25 Şubat 2014 - 20:30
Dinlemelerin doğurduğu yeni duruma dair…

Bismillah… Malum, toz duman günler geçiriyor ülke.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Dinleyenlerin de, dinlenenlerin de ifşa günlerindeyiz… Hükümete ram olmuş gazeteler şikâyetçi olmaya çağırıyor mağdurları.“Haksızlık yapılmış size, özel hayatınız hiçbir bulguya rastlanmaksızın taa 2011’den bu güne dinlenmiş, hayali bir örgüt kurmuşlar adı Selam olan, içinde sen de varsın Hakan Fidan’da; hadi mahkemelere koşun, hukuk devletinde haddini bildirin bunu yapanlara ” diyorlar.Doğru da diyorlar amma velakin;Sevdiklerinden midir bizi, muhataplarını cezalandırmak isteklerinden mi?Yani mağduru koruma güdüsü mü, yoksa 11 yıllık ortaklığın bitiş hıncı mı?Analizi yapıldığında, hatırı sayılır bir “Muhibbi Ehl-i Beyt”  var dinlenenler arasında.İnkılabı, direnişi dost bilenler, ABD ve İsrail’e düşman diyenler var.Olayda bize haber verenler, Hükümetle aramızdaki mesafeyi yaratanlar aslında.Geçmişte çoğuyla bir çay içmişliğimiz, bir yemek yemişliğimiz hatta bir dönem duygudaşlık yaşadıklarımız var.Yeni Şafak’ta, Star’da; onların görsel veya yazılı uzantılarında şimdilerde selam dahi alıp vermediklerimiz alkış tutuyordu Erdoğan’ın F.Gülen’li günlerine…Biz tüm zerrelerimizle “ayıptır, günahtır, yanlıştır yaptığınız” dedikçe elde ettikleri devlet gücüyle saldırıyorlardı ahlaksızca, köksüzce, orantısızca…En son Suriye, bir kavşak olup dururken yolumuz üzerinde; onlar söverek, vurarak, ayağımıza çelme takarak saptılar yolumuzdan.Bölgenin 30 yıllık emeğine, kan ve gözyaşıyla yaranmış değerlerine doğrulttular silahları, mermi oldular silahlara…O yalın, o yüzeysel, o çarpık analizleriyle yanlış yönlendirdiler.Nice Sena babalarının; O Muğniye öğrencilerin…O azizlerin, İsrail düşmanlığına endeksli canların, mezhep bağnazlığına bulanmış kasaturalarla arkadan hançerlenmesine “İntifada” dediler, diyebildiler.  Yanlışlarıyla 100’ün üzerinde irili ufaklı emperyal oluşumlar içine sokulmuş Hükümete kimi zaman lokomotif, kim zaman da vagon oldular.“Hocam” deyip övgüler dizdikleri, “Usta” deyip yanlış yaptırdıklarıyla geldiğimiz noktaya bakın hele.Onlar kavgada oldukça öğrenen bizler oluyoruz. Öğreniyoruz ki; haram bir ortaklık üzere olmuşlar.F. Gülen yapılanmasının bu ülkenin hayrına bir yapılanma olmadığını, N. Erbakan’ın onlar nezdinde ne denli görüşlere sahip olduğu, diğer oluşumlara karşı bu yapının terminatör olma durumu, dinler arası diyalog şemsiyesi altında inancımıza, kültürümüze, toplumsal mutabakatımıza namahrem uluslararası güçlerle oldukça ilginç ilişkileri yeni değil.Başbakan’ın Doğu ve Güneydoğu’da Kürt stratejisi çizerken bunlara sağladığı devasa imkânlar,Yurt dışında, finansta, eğitimde, bürokraside açtığı alanlar…Yeni de değil; yenilir, yutulur da...Tayyib Erdoğan’ın gömleğini değiştirip asıl yuvasından ayrıldığı günlere dönelim isterseniz.Nasıl heyecanlıydı değil mi? Kasımpaşalı, şiir okuyan ve akıllı…Ve, F. Gülen’de var olan taban güç.Birleştirince ABD bunları, ortaya “bölgesel model yönetim” çıkmıştı.Güç zehirlenmesi yaşattılar.Büyüksün, Ustasın…Yaparsın da, yıkarsın da noktasına getirdiler.Anadolu’nun gariban halkının mukayese yeteneği her gün bir birine eklenen gazete- televizyonlarla esir alınırken; 30’lardan 40’lara, oralardan 50’lere yükselen bir rey oranı…Haksızlıkların karşısına dikilerek yapılan haksızlıkların günahının ödendiği günlere geldik şimdi.Tayyip Erdoğan duvarları tekmeliyorsa eğer şimdi, beslediği karganın gözünü oymasındandır.F Gülen’e dönük hasretin bitmesi için on binlerce insan karşısında yaptığı hamasi konuşmaların önüne konmasından, doğurduğu, büyüttüğü bu gücün ne denli sinsi, ilkesiz, renksiz oluşuna dair dost feveranlarına tıkadığı kulağının tape’lerle sağır edilme isteği karşısındaki şaşkın, mustarip, mahcup halidir.Evet, Başbakanımız şaşkındır şimdi.O ki, kişisel serüveninde iyi bir teşkilatçı, partici, örgütçü olabilir ancak derinlikli bir yapısı yok!Kişileri, inançları, fraksiyonları, oluşumları enine boyuna, tarihsel derinlikleriyle değerlendirebilecek âlimane mukayeseden yoksun.O ki, bunları doğru değerlendirebilecek yeterli danışman kadrosundan da yoksun.O kadro değil miydi ki; “Akil adamlar” kadrosunu F. Gülen ekibiyle hazırlamışlardı.Böyle olunca durum, sevginin de düşmanlığın da oturduğu temel yok!Yoksa diyorum bir bölge tecrübesi hükmünde sayılan Yaşar Yakış tam da bu sebeple mi ayrılıp gitmişti yolun başında.Sessiz,ve de sedasız…Baksanıza… En yakını, yola çıktığı üç kişiden biri olan Bülent Arınç’ın bu ölüm- kalım savaşında durduğu yere bakın. Duruşsuz, elastik… Ne yana çeksen oraya uzanan…Nerdeyse F.Gülen kadrosunu yerleştirmedikleri tek bir yer kalmayan Başbakan’ın danışman kadrosunun bu savaşta sürdürdükleri savunma-saldırı stratejisindeki düşük yoğunluğa bakın.Belki de üretmenin değil de yalakalığın ders notları oluyor her biri.Anadolu ajansındaki selefiler, hiç biri bir şey koyamıyor ortaya.Bir tek Zaman gazetesi hallaç pamuğuna çevirmiş hepsini.İşte böyle… Tayyib Erdoğan’ın bu olaylar üzerinden dostluklarla ilgili çıkaracağı dersler söz konusu.Bunun için ülke içine, bölgeye, bakması değil; görmesi gereken bir bilinçle yönelmesi gerekmektedir.F. Gülen’le beraber etrafına daha iyi bakmalı. Ayıklanacak çok asalak var, çoook.Hem de en yakınında, en yalakalardan.Muhammed Ak / rasthaber