Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- ABD’nin yeni müdahale konsepti Suriye ve Irak’ta dengeleri değiştirirken, Rojava devrimci güçleri güncel olarak IŞİD ile mücadeleyi önüne koydu. Özgür Gündem’den Hüseyin Ali rehine krizini “danışıklı dövüş” olarak nitelendirdi, IŞİD ile mücadelenin AKP’ye kaybettireceğini, YPG’ye kazandıracağını söyledi
ABD’nin ağustos ayı başında Erbil’e ilerleyen IŞİD güçlerine yönelik hava saldırılarıyla ilk adımlarını attığı Suriye ve Irak’a yeni müdahale konsepti, gerek Suriye gerekse Irak topraklarındaki dengelerde de değişikliklere yol açtı.
Bu değişikliklerden biri de; Obama’nın açıklamasından kısa bir süre önce ilan edilen, büyük oranda YPG’nin denetiminde oluşturulan ve içinde Özgür Suriye Ordusu artıkları ile cihatçı çetelerin çatı örgütü İslami Cephe’nin bölgede arta kalan unsurlarının yer aldığı Burkan El Fırat İttifakı oldu.
Cihatçı çetelerin tampon işlevi görmesi nedeniyle bugüne dek sürekli ve büyük çatışmaların yaşanmadığı Efrîn kantonu, geçtiğimiz günlerde İdlip kırsalında Ahrar’uş Şam isimli çetenin yönetici kadrosunun öldürülmesi sonucu bu bölgede birçok çeteci Türkiye’ye doğru kaçmaya başlamasıyla IŞİD saldırılarına daha açık hale gelecekti. “Ortak Eylem Merkezi” ile Efrîn kantonu önündeki “cihatçı tamponu” dururken, bu bölgede kan kaybeden diğer cihatçılar da ortaklaşarak IŞİD’e yönlendirilmiş oldu.
Kürt hareketinin ABD’nin yeni müdahale konseptine ve AKP’nin krizine ilişkin değerlendirme Özgür Gündem’de Hüseyin Ali imzalı yazardan geldi. Yazıda Burkan El Fırat İttifakı’na ilişkin somut bir açıklamaya yer vermeyen yazar, temel mücadele hattının IŞİD ve IŞİD ile ittifakı nedeniyle AKP iktidarı olduğunu vurguladı.
AKP’nin IŞİD politikasının hem Esad’ı yıkma hem de Rojava devrimci güçlerini ezme amacı üzerinden şekillendiğini söyleyen yazar, Türkiye’nin koalisyona katılmamanın gerekçesi olarak sunduğu rehine krizi hakkında ise şöyle yazdı:
İddia etmiyoruz, gerçeği söylüyoruz. Konsoloslukların bırakılmaması danışıklı dövüştür. IŞİD de Türkiye de bu işbirliğini gizlemek için konsolosluk çalışanlarının Musul’da misafir edilmeleri üzerinde anlaşmışlardır. Öyle ki konsolosluk yetkilileri zaman zaman Türkiye içinde yazışma içinde bile olmuşlardır.
Türkiye IŞİD’e karşı yürüttüğü şu anki politikaya gerekçe yapmak için konsolosluğun orada kalmasını kabul etmiştir. Böyle bir durum hem IŞİD’in hem de Türkiye’nin işine geldiği için konsolosluk çalışanları Musul’da tutulmaktadır. Bunu ABD iyi bilmektedir. Bu nedenle şu anda AKP’nin bu gerekçesine inanmamaktadırlar.
AKP IŞİD’in yenilmesini istemiyor. IŞİD’in saldırarak Rojava Devrimi’ni güçsüzleştirmesini ve oyalamasını istiyor. Yine AKP PKK’yi IŞİD’le uğraştırarak kendi iktidarını sürdürmeyi hedefliyor. Tüm amacı iktidarını biraz daha sürdürmektir. Herhalde çözüm süreci dediği oyalama politikasını böyle sürdüreceğini sanıyor. IŞİD’i bunun için destekliyor. IŞİD’e karşı bu nedenle tutum almıyor.
(…)
IŞİD yenilirse PYD güçlenir, Kürtler Rojava’da güçlenir ve statü kazanır kaygısını taşıyan Türkiye yanlış hesap yapmaktadır. Yanlış hesap Kürtlerin özgürlük iradesi ve mücadelesinden dönecektir. IŞİD’in varlığından kendisinin kazançlı çıkacağını düşünen AKP ve Türkiye IŞİD’le birlikte yenilecektir. AKP ile IŞİD ilişkisini ve gizli ittifakını da kimse yutmayacaktır.
