20 Ekim 2014 - 19:27
Tehlikeli yalnızlık

“Değerli yalnızlık”, ağustos 2013’te dönemin Başbakan Başdanışmanı” İbrahim Kalın’ın, Ortadoğu’da iktidarın ülkeyi içine ittiği dramatik izolasyonu Türk kamuoyu affetsin diye uydurduğu bir sözde kavramdı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- “Değerli yalnızlık”, ağustos 2013’te dönemin Başbakan Başdanışmanı” İbrahim Kalın’ın, Ortadoğu’da iktidarın ülkeyi içine ittiği dramatik izolasyonu Türk kamuoyu affetsin diye uydurduğu bir sözde kavramdı.

Kalın, “değerli yalnızlığı” yazdığı şu tvit ile takdim etmişti:

“Türkiye Ortadoğu’da yalnız kaldı’ iddiası doğru değil ama eğer bu bir eleştiri ise o zaman söylemek gerekir. Bu, değerli bir yalnızlıktır”.

Kalın’ınki alay konusu olan, başarısız bir “spin doktorluğu” denemesiydi.

Gerçekte kötü ve zararlı olan bir durumun sanıldığı kadar fena olmadığı ve hatta iyi bile olduğu hususunda halkı ve etrafı inandırmak için yapılan numaralara, siyasal iletişimde “spin doktorluğu” deniyor.

“Değerli yalnızlık” ayrıca başarısız bir kavramlaştırma çabası olarak kaldı. Çünkü dış politikada yalnızlık, ittifaklar kuramamanın ve uluslararası kuruluşları harekete geçirememenin, başka bir ifadeyle geçerli politikalar üretmiyor olmanın ifadesidir ve bunun mazur gösterilecek bir yönü yoktur.

Tvitin yazılmasından bir yıl sonra Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, “değerli yalnızlık” müellifi başdanışmanına büyükelçi unvanı verdi ve “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı” olarak atadı.

Bu arada Türkiye’nin Ortadoğu’daki yalnızlığı daha da derinleşti.

Ve yalnızlığımız cihanşümul bir hal almaya başlamış olmalıydı ki 2008’de üye ülkelerin büyük teveccühüyle elde ettiğimiz BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğini iki yıllığına bir kez daha almak için girdiğimiz seçimden yüz kızartıcı bir yenilgiyle çıktık.

Diğer taraftan iktidar cenahı da Kalın’ın “değerli yalnızlık” tezviratını anlaşılır nedenlerle benimsemedi; unutmak ve unutturmak istedi.

Biz tabii ki unutmadık. AP iktidarının bu dış politikayla ülkemizi yalnızlığa sürüklediğini zaten yazıp söylüyorduk; iktidardan birinin vaktiyle bu yalnızlığı süsleyip püslemeye teşebbüs ettiğini, sözcüğün her telaffuzunda tabii ki hatırlayacaktık.

Geçen hafta sonu Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi’nin (EDAM) Bodrum’da bu yıl onuncusunu düzenlediği uluslararası yuvarlak masa toplantısına katıldım ve gördüm ki “değerli yalnızlığımız” dünyada da  unutulmamış… Hatta unutulmamak şöyle dursun, Türkiye’nin IŞİD karşıtı koalisyona katılmaktaki isteksizliği bağlamında bu “yalnızlık” doğru sıfat tamlamasıyla kullanılır olmuş.

Toplantının bir oturumunda konuşma yapan bir Batılı güvenlik yetkilisi “değerli yalnızlığa” nazire yaparcasına şöyle sordu:

“Türkiye tehlikeli bir yalnızlığa mı sürükleniyor?”

Soru da doğruydu, kavramsallaştırma da…

Önceden düşünülmüş taşınılmış ve bu mesaj verilmek istenmişti.

“Yalnızlık” Türkiye’nin bölgesinde ve dünyadaki konumunu tarif etmek için kullanılacaksa, o zaman açıkça ifade etmek gerekir. Bu tehlikeli bir yalnızlıktır.

Türkiye’nin yalnızlığı illa bir sıfatla tamlama yapılarak tarif edilecekse, doğrusu “tehlikeli yalnızlık” olur.

Türkiye’nin yalnızlığı IŞİD tehdidi ile birlikte değerlendirildiğinde tehlikeli bir hal almaktadır.

Çünkü AKP Türkiye’sinin IŞİD’le mücadele etmekteki isteksizliği kendisini Batı ittifakı nezdinde ve genel olarak uygar dünyada yalnızlaştırırken, diğer taraftan Kobani savaşının akıbetine bağlı olarak ülke içinde barışı tehdit etmektedir.

Dünya ve en başta NATO müttefiki ABD’nin IŞİD saldırısına karşı hava gücüyle destek verdiği ve bu şekilde meşrulaştırdığı PYD’yi Ankara’nın hala PKK’ya eş değerde terörist olarak takdim etmesi de bu tehlikeli yalnızlığı artıran bir faktördür.

Kadri Gürsel

Ekler