Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Yüz beş ülkenin birlikte görünürde Esad’ı devirmek, hakikatte ise Gasıp Siyonist İsrail rejimi üzerinden Emperyalizmin Ortadoğu hedeflerinin geleceğini garanti altına almak için “direniş hattı”na darbe vurmak için başlattıkları savaşın kaderinin ne olacağı netleşmiş durumdadır. Beklenen ve zamana yayılan ise Suriye’nin zaferinin uluslararası diplomaside resmi olarak tescillenmesidir.Üç yıllık savaş tabi ki öncelikle Suriye coğrafyası ve toplumunda olmak üzere tüm Ortadoğu coğrafyası ve toplumları üzerinde bir travmaya yol açtı. Ancak bu arada pek çok hakikatin üzerindeki perdeler de açıldı ve hakikatler faş oldu.Üçüncü yılın sonunda gördük ve anladık ki,1-Meğer Suriye Vekâlet Savaşı, bir demokrasi ya da mezhep savaşı değilmiş. Suriye Vekâlet Savaşı, “küresel emperyalizm” ile “direniş ekseni”nin savaşı imiş.2-Meğer hiçbir kutsal ve değeri olmayan Suud Vahhabizmi, Amerikan emperyalizminin tetikçisi imiş. Vahhabizm, İslam ümmetinin sırtındaki kambur, boynundaki kanserli urmuş.3-Meğer savaşları kazanan devasa teknolojik güç ve modern silahlar değilmiş. Savaşlar, cephede ayakları titremeyen ve vatan için feda olmayı ulaşılabilecek en büyük yücelik olarak gören “er”ler tarafından kazanılıyormuş.4-Meğer Türkiye İslamcılığı derinlikten yoksun sığ ve yüzeysel anlayışı ile “ulusalcılık” ve “mezhepçilik” batağına saplanmış bir anlayışmış.5-Meğer bedeli ne olursa olsun “İslam İnkılabı”; emperyalizme, Siyonizme karşı durmayı, mazlum ve mahrum halkların yanında yer almayı; onları, kanları pahasına korumayı bir görev biliyormuş.6-Meğer Suriye yönetimi, on yıllardır uğurlarında bedel ödediği hareketlerin ihanetlerini bile “Filistin davası” uğruna sineye çekebilecek kadar İslam ümmetine sadık ve vefakârmış.7-Meğer Türkiye İslamcılığı, iktidarların bir göz işmarı ile fikir ve yol değiştirecek, tüm ilke ve değerlerinden vazgeçebilecek kadar omurgasızmış.8-Meğer Amerika’nın El-Kaide ile bazı coğrafyalardaki çatışma hali bir serapmış. İki müttefik yıllar boyunca ortak düşman(!) için; İslam İnkılabı için, Direniş Hattı için, Şii ve Alevi Müslümanlar için hazırlanıyormuş. Yaptıkları iş sadece tatbikattan ibaretmiş.9-Meğer “mezhepçilik” çukuruna yuvarlanmış “Kardavi” benzeri âlimler ve sürükledikleri toplumlar, taassuplarının esiri olarak Büyük Şeytan Amerika ve Siyonist İsrail ile iş tutmayı “cihat” olarak görüyorlarmış.10-Meğer dünya üzerindeki gerek devletlerin ve gerekse toplumların ayrışması milliyet, din ve mezhep üzerinden değilmiş. Ayrışma, Amerikan emperyalizminin yanında ya da karşısında olmakmış.11-Meğer kendilerine cihatçı denilen, görünümleri itibarıyla mağara adamlarını andıran teröristlerin İslam bir yana insanlıktan bile zerre kadar nasipleri yokmuş.12-Meğer din adına, İslam adına, Kur’an adına; insan ciğeri yeme, baş kesme, tecavüz, kutsalları yok etme, taciz, tedhiş ve terör tarih kitaplarının sayfalarında kalmış vakıalar değilmiş. Bilakis her biri fiiliyatta olan uygulamalarmış.13-Meğer İslam doğru kaynaktan, pak Ehl-i Beyt’inkevser kaynağından öğrenilmez; Muaviye’nin Yezid’in, Mervan’ın getirdiklerine din diye sarılınılırsa, insanlar azgınlaşıp durdurulamaz vahşi canavarlara dönüşüyorlarmış.14-Meğer başta Türkiye İslamcılığı olmak üzere tüm İslam toplumları medya ile güdülebilecek güruhlarmış. Stüdyolarda mizansenlerle hazırlanan haber ve bilgilerle şekillendirile biliyorlarmış. Sanki “Eğer bir fasık size haber getirirse…” ayetini hiç duymamışlarmış.15-Meğer Türkiye İslamcılığı tarihsel ve mezhepsel kodların etkisiyle gerektiğinde Büyük Şeytan Amerika ve Siyonist İsrail’e bile gülümseye biliyormuş. Amerika ve İsrail’e gülümseyen çehreler, her ne hikmetse İslam İnkılabı’na döndüğünde birden asık hale geliyor ve dişlerini sıkabiliyormuş.Kemal Şükrü Sevindik /rashaber
2 Mart 2014 - 20:30
News ID: 510628
Bismihi Teâlâ İnsanlık tarihinin en ilginç ve kader belirleyici savaşlarından biri olmaya aday, Suriye Vekâlet Savaşı tam üçüncü yılını tamamladı. Bir haftada Şam’a ulaşmak ve ilk bayram namazını Emevi Camii’nde kılmak için çıkılan yolda korkunç ve çıkılmaz bir batağa saplanıldığını fark etmek tam üç koca yıl sürdü.