14 Ocak 2014 - 20:30
Makyavelist İslamcılık

Bismihi Teâlâ Tüm İslam coğrafyasında olduğu gibi ülkemizde de “İslamcılık” oradan oraya savrulup duruyor. Derinlikten yoksunluk ve ilkesizlik sebebiyle Türkiye İslamcılığı rüzgâr önündeki yaprak gibi. Kimin, kimlerin eli ile şekillendiği ve kimin, kimin çanağına su taşıyor olduğu bile artık önem arz etmiyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- “Makyavelist felsefe” Türkiye İslamcılığının tüm damarlarına sirayet etmekle kalmadı, İslamcılığın temel besini haline geldi.Bu noktaya nasıl gelindi? Bu anlayış toplumu, ülkeyi nereye taşır? Sorularına cevap arayacağız.Önce şu tespitle başlayalım: Türkiye İslamcılığı, taşıdığı tarihi ve mezhebi genetik kodlar dolayısıyla İslam’a hizmet etmeyi iktidar olmak, iktidarın paydaşı ya da yakını olmakla eşleştirmiş zihinsel bir dünyaya sahiptir. Bu nedenle Türkiye İslamcılığının neredeyse tüm renklerinin ortak bir yönü/hedefi vardır; “iktidar olmak.”Peki, Türkiye’de nasıl iktidar olunur?Osmanlı Hanedanlığından Cumhuriyete geçiş aşamasında şartlar gereği değişim, “cumhur” değil “bürokrasi” üzerinden yürütülmüştür. Bu başlangıç zamanla yerleşik bir hal alarak gelenekselleşmiş ve ülke yönetiminde en etkin en yetkin güç “bürokrasi” olmuştur.Türkiye’de seçimle iş başına gelen iktidarların bile kendilerine ilk iş olarak bürokraside kadrolaşmayı seçiyor olmaları rastgele bir tercih değildir. Halk desteğini arkalarına alıp seçilerek iktidara gelmiş olsalar da biliyorlar ki, esas güç merkezi bürokrasidir ve gerçek iktidar o alanı kontrol edendir.Bu çarpık temellenmenin içinde barındırdığı bir başka paradoks da; bürokrasinin hiçbir zaman hesap verme ve bedel ödeme makamında olmamasıdır. Bürokrasinin günah ve suçlarının bile sahibi olarak siyasi iktidarlar görülür ve ondan hesap sorulur.Yetkileri ve etkinliği neredeyse sınırsız ve sorumluluğu inadına sınırlı bu güç merkezi her zaman iştah çekici olmuştur. Tabi ki İslamcıların da. Ve özellikle de İslam’ı “iktidar olmak ”la aynileştirmiş yapı ve “cemaat”lerin.Ancak cemaat(ler)’in bürokrasi ile imtihanı Türkiye İslamcılığının makyavelist bir evrimleşme geçirmesinin ve İslam’ın temel felsefesi ile taban tabana zıt bir noktaya savrulmasının kapılarını açacaktı. Nasıl mı?Türkiye’de bürokrasiye “adam(!)” yetiştirme ve yerleştirmeyi sistemleştiren ilk yapı hiç şüphesiz “cemaat”tir. “Hizmet”i yerelde iktidar olma, küreselde ise egemen güçlerin yedeğinde olmada gören “cemaat”e yerel ve evrensel güç merkezlerine uyumlu hale getirilmiş İslami anlayışı dolayısıyla “sol”dan “sağ”a tüm kapılar açık tutuldu!Cemaat, bürokrasinin gizli/gerçek iktidar olduğunu keşfetmişti. Dört bir koldan yapılanmaya geçildi. Yeni bir mantık geliştirildi: “Ülkemizin hatta insanlığın geleceği “hizmet” hareketinin yapacaklarına bağlıdır. “Hizmet”in her adımı İslam içindir, insanlık içindir. Dolayısıyla elde edilen her mevzi her makam İslam için insanlık için elde edilmiştir… Yeni bir evrimleşme yaşanmış yeni bir İslami anlayışa geçilmişti: “Makyavelist İslamcılık!” Ancak topluma bu yüzle çıkılamazdı, bir perde bir maske, sihirli bir söylem gerekiyordu, bulundu: “hoşgörü ve diyalog!”Makyavelizm, iktidara ulaşmak ve elde edilen iktidarı korumak için her türlü çaba ve uğraşı mubah ve meşru görür. Ancak “cemaat” Makyavelizm’i yeniden anlamlandırdı. Onu İslami bir çehre ile sarmaladı. Artık şöyle deniyordu: “Madem ki İslam’ın ve insanlığın kaderi “hizmet hareketi” eliyle değişecek, o zaman “cemaat”in iktidar ve güç sahibi olmak için yapacağı “her türlü” faaliyet mubah ve meşru olmanın ötesinde dini bir vecibedir!”Makyavelist İslamcılığı şiar edinen “cemaat”in yıllar içerisinde bürokrasinin tüm kanatları ile medyadan sermayeye kadar tüm alanlarda elde ettiği “güç”, Türkiye İslamcılığının diğer üyeleri tarafından kıskanılmadan imrenilmeye kadar farklı tezahürler açığa çıkarsa da yapılanma mantalitesi açısından tümü için model olmayı başardı!Cemaat önce kendi içerisinde yaşadığı Makyavelist evrimleşmeyi Türkiye İslamcılığının tüm yapılarına bulaştırmayı başardı. Tasavvufi hareketlerden siyasi teşkilatlara kadar herkes farkında olarak olmayarak “Makyavelist İslamcılık” seline kapıldı.Din elbisesi giydirilerek yeni bir çehre kazandırılan Makyavelizm, Allah yolunda cihat olarak telakki edilmeye başlandı. Zaten derinliği olmayan, mezhepçilik ve ulusalcılık batağına saplanmış olan Türkiye İslamcılığı yeni bir evrimleşme ile emperyalizme paralel bir anlayış haline geldi…Peki, güncelde ne oluyor?İki sözle günceli de özetlemiş olalım: Siyasetinden Cemaatine herkes kendisini “hak” ve “merkez” olarak gördüğünden diğerlerinin kendisine itaat etmesi gerektiğini vehmediyor. Kendisine tabi olmayanı karşıt olarak belleyenler, karşıdakini bertaraf etmek için “her türlü” çabayı mubah ve meşru bilmenin ötesinde dini bir yükümlülük olarak görüyorlar ki, bu birincisi.İkincisi, kendilerini ülkenin değil artık kürenin merkezi görecek kadar halüsinasyonik bir “cemaat”e dönüşmüş olanlar ise yaptıkları her işin attıkları her adımın insanlığın geleceğini şekillendirdiği vehmiyle “dünyanın jandarması ve özgürlükler ülkesi” olarak nitelendirdikleri Amerika ve onun Siyonist uşağı İsrail ile beraber iş tutmayı bile kendilerinin ve doğal olarak İslam’ın maslahatı olarak görüyorlar.Kemal Şükrü SEVİNDİK rasthaber