Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına ait olan; “Bunların bir defa üç tane önemli hasleti var, takiye var, yalan var, iftira var, üçünün neticesi fitne var, fesat var, bunlar Şia’yı geçmiş vaziyette. Şia bunların eline su dökemez.” bu sözler yenilir yutulur, kabul edilir cinsten değildir.Bu sözlerin tek bir okunuş tarzı vardır; Şia takiye yapar, takiye gerçeği gizlemek ve yalancılıktır, cemaat ise bu konuda Şia’yı geçmiş ve daha beter durumdadır!. Evet bu kadar açık ve net…Şia’nın takiye anlayışı; “Hakkı ortaya koymak, Allah yolunda cihad etmek adına bu uğruda canına kasteden durumlarda, düşmandan gelen saldırıyı def etmek, düşmanın şerrinden korunmak için inanmadığın sözleri söylemek ve bu yönde bir tavır içerisine girmek şeklinde anlaşılır ve yeri gelirse uygulanır.” Bunun örnekleri İslam tarihinde ve Kur’an ayetlerinde bir hayli fazladır. Bu örnekleri zikretmeyeceğim.Bir başka açıdan bakmak istiyorum konuya. Bunu söyleyen bir başbakanın, ya gaf ettiği, ya bilgisiz olduğu ya da kaba saba biri olduğu, sözüne, diline sahip olamadığı şeklinde bir durum ortaya çıkıyor.Allah Rasulü; “Mü’min kimse odur ki, halk onun elinden ve dilinden emandadır.” Buyurmaktadır. Peygamberimiz bir mümin kimseyi tarif ederken ölçü ve kıstas olarak, “elinden ve dilinden” eman içerisinde olunma vurgusu yapmıştır. Fakat bırakın bir mümini, bir ülkenin idarecisinin elinden ve dilinden eman içerisinde değil ise halk, o zaman sorgulamaya başlar, bu nasıl bir başbakan….?.KONTÜROLSÜZ BİR BAŞBAKAN…Bu ülkenin vatandaşı olarak, başbakanın elinden ve dilinden emanda değilim!..Her an ne söyleyecek, nasıl bir laf edecek, gaf edecek kaygısı ile bakmaktayım başbakana. Bu ülkede yaşayan halkların ve dolayısıyla kendimin etnik ve mezhebi kimliğini güvence altına alacak bir başbakana sahip değilim.Başbakanın daha önce söyledikleri sözler bu kabilden incitici ve yaralayıcı idi. Reyhanlı patlamaları ile ilgili açıklamasında, “benim sünni vatandaşlarım” diyerek, mezhebi bir okumayla hadiseleri değerlendirmesi, mezhepçi ve vatandaşının mezhebi kimliğine vurgu yapması bu kaygılarımızın bu günlere gelmesinin sebeplerinden biri olmuştur.BU SEÇİMLERDE KİME OY VERELİM? SORUSUNA BİR BAKIŞ…Ülke yeni bir seçim arefesine girmiş durumda. Yaklaşan seçimlerin akabinde konuşulan konularda seçimlerin nasıl olacağı ve sonuçlanacağı ile ilgili gelişiyor.Yaklaşan seçimlerin yerel seçimler olduğu göz önüne alındığında, daha çok hizmet ve belediyecilik anlayışı çerçevesinden halkın, hangi partinin belediyecilik hizmetlerinden ve icraatlarından memnun olmuş, memnun kalmışsa orayı tercih edeceği görülüyor.Yerel seçimlerin karakteri genel seçimlerden biraz farklıdır. Genel seçimlerde halkın değerlendirmesinde daha çok siyasal bakış açısı hâkim iken, yerel seçimlerde hizmet ve belediyecilik yaklaşımı hakim olur. Yani bir bakarsınız halk o bölgede partisinin adayını değil de, daha iyi hizmet vereceği veya kendine yakın bulduğu kendi adayını desteklemiş.Bir vatandaş olarak, hizmet ve belediyecilik anlayışı çerçevesinden seçimlerde oy vereceğim, eğer sandığa gider, oy verirsem!.BERKİN ELVAN’IN ÖLÜMÜ, TOPLUMSAL OLAYLARDA AŞIRI GÜÇ KULLANIMI…Türkiye 14 yaşında bir çocuğun evinde çıkıp geri dönemediği, (hangi gerekçe ile olursa olsun) gezi olayları sırasında polisin ateşlemiş olduğu kapsülün sebep olduğu ölüm olayını konuşuyor ve konuşmaya devam edecek…Bu konularda oldum olası, devletin kolluk kuvvetlerinin zaaf içerisinde olduğunu görmüşümdür ve tecrübe etmişimdir. Her toplumsal olayı ve halkın talep ve haklarını arama girişimini, devlet yıkılıyor, bölünüyor, irtica geliyor yaygarası ile okuyan siyasi sistemden, aynı paranoyak okuma ile karşılık verildiği bir emniyet sisteminden bu sonucun ortaya çıkması gayet doğaldır.Fakat garip olan bu İslamcı tabandan gelen bu iktidarın, sistemin tepki kalıplarının bir parçası, devam ettiricisi haline gelmesi, sitemin tahammülsüz ve hoşgörüsüz reflekslerinin idamecisi haline gelmesi anlaşır değil doğrusu..AKP iktidarının Suriye sürecinde, Suriye’de yaşanan hadiselerde, halkı devlete karşı kışkırtıp, isyancılara silah ve destek sağlarken, Suriye devletini zalim olmak ve aşırı güç kullanmak ile suçlamıştı. Fakat kendi iktidarı olunca mesele, aynı hoşgörü ve iltiması kendi halkına karşı, eylem ve söylemlerinde göremedik. Bilakis aşırı güç ve tepki ile karşılık verdiğine şahit olduk. Kendisinin yapmadığını, başka ülkelerden bekleyen hükümet bu konuda samimiyet testinden bana göre sınıfta kalmıştır.Maalesef İslami camianın da bu konuda yeteri kadar inisiyatif almadığı, gündem yapmadığı, ulusalcılar ile aynı paralele düşmek, sol ve CHP çizgisinde görünmek kaygıları ile hareket ettiği görünmektedir. Siz bu hadiseye sırtınızı döndüğünüzde, buna sahip çıkan bu kesimlerin olması gayet doğal bir şeydir. Bu gibi durumlarda kendi belirgin tavrınız yoksa bunun suçlusu siz olursunuz, diğer tavır geliştirenler değil!!..Bu hadisenin ancak bir kaç okuma şekli vardır. Önce vicdani hasletler ile bakmalıyız diye düşünüyorum. Kaybedilen vurulduğunda 14 yaşında olan taze bir fidandır. Ardında acılı ve yaralı bir anne, baba bir aile bırakmıştır; tıpkı ülkemizde bu olayın benzerlerinin yaşandığı diğer hadiselerde olduğu gibi…Cumhurbaşkanından tutunda, toplumun hemen hemen her kesiminden taziye mesajları geldi, küçük Berkin için. Seçimler öncesi, neredeyse bir ranta dönüştürülmek istenen bu vakayı, siyasete ve oya tahvil etmek isteyenlerde en az bu olayda ihmali olanlar kadar suçludur. Çünkü bir suçunun üzerinden fayda devşiren, o suçun işlenmesinden fayda uman, o suçu işleyenler kadar suçludur. Şunu ifade etmeliyiz ki, acılı annenin yüreğindeki kopan fırtınayı hiçbir izahat ve açıklama ve beyanat dindiremez. Devlet, hükümet özür dilemelidir aileden. Aileye ve vatandaşlarına samimiyetinin ifadesi olarak bu tür ölümlerin yaşanmayacağına, gerekli önlemleri alacağına dair söz vermelidir!!..Selam ve dua ile..Sadık Çelik / rasthaber
13 Mart 2014 - 20:30
News ID: 513733
Allah’ın adıyla Bir ülkenin idarecisi, idaresinde bulunan tüm halkların idarecisidir. Halklarının ırki ve mezhebi kimlikleri üzerinden ayrışıma tabi tutacak, birini kayırıp diğerine haksızlık yapacak bir tutum içerisine girmeye başlamışsa artık, o ülkenin güvenliği, birliği ve düzeni bozulmaya yüz tutacak demektir.