debbuz kabul etmedi. Arap gruplardan yardım istedi. Halep’ten destek istiyorlardı ama yardım istedikleri Arap gruplar Lazkiye Limanını bana verirseniz basarım dedi. Babasının mirasını paylaşıyor sanki. 1 günde alırım tüm Lazkiye'yi diyor. Kendi adamlarını getirdi. 400 den fazla kişiyle bastılar. Mermi, silah ve tank vardı. 950 sivil götürdüler Türkmen Dağı’na. Türkmen Dağı’nı Esad bombaladığı zaman Ressal Köyü'ne götürdüler. Sonra tekrardan Türkmen Dağı’na getirdiler, her köye 5-6 aile koydular. Sonra hepsini öldürdüler.
ÖÖ: Şeyh Bedrettin Gazali kimin elindeydi?
Çeçenlerin. Çünkü Ruslar istedi onu diye Debbuz onu Çeçenlere verdi. Bir takas oldu. Tank mı aldılar karşılığında bir yerden, kesin bilmiyorum.
ÖÖ: Cezaevi olarak kullandıkları yerler var mı?
Camilerin altı. Her caminin altında bulunabilir. Önceden çok kalabalık bir esir grubuna şahit olmuştum ama kurtaramadık. Hepsini öldürdüler.
ÖÖ: Türkiye sınırında bunların elinde kaç köy var?
Tüm Türkmen köyleri bunların elinde. 38 köy. Suriye Ordusu bölgeye geliyor dağıtıyor, sonra geri çekiliyorlar. Bunlarda o zaman kaçıp Türkiye'ye geliyorlar, sonra tekrar aynı bölgeye gidiyorlar.
Nureddin Baybars Ordusu var. Ordunun başı Ali Muhammed Şehirli. Füzeler onların elinde. Havanlı’dan atıyor. Lazkiye'ye rastgele elindeki füzeleri atıyor, korku yaratıyor. Konya’nın eski sanayisi araştırılmalı.
Bütün gıda ve lojistik Türkiye’den sağlanıyor. Bütün markalar Türk.
Bugün çok kötü durumdalar. Dağda birbirlerini yiyorlar. Heysem Topalca’nın şimdi bile kaldığı yeri biliyorum. Devlet onu bıraktı. Onula iyi ilişkileri var. Tutamaz. Ama artık işin sonuna geldiler. Türkmenler kandırıldı. Hepimiz insanlıktan çıktık. Türkiye bizi tuzağa düşürdü…
17 Kasım 2013 - 08:20
News ID: 481677
ÖSO'ya bağlı Türkmen tugaylarına katılan fakat daha sonra pişman olarak buradan ayrılan MT ile yaptığımız röportajın ikinci ve son kısmını da bugün yayınlıyoruz.Silahlar Yayladağı üzerinden Türkiye'den geliyordu. Ambulansla taşınan ABD malı silahların arasında roketler, patlayıcılar dahil olmak üzere her şey vardı.