2 Aralık 2014 - 06:29
Mezhep diktatörlüğü olan iktidar Suriye’de mi Türkiye’de mi?

Hegemonya Hayallerinin Gölgesinde Alevi Açılımı

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Sovyetler sonrası oluşan denge boşluğunun doldurulması, Ortadoğu petrolleri ve enerji koridorlarının kontrolünün sağlanması, İsrai’lin güvenliğinin korunması için BOP adını verdiği projenin, başarısız Irak ve Afganistan işgalleriyle zedelenen imajı, ekonomik ve askeri maliyetin yüksekliği projede revizyon zorunluluğunu doğurmuştu.

Atlantik hegemonyasının baskın aktörü Amerika Birleşik Devletleri arzuladığı düzenin kurulabilmesi için Genişletilmiş BOP (G-BOP) olarak gerçekleştirdiği revizyon sonrası yük paylaşımı yoluna giderek, maliyeti nüfuzu altındaki rejimlere yüklemek, oluşabilecek muhtemel dirençlere karşı meşruiyet sağlamak adına alt hegemonların gerekliliğine ihtiyaç duymuştu.

Ortadoğu’da Amerikan hegemonyasına direnç gösterebilecek Şii Yönetimler-Örgütler karşısında, yeni Osmanlıcılık nostaljisi ile iç ve dış siyasette dindar- emperyal geçmişiyle barışmanın, eski bakiyesi ve hinterlandı olarak gördüğü Balkanlardan Ortadoğu’ya-Kuzey Afrikaya Sünni Osmanlı tarih havzasına dönülmesi gerektiği söylemleriyle politik dönüşüm kurgulayan; Yumuşak güç olarak Atlantik cephesi ve baskın hegemon Amerikanın ulaşamayacağı yerlere bölgenin diliyle girebilecek olan derin strateji, eylemsel olarak batı ve İsrail yandaşlığını, söylemsel karşıtlık ve sansasyonel atraksiyonlarla perdeleyebilecek kadar yetenekli ılımlı İslamcı Türkiye ideal bir Alt Hegemon olarak G-BOP ‘da Eşbaşkanlık göreviyle üst hegemonun paraleli konumuna getirilmişti.

G-BOP un Arap Baharı olarak Tunus ’tan başlattığı bölge dizaynı Libya, Mısır derken kısa sürede ulaştığı Suriye sahillerinde bekledikleri direnç karşısındaki başarısızlık sonrası, farklı manevralar için gerek uluslararası gerek iç kamuoyunda gündem değişikliği ile hem yaşanılan hayal kırıklıklarını hem de yeni revizyonları perdeleme yoluna gittiyse de sonuç istedikleri gibi olmadı. Cenevre görüşmeleri, öncesinde uyguladıkları “ Guta’da kimyasal saldırısı, 50 Bin katliam resmi” gibi. 

Kusayr'dan Amirli'ye, Halepten Nubbul-Zahra’ya hemegonya savaşında Direniş Cephesinin savunmasında önemli bir kilometre taşı olan Halep’in terörden temizlenmesi, Irak’ta önce durdurulan sonra geri püskürtülen IŞİD saldırılarından sonra gündeme alınan Teröre karşı uluslararası koalisyon senaryosunun da perdeleme gündemlerden biri olduğu, Kobani gibi bir kasabada üç aydır yaptıkları bombardımanların sonuçsuzluğuyla ortaya çıkmıştı.

“Alevi Esed, Şii Irak” söylemiyle bölgesel mezhep savaşının yaratılmasında aslan payına sahip olduğu müttefikleri tarafından yüksek sesle dillendirilen Türkiye’nin yeni sürüm gündemi; Alevi Açılımı. Davutoğlu'nun ardından Bahçeli'nin de Tunceli gezisi sonrası devam eden polemikler ve Sarayın ilk ziyaretçisi olma onuruna kavuşan Papa'nın ziyaretiyle kamuoyunun gündemini belirleyenlerin, Direniş cephesinin Halepte batı adına vekalet savaşı yürüten yağmacı teröre karşı son zaferini “ korkulan oldu Esed Halep’ i kuşattı “sızlanmalarını kamufle etmek için yaratmış olabilir mi? 

Laik-Sünni-Türk olmanın birinci sınıf vatandaş olmak için koşul olduğu Eski Türkiye’den Muhafazakar Sünni Türk olmaya evrilen yeni Türkiye’de açılımcılık geleneğine dahil edilenAlevi açılımının da öncekiler gibi söylenilenin başka amaçlanın başka niyet taşıdığı aşikar.

Suriye’de Azınlık Alevilerin çoğunluktaki Sünnilere hükmettiğini, "Irak ordusunun tamamı Şiilerden oluşuyor" idda ederken, Alevi Cumhurbaşkanlı Suriye’de Başbakan Sünni, 18 validen 17 si Sünni, kabinedeki bakanlıkların 27’si Sünni, kamudaki devlet memurlarının oranı hakeza aynı şekilde Sünni... Ama Türkiye'de Aleviler/Şiiler nüfusun beşte birini oluşturuyorken bir tek Alevi bakan, vali, emniyet müdürü, genel müdür yoksa mezhepçilik yapan, mezhep diktatörlüğü olan iktidar Suriye’de mi Türkiye’de mi?

Ama Aleviler Açılımdan umutlu sayın Başbakan! Daha şimdiden Hacıbektaş’ta müzeye girişi ücretsiz yaparak başladınız ya gerisi gelir! 

Demokrasi açılımı-kürt açılımı-Alevi açılımı… Bu ülkede rejim biraz da kendi gözündeki merteği görmeli. Açılıma , sorgulanmaya muhtaç olan Sünni anlayıştır beklide.

Hangi Sünnilik?

Sünnilik, İslam içi mi/dışı mı?

Sünnilik, selefilik, vahhabilik; aynilikleri ve farklılıkları açılım ve sorgulama konusu olmalı.

Bir heyula ile Irakta yağmaya girişen Hilafet çetesi IŞİD için “Öfkeli kalabalık” diyen Davutoğlu “Sünni devrimi yapacak kahramanlar” diyen İslamcı yazarlarıyla, Üst Hegemonya tarafından Suriye ve Irak’taki yağma savaşının yenilgisinin neden sadece kendi üzerlerine yıkıldığının kritiği ile başlayabilirler… 

Sünni Açılımı için G-BOP savaşında yanlarına aldıkları siyasi yelpazenin lüzumsuz yeşilliği Sol’dan -ki onlar barda rakının dibine vurup Bangladeş’li tekstil işçilerinin sorunlarını çözebilecek kadar mahirdirler- temsilciler olmalı. Nalını sökmek için ölmüş eşek arayan Hegemon sever alt hegemon HDP'den Kürt temsilciler ve bin yıllık meseleyi çocuklara “Yavuz İsmail” ismi koyarak çözebilecek kadar pratik zekâlı Bahçeli de bu açılımın içinde olmalı mutlaka. Nede olsa her biri Üst Hegemonun yarattığı Alt Hegemon Sünni bloğun parçaları.

Atakan YILDIRIM

Ekler