Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Irak Başbakanı Nuri Maliki Arabistan ve Katar rejimlerini El Anbar eyaletinde silahlı isyancılara açıkça mali destek vermekle suçladı. Maliki şu ifadelere yer verdi: Ben Arabistan ve Katar’ı korkunç terör eylemlerini teşvik etmek ve kışkırtmakla suçluyorum. Onlar isyancılara siyasi ve medya desteği vermek ve ayrıca mali ve silah desteği sağlamaktan suçludur. Onlar Irak devletine karşı doğrudan savaşın başını çekiyor ve El-Kaide güçlerini kendi topraklarında barındırıyor.
Aslında Irak Başbakanı Nuri Maliki bundan önce de çok kez ecnebi güçlerin Irak’ın içişlerine müdahalesinden şikâyetçi olmuştu, ama hiç bir zaman her hangi bir ülkenin adından söz etmemişti, ta ki bundan iki ay önce Irak’ta teröristlerin şiddet uygulamaları sonucu kurban sayısının artmasının ardından ilk kez Katar ve Arabistan’ı Irak’ta teröristleri desteklemekle suçladı.
Irak ordusu ve güvenlik güçleri bir kaç aydır El Anbar eyaletinin Felluce ve Ramadi kentlerinde IŞİD teröristleri ile savaşıyor. Gerçekte Irak bu yüzden son aylarda güvenlik bakımından çok zorlu şartlar altında bulunuyor. BM raporlarında Irak’ta geçen yıl 9 bine yakın kişinin şiddet olayları sırasında hayatını kaybettiği belirtiliyor. Son aylarda Irak’ın çeşitli kentlerinde terör saldırıları, bombalı eylemler ve intihar eylemleri arttı, öyle ki bugün Irak’ta insanların her gün her hangi bir terör eylemi sırasında ölmesi veya yaralanması sıradan bir olay gibi algılanıyor. Öte yandan Irak’ta genel seçimlerin yaklaşması ile birlikte etnik ve dini saflaşmalar da daha radikalleşti ve bu saflaşmanın sonucunda ülke genelinde şiddet olayları da tırmandı. Buna göre Irak’ta her gün bombalı eylemler veya intihar saldırıları düzenleniyor.
Terör örgütlerinin Irak’ın Sünni Müslümanların yoğunlukta bulunduğu eyaletleri ele geçirme çabalarının bozguna uğratılması, teröristleri başka yollara baş vurmaya yöneltti. Teröristler bu kez Irak’ta şiddeti ve terör saldırılarını arttırarak ülkenin genel güvenliğini ve sosyal ve siyasi yapıyı bozmayı hedefledi. Bu stratejinin esas amacı Başbakan Nuri Maliki yönetiminden memnuniyetsizliği arttırmak ve sonuçta gelecek seçimlerde kazanma şansını etkilemektir. Buna göre bazı çevreler de Maliki’nin Arabistan ve Katar’ı suçlamasını, genel seçimlerin arifesinde bu iki ülkeye bağlı Sünni güçlerin elini zayıflatma çabası şeklinde yorumluyor. Aslında Başbakan Maliki bazı Sünni grupların Arabistan ve Katar rejimlerine bağımlı olduklarını ifşa ederek Irak’ta huzur ve güveni yeniden inşa etmeye ve aynı zamanda gelecek genel seçimlerde muhaliflerin ağırlığını hafifletmeye ve Irak halkının gözündeki itibarlarını sarsmaya çalışıyor. Nitekim Maliki’nin Arabistan ve Katar’ı suçlamasının hemen ardından İyad Allavi Arabistan’ı desteklemek amacıyla Maliki’ye tepki gösterdi. Bu gelişmeler özellikle Sadr hareketi lideri Muktada Sadr resmen siyasetten çekildiğini ve harekete bağlı tüm siyasi kurumları kapattığını ilan etmesinin ardından daha önemli görünüyor. Bazı gözlemciler Muktada Sadr’ın bu çıkışını Maliki kanadını güçlendirmeye yönelik bir hareket olduğunu belirtiyor, nitekim mevcut şartlarda da Maliki Şii Müslümanların bir sonraki Başbakan için en gündemde olan alternatifi sayılıyor. Gerçekte Ortadoğu gelişmelerinin çok boyutlu ve çok katmanlı gelişmeler olduğu artık herkesin bildiği bir gerçektir. Öyle ki örneğin Lübnan ve Irak’ın iç gelişmelerini sadece bu ülkelerin iç meseleleri olarak görmek mümkün değil ve bu bakışta hem bölgesel gelişmeleri ve hem bu iki ülkenin siyasi dengelerini ve yine bu ülkelerin bölgesel rekabetlerle ilgili meselelerle ilgilerini gözetlemek gerekir.
Hali hazırda da Arabistan ve Katar arasında başlayan rekabet ve sürtüşme, Arap dünyasında iktidar savaşı bağlamında en önemli gündemi oluşturuyor. Arabistan ve Katar son üç yılda Suriye’de El-Kaide bağlantılı teröristleri destekledi ve her ikisi de Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesini istiyor. Ancak Arabistan ve Katar’ın El-Kaide bağlantılı teröristleri desteklemesi ve Suriye savaşının ateşinin yayılması, bu savaşın Irak topraklarına da sıçramasına neden oldu. Arabistan ve Katar rejimleri Irak yönetimi Suriye’ye asker göndererek Beşar Esad yönetimine destek verdiğini ileri sürüyor. İşte bu yüzden bu iki rejim Maliki yönetimini iç meselelerle uğraştırarak ve Irak’ı güvensiz hale getirmek sureti ile Irak Suriye bağlantısını kesmeye çalışıyor.
Öte yandan Arabistan ve Katar’ın Lübnan’da güvenlik boşluğu yaratmaya ve Hizbullah hareketini de Lübnan’ın iç meselesine odaklanmaya zorlamaya ve böylece Suriye’den çekilmek zorunda bırakmaya çalıştığına şahit olmaktayız. Bu anlayışları ile Arabistan ve Katar, El-Kaide bağlantılı terör örgütlerini destekliyor ve bölgesel amaçlarına ulaşmak için bölge ülkelerinde güvensizlik yaratıyor. Meseleyi bir başka açıdan bakacak olursak, Arap dünyasında son zamanlarda açıkça görünen gelişmeler, bölge içindeki Arap ve Arap olmayan ülkelerin arasındaki rekabetin gün ışığına çıktığını gösteriyor. Bu bağlamda Katar ve Arabistan’ın arasında devam eden rekabetin açıkça taarruz niteliğine büründüğünü görmekteyiz.
Arabistan ve Katar’ın çeşitli bölgesel konularla ilgili çıkarlarının çelişmesi bu rejimlerin bölgede başka ülkelerin içişlerine müdahale etmelerine yol açtığı anlaşılıyor. Nitekim bugün Irak resmen Arabistan ve Katar’ın savaş alanına dönüşmüş bulunuyor. Arabistan ve Katar arasındaki rekabet ve sürtüşmeden başka bugün Arap inkılaplarından önce can ciğer iki dost olan Arabistan ve Türkiye’nin de her geçen gün bir birinden daha da uzaklaştığı gözleniyor. Yine Arabistan’ın İran’ın bölgesel güç olmasına tahammül edememesi de bölgede Tahran ve Riyad arasındaki rekabetin gün ışığına çıkmasına yol açtığı anlaşılıyor. Bu şartlarda ve bölgede tüm rekabetlerin gün ışığına çıktığı ve bazı rejimler başkalarının içişlerine karışmakla suçlanmaktan çekinmediği bir sırada, başkalarını niyabeten savaşmak da bölgede artık normal bir durum gibi karşılanıyor ve rakipler bir birini dize getirmek için her türlü yola baş vurmayı mubah görüyor. Bu süreçte Irak ise Arabistan ve Katar’ın çıkarlarının çatıştığı alana dönüşmüş bulunuyor. Arabistan ve Katar destekledikleri terör örgütlerinin yardımı ile Irak’ta siyasi dengelere, kendi çıkarlarına göre balans ayarı yapmaya çalışıyor. Ancak bu arada olan sadece Irak halkına oluyor ve Irak milletinin çıkarları heba olurken, ülkeleri de istikrarsızlık ve güvensizliğe sürükleniyor. Maliki’nin Arabistan ve Katar’ı suçlamasına da bu açıdan bakmak gerekir. Nitekim bu ikilinin uzun süredir Irak’ın içişlerine karıştıklarını ispat edecek yığınla belge ve kanıtta bulunuyor ve Irak’ta terörün tırmanmasında bu iki rejimin etkili olduğunu ortaya koyuyor.
irib