Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İran’la P5+1 ülkeleri arasında geçen kasım ayında tarihi bir nükleer anlaşma imzalandı. Cumhurbaşkanı Ruhani, bu anlaşmayı bir sonraki safhaya taşıyıp sonuçlandırmakta ne kadar kararlı?
Bu hem Batı hem de İran için tarihi bir fırsat. Batı uzun süredir güvensizlik duvarları inşa ediyordu, aslında her iki tarafta da güvensizlik duvarları vardı. Batı, uzun süre İran’ı nükleer meselelerde bir tehdit gibi göstermeye çalıştı. Ancak İran herhangi bir nükleer silah geliştirme peşinde olmadığını ve nükleer aktivitelerini tamamen barışçı niyetlerle sürdürdüğünü çoğu kez açıkça ifade etti. Cumhurbaşkanı Ruhani, nükleer meselede makul, adil ve sürdürülebilir bir çözüm bulunması yönünde hem İran halkının hem de kendi hükümetinin isteğini çok kuvvetli bir şekilde gösteriyor. Bence bu mükemmel bir fırsat ve umarım Batılı ülkeler bu fırsatı değerlendirebilirler. Birçok Avrupa ülkesi İran’a tekrar gelmek, burada yatırım yapmak, özellikle de enerji alanında iş ve ticaret ilişkilerini yenilemek için ne kadar hazır olduklarını gösterdiler.
İRAN BÖLGEDE GÜÇLÜ OYUNCU
İran siyasi ve ekonomik olarak bölgede güçlü bir oyuncu. Batı da artık İran’ı görmezden gelemeyeceğinin ve bağımsız pozisyonundan ödün vermesi için İran’a baskı yapamayacağının farkına vardı. Artık bu ilişkilerin, İran’ın bölgesel barışın tesis edilmesine yardımcı olacağı anlamlı bir denkleme oturmasının zamanı geldi. İran’ın İslam dünyasında çok fazla etkisi var ve birçok Batılı ülke de bunun farkında. Tüm bu sebeplerden dolayı umarım müzakereler pozitif bir tonda ilerler ve tüm tarafların sonuçtan memnun olacağı bir karar ortaya çıkabilir.
Türkiye ve İran’ın Suriye konusundaki politikaları birbirinden çok farklı. Türkiye ve İran ilişkilerini Suriye sorunu bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz?
‘Suriye’deki gelişmelere bağlı olarak son dönemde (iki ülkenin) pozisyonları birbirine yaklaşmaya başladı. Suriye’deki şiddet yanlısı ve Selefi grupların ortaya çıkışından sonra gerçekler şimdi çok daha açık ortaya çıktı. Suriye kan banyosuna döndü, durum daha da kötüye gidiyor. Öte yandan şu anda bu durum, İran ve Türkiye’nin geçmişteki farklılıklarını çözmek ve Suriye’de barışçıl bir çözüm yolu bulabilmek için birlikte ve daha yakın çalışabilmeleri için bir fırsat. Her iki ülke de şuna inanmalı: Bu bölgede birlikte yaşıyoruz, savaş ya da barış, doğal afet ya da ekolojik problemler, ne olursa olsun hepimiz aynı gemideyiz. Hepimizin kaderi ortak. Suriye’ye barış getirecek, oradaki radikalizm ve şiddeti sona erdirecek ve Suriye halkı için kabul edilebilir olan tutarlı bir çözüm bulmak için birlikte çalışmalıyız’.
11 Mart 2014 - 06:51
News ID: 512890
İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Masomeh Ebtekar, Tahran’daki ofisinde Hürriyet’e konuştu