Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Müftüoğlu, özellikle Fethullah Gülen Cemaati ile ilgili de önemli tespitlerde bulunuyor ve konferanslarda, panellerde bu tespitleri paylaşıyor. Üzerinde durduğu ve tehlikesini üstüne basa basa haykırdığı hususlardan biri de “menkıbeler” ve bu menkıbeler ile oluşturulmak istenen “İslam” algısı…
Atasoy Müftüoğlu, bu menkıbelerle cemaatlerin paraları ve sayıları çoğaltmak peşinde olduklarını söylüyor ve soruyor: “Bu çoğalan sayılar neyi ifade edecek? Neye hizmet edecek? Amaç sayıyı çoğaltmak mı, niteliği çoğaltmak mı olmalı”… Müftüoğlu, son zamanların moda cemaati” dediği Gülen cemaatinin bin tane menkibesini tespit ettiğini ve artık yorulduğunu vurgulayarak; “geleceğin tarihçileri bunlara bakarak “bunların hepsi meczup” diyecekler “diyor… (1)
Geçen gün Yeni Şafak yazarı Salih Tuna da, bu menkıbelerle insanların aldatılmasına ve bu yolla paralarının da cemaate akıtılmasına isyan ederek soruyordu:
“Evinize bir hırsız girse, 'hırsız var' diye bağırır veya şikayetçi olur veya şansınız yaver giderse hırsızı oracıkta enselersiniz.
Ya hırsız inancınıza, dini anlayışınıza, bütün kutsallarınıza dadanmışsa ne yapacaksınız?
Hayır, yakalayamazdınız, çünkü söğüşlenen / çalınan da sizsiniz, yakalanan da!
Peygamber adına yalan üreterek, onun adına rüyalar, menkıbeler üreterek para toplamaktan daha korkunç hırsızlık olabilir mi?” (2)
Menkıbelerle insanlar nezdinde kendilerine “kutsallık” atfedilmesi, elbette yeni değil… Bunun tarihi kökleri de ta Muaviye dönemine kadar uzuyor… Uydurma hadislerle kendisini “sorgulanamaz kişi” konumuna çıkaran ve yaptığı onca cinayet ve zulme “İslami” kılıf giydirerek, üstüne üstlük bir de “aziz” ilan ettiren Muaviye’nin bu oyunu hala da birçok kişinin nezdinde açığa çıkmış değil…
Günümüz menkıbelerinde en göze çarpan husus, çok önemli bir kısmında bizzat Resulullah’ın (s.a.a.) olması ve olayların/kişilerin bizzat Resulullah’a (s.a.a.) onaylatılmasıdır. Tarihte de böyle olmuş, mesela Muaviye de bizzat Resulullah’ın adı kullanılarak “aziz” ilan edilmiştir. Muaviye’nin Resulullah’ın vahiy katibi olması, Resulullah’ın kayınbiraderi olması, Resulullah’ın Muaviye’ye dua etmesi (3)vs… Hatta Muaviye için olumsuz bir durum arz eden rivayetlerde dahi, Resulullah’ı tezyif etme pahasına “olumlu” hale dönüştürme gayreti içinde olunmuştur. Mesela Sahih-i Müslim’de yer alan şu rivayet oldukça çarpıcı:
“İbn-i Abbas anlatıyor:
“Ben çocuklarla birlikte oynuyordum. Derken Resulullah (s.a.a.) geldi. Ben hemen bir kapının arkasına saklandım. (Beni orada bulup) enseme dokundu. “Muaviye’ye git! Onu bana çağır” dedi. (Ben derhal gittim ve) geldim; “o yemek yiyor” dedim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), tekrar: "Git Muâviye'yi bana çağır!" emrettiler. Ben (yine gidip) döndüm ve:
"O yemek yiyor!" dedim. Resûlullah tekrar:
"Git! Muâviye'yi bana çağır!" emrettiler. Ben yine gidip geldim ve:
"O yemek yiyor!" dedim. Bunun üzerine:
"Allah onun karnını doyurmasın!" buyurdular." (Müslim, Birr 96, (2604)
Müslim’in rivayeti burada bitmektedir. Ancak Müslim’in kendisi bu hadise şöyle bir açıklama ekler:
“Hz. Peygamber bazen insanlara haksız yere beddua ederdi. Sonra da pişman olur ve şöyle dua ederdi:
"Ben bir insanım; insan razı olduğu gibi ben de razı olurum, insanın kızması gibi, kızarım da. Ümmetimden kime haksız bedduada bulunursam, bunu, onun hakkında bir temizlik vesilesi, bir paklanma ve kıyamet günü Allah'a yakınlığa bir vasıta kıl."
İşte Hz. Resulullah’ın Muaviye’ye bedduası böyle bir bedduadır!” (4)
Muaviye’yi, Resulullah’ın bedduasından kurtarmak, hatta bu bedduayı dahi onun “faziletine” örnek olarak göstermek için Resulullah’ın ne hale düşürüldüğünü görüyor musunuz?
Cemaatin menkıbelerinde de kendilerini Resulullah’a onaylatmak için bu tür oyunlara bolca rastlanır. Fethullah Gülen’in “Resulullah Türkçe Olimpiyatlarına geldi, gönül erlerinin hepsi de gördü” sözüyle kendilerini yüceltmek için Resulullah’ı “şarkı türkü” dinlemeye getirmek gibi mesela…
Fethullah Gülen’in hatıralarının yer aldığı “Küçük Dünyam” adlı kitapta da benzer bir durum var. Fethullah Gülen “neden evlenmediğini” açıkladığı sebepler arasında bir de “rüya”dan bahseder:
“Bir ara içimden "Acaba evlense miydim?" diye geçti. Katiyyen düşünme şeklinde değil, şimşek süratinde gelip geçen bir fikir.
Ertesi gün erken vakitlerde bir arkadaş geldi ve bana şunu nakletti: Akşam rüyamda Efendimiz'i gördüm. Size selam söyledi ve "Evlendiği gün ölür ve cenazesine de gelmem" buyurdu.
Bu bir rüyaydı. Rüya ile amel edilmeyeceğini de biliyordum ama şahsım adına bu işarete saygılı olmaya çalıştım.”(5)
Aynı kitapta yine Resulullah’ın (s.a.a.) dahil olduğu rüyalardan biri de şöyle
“Ben Kestanepazan'ndan ayrılınca, Güzelyalı'da bir camide İmam Hatip ve Yüksek islam Enstitüsü talebeleriyle hadis okumaya başladık. Dersler ikindiden sonra olduğu için de iştirak fazla oluyordu.
Bu dersler bir müddet devam etti. Son gün bir rüya gördüm. Rüyamda ben bu camide ikindi namazı kıldırıyorum. Sağ tarafıma selam verince baktım ki, Efendimiz de orada bulunuyor. Ancak mübarek yüzü yağmur yüklü bulut gibi dopdolu.. Ben içimden " Acaba Efendimiz'i üzen bir şey mi oldu" diye geçiriyorum ve uyanmışım.
Bu rüyayı gördükten sonra bir daha o camide hadis dersi yapmamız mümkün olmadı.
Anladım ki, Efendimizin mahzun olmasının manası buymuş.”
Bu menkıbeler, bilindiği gibi filme de çekilmiş ve TV dizisi olarak cemaatin TV kanallarında yayınlanmıştı. Onlardan birisinin konusu şöyleydi:
Bir öğrenci yurdunda, parasızlık yüzünden öğrencilere yemek dahi çıkaramayacak derecede sıkışan yurt yöneticisi üç arkadaş, esnaftan yardım istemeye karar verirler, ancak kimseyi tanımıyorlardır. Vakit gecedir. Bunun üzerine gece vakti dışarı çıkıp, ışığı yanan ilk işletmeye girmeye karar verirler. Dışarı çıkarlar, bir yöne doğru giderken önlerine çıkan bir köpek onları tam ters istikamete gitmek zorunda bırakır ve biraz gittikten sonra ışığı yanan bir mekan görürler. Ancak burası içki satan ve kumar oynatan bir yerdir. Kısa bir tereddüt geçirirler, içlerinden birisi “Biz Allah rızası için yola çıktık, hesabımız yalnız ona” diyerek diğerlerini ikna eder ve mekana girerler. Mekanın sahibi olan sarhoş bir adama durumu söyleyip çekine çekine yardım isterler. Adam elini çekmeceye atar ve bir tomar para çıkarıp verir. Parayı almaya tereddüt eden gençleri de “fikrimi değiştirmeden alın ve gidin” diye sertçe ikaz eder. Parayı alıp yurtlarına dönen üç arkadaş, sabaha kadar olayın şokuyla uyuyamazlar, sabahın ilk saatlerinde kapıları kırılırcasına çalınır. Gelen parayı veren adamdır. “Siz kimsiniz?” diye gürler. Siz kimsiniz, bu gece rüyamda beni cehenneme atıyorlardı, siz üçünüz ellerimden tutarak beni kurtardınız. Siz kimseniz, ne olur beni de aranıza alın.”
Menkıbelere dikkat ederseniz, şöyle bir algı oluşturulmak isteniyor: “Biz Resulullah’ın gözetimindeyiz. Yanlış yapsak dahi Peygamberimiz bizim hatamıza müsaade etmez, mutlaka bizi düzeltir… Bu yüzden biz her halükarda hak üzereyiz ve yaptığımız her iş de doğrudur. Bize yapılacak bağışlar, haram para ile dahi olsa insanı bizim vasıtamızla cehennemden kurtarır.”
Ve bu menkıbelerle ümmetin başına bela olan, ümmeti zulümden zulüme gark eden Muaviye’nin İslam’a vurduğu darbe gibi, Öz Muhammedi İslam’ın doğru biçimde anlaşılmasına büyük darbeler vurulmakta ve “Amerikan stili İslamiyet”in yerleştirilip özümsenmesi için uygun zeminler oluşturulmaktadır. Kur’an’ın buyurduğu “Allah ile aldatmak” ( Fatır:5) ikazının da güzel bir örneğini bu menkıbeler…
Bunları “paralel devlet” seviyesine yükselten ve şimdi de “feryat edenler”, ektiklerini biçmekteler sadece… Olan ise yine gariban halka olmaktadır…
(1) http://www.youtube.com/watch?v=rsLDdNuoMTI
(2) http://www.gazeteoku.com/frame.php?url=http://yenisafak.com.tr/yazarlar/SalihTuna/boyle-korkunc-hirsizlik-olur-mu/50093#.UvJq8_tFUQ0
(3) http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1632
ayrıca bkz: Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, 13. Cilt, sayfa 31-33 Prof. Dr.İbrahim Canan, Akçağ yayınları Birinci Baskı, 1992 Ankara
(4) Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, 13. Cilt, sayfa 30-32 Prof. Dr.İbrahim Canan, Akçağ yayınları Birinci Baskı, 1992 Ankara
(5) Ayrıca bkz.
http://www.sorularlaislamiyet.com/m/index.php?oku=183666
(6) http://www.fgulenkitap.com/Kitap/Kucuk_dunyam/18_evlenme.htm
MUHSİN KÜÇÜKER/rasthaber
4 Şubat 2014 - 20:30
News ID: 503451
Allah’ın adıyla Atasoy Müftüoğlu, bu ülkenin sorumluluğunun bilincinde olan önemli entelektüellerindendir. Makaleleri, kitapları; güncelden ziyade temel konular üzerine yapılan tespitler ve çözüm önerileri ile doludur.