Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Kürt hareketinin haber ajansı ANF’nin Suriye krizi boyunca cihadist enformatik kanalları aratmadığını ve bu bağlamda dezenformatik haber akışıyla kötü bir sınav verdiğini vurgulamalıyız. Ajans çarpıtma, kaynağı belirsiz bilgi paylaşımı ve cihadist çetelerin sayfalarından aşırdığı manipülatif haberlerle bir ajanstan ziyade başka her şeye benziyor. Mantaliteleri kısaca; Suriye yönetimine karşı kullanılacak materyal olsun kâfi, anlayışından ibaret.
Üç yıl içinde sayısız yalan habere imza atma başarısı gösteren, kurgusal zafer ve çatışmalar servis eden pespaye çizgileri sadece kendi ‘mahallelerinde’ rağbet görüyor. Üç yıllık süreç içinde ciddiye alınan tek bir uluslar arası habere imza atamamış olmaları bu konudaki kötü sicillerinden kaynaklanıyor. ANF, AA’nın kötü bir kopyasıdır.
Ajansın editörleri muhtemelen gazeteciliği düşman gördüğüne dayanaksız suçlamalar yapma darlığında görüyor. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın aleyhinde ne kadar fazla haber geçerlerse o kadar mutlu hissediyor olmalılar kendilerini. Tabi başta da belirttiğimiz gibi kendi ‘mahallelerinde’ dikkate alınıyorlar.
Mizansen bir dille söylersem; ANF Suriyeliler açısından bakıldığında hiç itibar görmüyor. Ajansın haber dili ile cihadistlerin kullandığı argümanları karşılaştırın arada pek fark bulunmadığını gözlemlersiniz.
Suriye denilince ülkeyi bir birinden yatılık üç kırsal ağırlıklı sınır bölgelerinden ibaret sanan camiaya seslendiklerinden kayda değer alan çıkmıyor. Kendilerini dev aynasında gören sorunlu hezeyanik anlayışla habercilik faaliyeti içinde. ‘Rojava devrimi’ angajmanlı akla mantığa ters teorileri sol sosuna bulandırıp servis etmekle de meşguller.
Kendi algı dünyalarında kurgusal devrimler teorize edebilirler, nasıl olsa sorgusuz sualsiz yazılıp çizilenlere inanan bir kitle var. Bu yönüyle aynı ‘mahalleden’ olmadığımızdan bizim önceliğimiz olmuyor devrimleri.
ANF’nin sayısız yalanına bizzat şahit olan, kimi zaman bunu eleştiren bizleri Suriye düşmanı yayın çizgileri ilgilendiriyor. Yalan habercilikte sınır ölçü tanımıyorlar.
Dediğimiz gibi yeter ki ‘rejim güçlerine’ salvo olsun içinde hemen siteye asılıyor haber.
Biraz nostalji yaparak yakın geçmişteki meşhur bir yalan haberlerini hatırlatalım. ANF’nin en meşhur yalan haberi; Esed Halep’te Kürtlere kimyasal bombayla saldırdı başlıklı olandı. İlginçtir bu asparagas haber ÖSO ,YPG, EL Ekrad’ın Halep’te mahalli alanda ortak saldırılara başladıkları dönem ortaya atıldı. Yani ÖSO’ya selam verildi, biz sizden daha yalancıyız manasına gelen skandal habere imza atıldı.
Ajans kimyasal bomba haberini geçerde gazeteleri boş durur mu? Ertesi gün matem anlamında siyah beyaz ana sayfasıyla ‘Esed Kürtleri Kimyasalla Vurdu’ manşetini atan Ö. Gündem gazetesi büyük gürültü koparacağını hesaplarken tam tersi oldu haberin asparagas olduğu aynı gün ortaya çıktı. Büyük balon ellerinde patladı. Kimyasal bomba haberi Kürt hareketine yakın sol gruplara ait birkaç etkisiz derginin sitesinde yayınlandı hepsi bu kadar.
ANF’nin kronolojik yalan akışını gün gün geçtiği sayısız haberini örnekleyerek aktarabiliriz. Bu örnek genel çizgilerinin anlaşılması açısından yeterli.
ANF VE YPG SORUMLUSUNUN YENİ YALANI!
ANF sitesi 18 Nisan 2014 tarihli röportajında Suriye’deki PYD örgütünün silahlı kolu YPG’nin sorumlusu Sipan Hemo ile yalan resitaline yeni bölümler ekledi. ‘IŞİD yenildi, hendekçiler de başarısız olacak ‘ başlıklı uzun röportajda YPG sorumlusu Hemo dayanaksız şekilde AKP’lilerin ağzıyla kurgusal itham ve iddialarda bulundu. Bahsedilen Işid Ypg çatışması hakkında verdiği bilgilerin abartılı ve hayal ürünü olduğunu belirterek asıl dikkatimizi çeken bölümü irdeleyeceğiz.
Kendi güçlerini abartmaya hevesli ve cihadistler gibi yalan söylemeye kodlandığı aşikâr YPG'nin sorumlusu Sipan Hemo ANF'ye verdiği demeçte Kobani'de IŞİD ile yaşadıkları çatışmaya atıfta bulunarak :
''Sonra ortaya çıktı ki bu planın arkasında başta İran ile Suriye rejimi ve kabul etmese de Türkiye vardı. Bunları pratikte kimse yanyana getirmez belki ama ortaya çıktı ki bu güçler vardı. Mesela, Tel Abyad'daki IŞİD grupları Akçakale üzerinden girip Kobanê'ye saldırıyordu. Açık açık, Türk karakollarının gözü önünde bunu yapıyorlardı. Tümüyle olmasa da Türkiye'de bu anlamda planın içindeydi. Bu bilgiler de gösteriyor ki IŞİD, İran ve Suriye rejiminin gizli örgütlenmesidir. Kobanê'ye yapılan saldırılar bu üç devletin IŞİD eliyle yaptığı saldırılardı''dedi.
Komplo teorilerine meraklı olduğu anlaşılan Sipan Hemo YPG ile IŞİD çatışmasını konu ettiği hayali zaferi anlatırken AKP'nin cihadist çetelerle açık işbirliğini çarpıtma gayesiyle Suriye ve İran devletlerini de bu rezil kurgusuna ortak etti. Şu diline doladığı bilgiler nedir somut ortaya koy desek kem küm edecek ama bilerek maksatlı şekilde yalan söylüyor, sıradan insanların bile ilk bakışta yok daha neler diyeceği suçlamalarda bulunuyor.
IŞİD, El Nusra, ÖSO, İslami Cephe vb. hepsi Suriye ve İran devletlerine düşman emperyal merkezlerin ve bölgedeki işbirlikçisi güçlerin örgütlediği ve alenen desteklediği paramiliter çeteler olduğunu herkes biliyorken YPG sorumlusu Hemo kendinin bile inanmadığı yalanları utanmadan sıkılmadan anlatıyor. Dört bir yanımız düşman psikolojisi denebilir lakin böyle değil. Başka politik hesapların, sınır aşırı yakınlaşmaların ürünü bu sözler.
İmralı ile AKP’nin beraber ördükleri sürecin bir yansıması olarak okumak gerekir. Röportaj içeriğinde sözüm ona ‘ Türk devleti’ eleştiriliyor gibi yapılsa da verilen mesaj aksi yönde Suriye ve İran devletlerini hedef alıyor.
YPG sorumlusu Sipan Hemo röportajın ilgili yerinde çarpıcı iddiasını şöyle ifade ediyor: ‘’En son Suriye devletinin bazı gizli belgeleri açıklandı ki bu belgelere göre 1200 İranlı, Suriye kimliğiyle IŞİD'e katılmışlar ve IŞİD'te önemli görevler üstlenmişler.
’’İlk bakışta gizli belge hem de devlete ait belge vurgusu yaptığı için hayret uyandırıyor. Ama konuya vakıf olan bizler açısından gülümseten bir yalandan öte anlam taşımıyor söyledikleri. Hemo bu çaylaklığıyla komplo teorisyenliğinde bizden zayıf not aldı. Hemo’nun uydurduğu gizli belge ( göster denilse kem küm edecek) hadisesi şöyle; Rakka’da IŞİD ile İslami Cephe bağlantılı çetelerin alan hâkimiyeti doğrultusunda giriştikleri kanlı hesaplaşma neticesinde IŞİD rakip çetelerin kontrolü altındaki yerlerin büyük kısmını ele geçerdi.
İçtihat (bombalı eylemler) üzerinden çete karargâhlarını havaya uçurarak rakip çeteleri kovalayan IŞİD’e dönük İslami Cephe kaynakları ortaya karışık İran destekliyor, Suriye yönetimiyle bağlantıları var yalanını servis etti. Yine manidardır aynı dönemde AKP sözcüleri de IŞİD gündemli benzer argümanları sıklıkla kullanmaya başladı.
Yani YPG sorumlusunun ‘gizli belge’ palavrasının kaynağı İslami Cephe ile AKP hükümetidir. Gelelim 1200 İranlı IŞİD militanı iddiasına. Bölgeyi asgari düzeyde de gözlemleyen ve politik-teolojik eğilimlerin farkında olan herkes Selefist tekfirci çizgiye sahip, katı Alevi-Şiafobik anlayışla Suriye’de savaşlarını Alevilere ve Şiileri yok etmek üzerine gerekçelendiren IŞİD’e İranlıların kati suretle yanaşmayacağını aksine anılan çeteye karşı elinden geleni ardına koymayacağını bilir.
Bırakalım 1200 sayısını aklı başında 1 tane İranlı bu cihadist çeteye dahil olmaz. Peki, IŞİD’e ekseri nereden katılım oluyor? Arap ülkeleri, Çeçenistan, Avrupa ülkeleri, Afganistan ve Türkiye. Azımsanmayacak oranda Kürt kökenli cihadist unsurda IŞİD saflarına katılıyor.
Sipan Hemo aynı ANF’deki röportajda yüzlerce IŞİD’li öldürdük, cesetleri elimizde diyor. Bu ifade edilen bilgi yalan ama bir an doğru kabul edip şu soruyu soralım; madem çatıştığınız militanlardan yüzlercesini etkisiz hale getirdiniz, 1200 İranlı IŞİD’li den mutlak suretle birileri bunların arasında bulunuyordur. Elinizdeki o gizli belgeleri ve İran kimlikli 1 tane isim (fotoğraflı) paylaşmak durumundasınız. Yalan söyleriz olur biter deme lüksünüz yok. İddianızı ispatla mükellefsiniz.
IŞİD’in arkasında Suriye devleti var iddianızı temellendirmediğiniz sürece bu yalanlarınızı da her defasında gündeme getireceğiz. Sipan Hemo cihadist çetelerin katliamlarında, cinayetlerinde katledilen Suriye halkına saygısızlık yapıyor. YPG’yi cihadist çetelere karşı tahkim eden, lojistik destek veren ve pratik çatışma alanlarında çoğu zaman ciddi kayıplardan kurtaran Suriye ordusuna ve diğer direnme dinamiklerine vefasızlığını gösteriyor.
Küçük dünyalarında her şeyi benmerkezci gören, üçüncü yılını geride bırakan vatan savunması olmasa bir gün bile ayakta kalamayacak ‘kantonlarda’ hariçten gazel okuyor. Her zamanki gibi ANF’de yalan serenadını sayfasından kendi ‘mahallesine’ servis ediyor.
Ferhat Aktaş/Taha Haber