Ehibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bu aynı zamanda bölgede gelişen olaylarla da yakından ilgilidir; bu bölgenin karanlık suratı olan kimliksiz ülkeler (Haliç emirlikleri ve Suudi Arabistan) bölgede oynadıkları kukla rol, İsrail ve sömürgeci ülkelerin çıkarıyla uyumla yönelimleri bölgedeki ölüm denklemlerinin de temelini oluşturuyor.Kimliksiz ülkeler, en yakın komşuları üzerinde üstünlük sağlamak çıkarlarını korumak için dünya güçler dengesinin en güçlü kesimlerinin kanatları altında varlık sürdürmeye çalışırlar. Bu da onları yerli bir ülke olmanın ötesine geçirerek yabancılaştırır. Bu ilişki, birbirini tetikleyen süreçlerle de bölge ve bölge halklarına karşı bir kıskaca dönüşüyor. Son 25 yıldır bölgeyi kanlı kıyımın ortasına atan en önemli neden de budur. Bu Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) bölgeyi talan etmek isteyen yönelimlerine dinamik katan bir unsurdur.Son haftalarda Rusya’da, Kafkas bölgesinde ortaya çıkan bombalı eylemlerin bu bağlamda okunması gerekmektedir. Bütün mesele Suriye konusunda düğümlenmektedir. Suriye’de aldıkları hezimet, Suriye’nin gerçek dostlarını bir fatura olarak ödetilmek ve bu dostlara sert bir mesaj vermek üzere her vahşete başvurmaktadırlar. Ancak bu çabaların sonuçsuz olduğu da her defasında açıkça görülmektedir.Beyrut’ta patlatılan bombalar, bölge barışına yönelik yol kesme hareketidir. Siyonist kökenli “yaratıcı anarşi”nin temelidir. Bu bataklıkta, “benden sonrası tufan” diyen akılların hesapları ne ülkelerin ne de halkların çıkarına bir anlam taşıyor. Lübnan bu akılların en rahat at koşturdukları yerdir. Demografik yapısı, mezhepler üzerine kurulan siyasi dengeleri itibariyle yüzyıllardır çatışmalar içinde yaşayan Lübnan, üs ve geçiş alanı olarak bölgenin zayıf halkası olmuştur. Buna rağmen bir zayıf halka olarak Lübnan, hiçbir zaman kırılmamıştır. Zayıflığını güç haline getirebilen ender ülkelerden biri olarak, bölge direnişinin efsanevi örneklerini sunmuştur. 1980’li yıllarda Lübnan ilerici direniş cephesinin Siyonistlere kök söktürdüğünü hatırlamak gerek; batılı emperyalist güçler omuz omuza vermiş Arap gericiliğinin saldırıları püskürtülmüştür. Bu gün ise Hizbullah’ta ifadesini bulan direniş hareketi bu geleneğin son halkasında hak kazanımı ve saldırılar karşısında savunmanın gücünü ortaya koymuştur. Bu noktada direnme hattının anlamı tekamül ediyor.Bu gün Beyrut’ta patlayan bombalar ne ilk ne de son olacaktır. Ancak hiçbir güç bu bölge halklarının 3000 yıllık tarihi boyunca destanlaşan direniş çizgisini değiştirmeyecektir. Bu toprakları ve üzerinde yaşayan toplumları kanlı bir sürece sürüklemek isteyen tüm ilkel akıllar yenilgiye uğrayacaktır. 7000 yıllık uygarlık inşasını başarmış bu halklar kendi dengeli barışlarını kurarak, yabancı güçlerin müdahalesini ve kimliksiz ülkelerin kuklalarını yerle bir edecektir. Yeni Osmanlıcı diktatör Erdoğan’ın bu süreçte oynadığı kanlı oyunların tümü, sahibini vuracaktır. Bölgenin temel dengelerini kavramamış cahil yönetimlerin yüz yüze kalacağı sonuçlar, Lübnan üzerinden oynanmak istenen kirli oyunlar binlerce katıyla sahiplerinin yüzüne bir şamar gibi vurulacaktır.
Tahahaber