Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Ayetullah Nuri Hamedani, âlimlerin peygamberlerin varisleri olduğunu ifade eden rivayetin şerhinde şunları söyledi: Bu rivayette sözü geçen mirasın anlamı geneldir. Yani ilmi, ahlaki, manevi ve hatta mali mirası kapsamaktadır. Peygamberlerin özelliklerini okuduğumuzda onların tağutlara karşı savaştıklarını görmekteyiz. Nahl suresinin 36. ayetinde şöyle geçmiştir: “her ümmete, ‘Allah’a ibadet edin ve tağuttan kaçının’ diye bir peygamber gönderdik.” Bu ayet de gösteriyor ki peygamberler tağuta karşı savaşmışlardır. Kur’an-ı Kerim’de yedi yerde tağut kelimesi geçmiştir. Allame Tabatabai el-Mizan Tefsirinin 2. cildinde (s.362) tağut hakkında şu manayı zikretmiştir: Tuğyan edilmesi ve haddin aşılmasına sebep olan her şey tağuttur. Yani Allah dışındaki her mabut tağuttur; ister şeytan olsun, ister put olsun veya Yüce Allah’ın itaat edilmesine izin vermediği başka bir şey olsun, fark etmez, hepsi tağuttur.
Ayetullah Hemedani sözlerini şöyle sürdürdü: Kur’an’da üç çeşit tağuttan söz edilmiştir: Siyasi tağut, iktisadi tağut ve kültürel tağut. Firavun siyasi tağut örneğidir. Toplumda yönetici konumunda olan, halkına zulmeden, kendisini Allah’ın yerinde konumlandıran ve insanları baskıyla kendisine itaate zorlayan her idareci Kur’ani açıdan tağuttur. İktisadi tağutun örneği olarak Kur’an’da Karun’dan söz edilmiştir. Elindeki servet ve malı insanların saadeti için kullanmak yerine onu bir zulüm aracına dönüştüren herkes bu manada bir tağuttur. Kültürel tağut ise Kur’an’da “ileri gelenler” anlamındaki “mele” kavramı ile beyan edilmiş kimselerdir. Bu tür kimseler tağut yöneticilerin etrafında öbeklenen ve onlara danışmanlık sağlayan kimselerdir. Kur’an’da bu ifade 22 defa zikredilmiştir. “Mele”, siyasi tağutun başına pervane olup fikirsel anlamda onu ilerleten sözde entelektüel kimselerdir. Bu kimseler her dönemde tağutların insanlar üzerindeki tahakkümünü daha da güçlü kılabilmesi için halkla tağut arasında köprü görevini üstlenmişlerdir…