Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Suriye ordusu ve müttefiklerinin son günlerde Halep'teki başarıları, terörist gruplar arasındaki yoğun iç çatışmaların yoğun bir şekilde tekrardan yaşanmasına neden oldu. Büyük bir hezimet yaşayan bu gruplar başarısızlığın kaynağı olarak birbirlerini gösteriyorlar.
Gözler Suriye'nin güneyinde Deraa ve Kunaytra kentlerine çevriliyken Suriye ordusu ile müttefik güçlerin kuzeyde başlattığı sürpriz harekat isyancı örgütleri dağıtmakla kalmayıp onların arasındaki iç sorunları, biribirilerini hezimetten sorumlu tutmalarını ve karşılıklı töhmetleri savurmalarını doruğa çıkarttı.
Gerçi Suriye'deki gelişmeleri takip edenler için bu sürpriz bir şey de sayılmaz. Daha bir ay önce Şam'ın doğu kırsalındaki Duma kentinde 'İslam Ordusu' örgütü lideri Zehran Alluş, Suudi basınının kampanyasına maruz kalmıştı. Kampanyanın başını çeken Londra'da çıkan ve Suud ailesinin fonladığı el-Hayat gazetesi Zehran Alluş'u dört muhalif 'aktivist'i kaçırmak, değeri bir milyar Suriye lirası olan bir cephanelik deposunu soymak, yönetime yakın bir işadamından 400 bin dolar rüşvet almak, bir hava savunma sistemi olmasına rağmen Suriye hava kuvvetlerinin uçaklarına karşı kullanmamak, haraç kesmek, fabrika ve işletmeleri soymak ve diğer 'devrimci' birliklere karşı kötü davranmakla suçlamıştı. Belliki bu kampanya derin olumsuzlukların sadece su yüzüne çıkan kısmıydı. Örgütü Suudi Arabistan'da hayata gelen Alluş, Şam sivil yerleşimleri onlarca füzeyle bombalayarak kendini Suudilere karşı aklamaya çalıştı.
Kuzeyde ise 'Nusra Cephesi' örgütünün 'Suriye Devrimcileri' örgütünü tasfiye etmesi, lideri Cemal Maruf'u Türkiye'ye kaçmaya zorlaması hafızlarda tazeliğini korumaktadır.
Halep'te son operasyona Suriye yönetimi yanlısı kesimlerinden sonra en fazla sevinen kesim kısa süre önce Halep'ten güç çekip doğuya takviye göndermek zorunda kalan IŞİD olsa gerek. Sosyal medyada 'Şamlı Cephe' örgütünün geri çekilmesiyle alay etmek, çok geçmeden örgütün lideri Abdulaziz Selame'nin Suriye devletinden para aldığını öne sürmeye ulaştı. Buraya kadar sahada Suriye ordusu ve müttefik güçlere bir şekilde karşı koymaya çalışan örgütlenmelerden ses seda yoktu. Lakin öğlene doğru hezimetten dolayı birbirlerini sorumlu tutmakla müzmin âdetlerine ne kadar bağlı olduklarını gösterdiler.
İlk olarak Hazm Hareketi'ni Nusra'nın tasfiyesinden korumak amacıyla saflarına alan Şamlı Cephe, Hazm hareketini eleştiren bir bildiri yayınlayıp onun sahadan kaçtığını, dolayısıyla saflarından attığını bildirdi.
Bilmukabil Hazm Hareketi, Şamlı cepheye ismini vermeden yanıt verdi. Çıkardığı bildiride sahada 'Nusayri Düşman'a karşı direnmeye devam ettiğini, ama öbür birliklerin onun çağrılarına kulak vermediğini ve dolayısıyla 'Nusayri Düşman'ın ilerleme kaydettiğini ileri sürüp Handerat cephesi komutanına geri çekilmek zorunda kaldığını bildirdiğini açıkladı ve birinci suçlunun Nusra olduğunu ilan etti.
Nusra Cephesi de geri kalmayıp aynı günde çıkardığı bir bildiride Şamlı Cephe'ye Hazm Hareketi'ni korumaktan vazgeçmesi ve 'Müfsitler'e sınır koyması için çağrı yaptı. Hazm Hareketi'ni kendisine bağlı bazı unsurları kaçırmakla suçlayan Nusra, Şamlı Cephe'den onları serbest bırakma sözünde durmasını istedi.
Görünene göre Nusra'nın bu davranışı bazı Şamlı Cephe yöneticilerini rahatsız etmiş ki, kendi örgütlerinin Hazm'a karşı yayınladığı bildirinin sahte olduğunu iddia ettiler. Böylece anlaşmazlıklar Şamlı Cephe'nin içerisine yayıldı.
Gelişmelerle paralel bir şekilde muhalif el-Mihver kanalı spikeri Musa el-Ömer, Twitter hesabındanŞamlı Cephe'nin dağılacağına ve Türkiye'nin baskısıyla Nusra ile Ahrar-uş Şam'ın birleşeceğine dair bilgi olduğunu öne sürdü.
El-Cezire kanalı tarafından eğitilip Suriye isyancıları lehine bir sürü 'Basın Bürosu' kuran gazeteci Eymen el-İbrahim, tam da bu sırada 'Taassup Mikropu' başlıklı bir makale yayınladı. Makalesinde el-İbrahim, isyancıların devamlı birbiriyle sürtüşmelerini, uzlaşmamalarını ve örgütlerini tapınan birer puta dönüştürmelerini eleştirdi.
Suriye Kurtuluş Cephesi, İslami Cephe, Birleşik Suriye Cephesi, Suriye Devrimciler Cephesi ve Şamlı Cephe'ye kadar bütün çatı örgütlenmelerin başarısız olduğunua dikkat çeken el-İbrahim, bunun bir yandan IŞİD'in yayılışına, diğer bir yandan da rejime karşı kırılmaların yaşanmasına neden olduğunu kaydetti.
Yan yana savaştığı birliklerle uzlaşamayan birliklerin nasıl bir devlet kurup halkı yönetebileceklerini soran el-İbrahim, bazı unsurların birbirlerini cüzi meselelerde bile tekfir ettiklerini belirtti.
El-İbrahim örgütsel taassubun rejimin yayılmasına, çok sayıda can kaybı verilmesine ve bir sürü çatışmanın kaybedilmesine neden olduğuna dikkat çekti.
İşin trajikomik taraflarından birisi, bazı isyancıların Şamlı Cephe lideri Abdülaziz Selame'nin bu hayatî günlerde üçüncü defa nikah kıymasını sert bir dille eleştirmesi oldu.